• 21 Ekim 2015, Çarşamba 0:00
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

TAŞ ATAN ÇOCUKLAR (1)

Merhaba Sevgili Dostlar,

Bu yazıyla beraber sizlerle “taş atan çocuklarla” ilgili bir çalışmamı paylaşmak istiyorum. Doğduğunda sevindiğimiz bize cennet gülü gibi kokan yavrularımız, ailemizin ocaklarımızın şen şakrak gülleri; zamanla, en başta ailelerin ihmal ettiği çok çeşitli sebeplerle yeri geliyor, kendi ebeveynleri olmak üzere kimseyi tanımaz hale gelebiliyor ya da kendi ülkesine değerlerine düşman hale getiriliyor. Burada eğitim sistemi elbet önemli. Âmâ ailede verilen edep değerler eğitimi hepsinden daha çok önemli. Okula gitmesi gerekirken sokakta boy gezdiren çocuklar kimin pençesine düşüyor ve kimler bundan bir şeyler bekliyor. Âcizane değinmek istediğim konulara atıfta bulunarak; birçok eksikliklerle beraber sizlerin geniş görüşlerine sunuyor ve iyi okumalar ve iyi değerlendirmeler, istifadeler diliyorum.

Dünyanın ve insanlığın adeta buhranlara sürüklendiği ve bunalımlarla karşı karşıya kaldığı bir dönem de bulunuyoruz. Genç, ihtiyar, çoluk çocuk hepsi bu bunalımlardan etkilenmekte, sahip olduğu ruh dünyasının zenginliği ya da darlığı nispetinde de bunlara karşı koymaya çalışmaktadır. TV’lerde boy gösteren bazı psikolog ya da psikiyatrist ünvanlı,  kariyer sahibi kişiler de, toplumda oluşan bunalımların çözümü konusunda ilmi açıdan yaklaşımlarla, hastalığı tespit etmeye ve ilerlemesine engel olacak tedbirleri sıralamaya gayret ederler. Elbette bunun ilmi yönünü ele aldığımız gibi, toplumsal hastalıkların çözümü konusunda çocuğun psikolojisini etkileyecek olan ruhi/manevi tarafını da ele almak ve çözümü bu endekste sürdürmek gerekir. Şu unutulmamalı ki; çözüm ortaya koyanların ya da önerenlerin bizzat kendisinin ruhen, fikren manen sağlıklı ve karakterli bir yapıya sahip olması gerekir.

                Toplumların sağlıklı bir yapıya kavuşması sağlıklı nesillerle mümkündür. Sağlıklı nesiller, sağlıklı ailelerle ve o ailelere ilahi bir hediye olan çocuklarla ve onların iyi yetiştirilmesiyle sağlanır. Tabi bu toplumsal yapının; bireylerin hak, hukuk, düşünce ve değer yargılarına sahip çıkan onu önemseyen kanunlarla korunması, herkese gerçek adalet terazisi ile yargı görevini yerine getirmesi, toplumsal bünyeyi sağlamlaştıran diğer tedbirleri de oluşturacağı bir dizi yeni yapılanmalarla sağlama alması gerekir. Kısaca insana değer veren ve ona şahsiyet kazandıran onu geleceğe hazırlayan donanımlara sahip olması konusunda; insan merkezli bir sistemi uygulamaya koyması gerekir.

                Ülkemizde gün geçmiyor ki; TV’lerde izlettirilen haberlerde çocuk yaşta olan daha kanunen  reşit bile olmayan kişilerin güvenlik güçlerine karşı hiç düşünmeksizin sanki bir eğlencenin içindeymiş   gibi taş fırlattıklarını, Molotof kokteyli attıklarını, cam çerçeve indirdiklerini arabaları yaktıklarını,kimilerinin hızını alamayıp kaldırım taşlarını söktüklerini ağaçlara yeşil alana zarar verdiklerini  görmekteyiz.   Ben Filistin’ de  kendi öz yurdunda terör devleti Yahudi İsrail askerlerine karşı;  can mal ırz ve namuslarını korumak için,onları haksızca  işgale uğrayan topraklarından çıkarma mücadelesinde, attıkları  taşlarla kovmaya,sindirmeye ve emperyalizme dur demeye ,ölümü göze alarak en yeni ve modern  silahlara karşı  göğsünü gere gere korkmadan mücadele etmesini anlayabiliyorum.Fakat  bizim ülkemizde; dışarıdaki işbirlikçilerden beslenen,içerdeki zavallıların güya iyi bir iş yapıyormuşcasına  resmen ülkemizi felakete sürüklemeleri karşısında kılını bile kıpırdatmadan ve üstelik pişkinlikle   demokratik mücadele adı altında,ne denli bir açmazın içine girdiklerini ve bir girdaba kapıldıklarını,    ülkemizi   anarşi ortamına doğru götürdüklerini,fakat bunu bilerek görmemezlikten geldiklerini söylem ve eylemleriyle insanı çatlatacak noktaya getirdiklerini,bu ülkede yaşayan sağduyu sahip herkes   görmektedir,onlarındışında.Üstelik tamamen terör odaklı bir beslenmeyle bu işi,emir aldıkları kişi,  örgüt,devlet veya diğer güruhların gözleri önünde korkusuzca sergilemektedirler.Tabi bu durumdan   memnun olanlarda yok değil,basireti duranlar  için.

                Bu ülkede kurtuluş savaşında tüm insanımız elele,işbirliği içerisinde genç ihtiyar çoluk çocuk   demeden cepheye mermi ve malzeme taşıdıklarını ve yurdunu işgal edenlere karşı şerefli bir mücadele  verdiklerini   bilmekteyiz,hem de düşmanın anladığı dilden.Şimdi ne oluyor ki daha dün düşmanlara karşı   birlik ve beraberlik içerisinde mücadele verdiğimiz omuz omuza durduğumuz dirsek  teması halinde   olduğumuz kız alıp verdiğimiz akraba ve kan bağı kurduğumuz bu insanlar,sanki bütün bunları unutmuşcasına kökü dışarıdan beslenen ve içerden onların oyunlarına alet olan birer maşa konumunda  olduklarını ve tehlikeli bir viraja doğru yol almaya çalıştıklarını,fark eder durumda değiller.Söylem ve  filleriyle sürekli toplumu germeler,beslenen  kin, atılan  nifak ve fitne tohumları, ülkede huzur ve ilerlemeyi engelleyici bir belirsizliği şümullu hale getirmekte ,tuzukurular ise keyif çatmaktalar.Düşünün    bir kere; eylem yapan, çoluk çocuk demeden katliamlarda  bulunan ve kanla beslenen,ve katliamını da; ben istersem devam ederim,istersem ara veririm diyecek  kadar, kafa tutarak  mesaj vermeye kalkışan,gözünü kan bürümüş  canavar ruhlu,  ermeni işbirlikçisi ve dış desteği ağır basan,bu  terör  örgütü ile,malum kişiden, içerden aldıkları emirlerle hareket edenler; - efendim örgütle ve onun temsilcileri ile masa başına oturup bunları konuşalım deme cesaretini dahi göstermekte,ve o şahsı   temize çıkarmaya çalışmaktadırlar.Ülkemiz adım adım paylaşılma  ortamına doğru yol alıyor,gerçekleştirilemeyenSevr,yeniden ve bir kez daha Türkiye’nin önüne konulmaya,içine düşürülecek kaos   ortamından yararlanılmaya ,hatta elini kolunu bağlamaya çalışılarak istediklerini koparma gibi bir lükse  sahip olmaya ve etkisiz hale getirilmeye çalışıldığı bir gerçektir.Suni olarak Avrupa dünyası ve    Çarlık Rusya’sı tarafından ortaya atılan Ermeni Meselesi gibi.Rusya bizim ülkemizdeki Ermenilere   hak  hukuk iyileştirme gibi taleplerde bulunurken,kendi ülkesinde Ermeniler adam yerine bile konulmuyor,   hak,hukuk gibi kavramlara,acaba bu nedir ki ! Gözüyle bakıyorlardı. Bizler bu gerçeği iyice anlamalıyız.  Dış güçler ülkemizin büyümesini ve gelişmesini istemiyorlar,çünkü biz onların gözünde hala Osmanlıyız,hala Müslümanlığın temsilcisi ve kalesiyiz.İslam kültürel coğrafyasında,diğer kültürel bağlarımız bulunan ülkeler nezdin de hala bize ağabey ve lider ülke gözüyle bakılmaktadır.Ortadoğu,Kafkaslar,ve balkanlar dikkat ederseniz bütün kargaşa ve karmaşalıklar buradan çıkar.Öyleyse dış emperyalizmin oyununa gelmeden,kendi içimizde sorunları halletmeliyiz,yeter ki onlara fırsat vermeyelim.Yani   onlar gölge etmesinler.Tabi bu bizim idrak ve sezgimiz.Oynanan oyunların farkına vararak doğru adımlar atmak ,doğru teşhislerde bulunmak  ve   ülke bütünlüğünün ve güvenliğinin sağlanmasını     ön planda tutmak basiretli olmaya gerektirir. (devam edecek)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık