• 05 Nisan 2017, Çarşamba 8:00
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİ

Ülkemiz 16 Nisan’da büyük bir sınavdan geçecek. İnsanımız kendi yönetim sistemi hakkında son sözünü söyleyecek ve kararını verecek. Şimdiden evet oylarının hayır düşünenlere göre önde olduğu yapılan ön anketlere göre kamuyla paylaşılmaktadır. Tabi bunlara bakarak kendimizi yolumuzdan uzaklaştıracak ve asla hata kabul etmez gevşemelere kapılıp kalmayacağız. Her ne kadar rakamlar birer numune gösterge olsalar da kararsızlar ve diğer kalan kesimlerdeki düşünce değişiklikleri her şeyi etkileyebilir düşüncesiyle sonuna kadar kararlı bir şekilde tavizsiz 16 Nisan’a kadar çalışmak ve aydınlatma platformu oluşturarak bu sistemi genel hatlarıyla vatandaşa anlatmak/izah etmek gerek.     Gerçi bizlerde şu vardır,bilinçlenme evet her ne kadar giderek artan bir trend yakalasa da toplumsal bazda halen sorgulamadan anadan atadan babadan görme gelenekçi bir yapının izlerini bilhassa kırsal kesimde görmek mümkündür.Hele geleneklerine sıkı sıkıya töre adı altında bağlı toplumlarda baştaki liderlerinin oyu tüm ona bağlı aşiretin oyu olarak yansıma yapmaktadır.Velhasıl hepimiz bu davaya gönül verenler olarak,içeriden ve dışarıdan gizli emelli oyun peşinde koşanlar ve bu üzerimizdeki vesayetçi gücü kaybetmek istemeyenlerin iş birlikçi maşaları vasıtasıyla toplumu olumsuz yönde etkileyecek her türlü hareketi yapabilir olduklarını unutmamak gerekir.Artık sözde dost gözüken batılı AB ülkelerinin ve ABD’nin gözle görülür elle tutulur bir dost ve müttefik olmadığı tamamen ve net bir şekilde gün yüzüne çıktığı bilinmektedir.Bu aslında yeni bir şey değildi.Lakin bizdeki bu milli heyecana ve kendine gelmeye yönelik kararlı kati ve kavi değişiklik batılı toplumları ve ABD’yi iyice gerdi. Onlar belki de bunu bu kadarını beklemiyorlardı ve onlar hesaplarının bu kadar bozulabileceğini tahmin etmiyorlardı. Şöyle ki bizi kendi evimizde kendi ülkemizde vurmaya kalkan bunu gizli el altından bize ihraç ettiği sistemiyle sürdüren yapılanmasını öve öve bitiremeyen, lakin böyle bir uygulamanın yaklaşık yüz yıllık deneyimden sonrası bize ayak bağı olmaktan başka ve bizi enerjimizi durdurmaktan boşa harcatmaktan ve kardeşi kardeşe kırdıran yapılanmalara yol açmaktan başka bir işe yaramayan sistemlerinin artık bünyemize uymadığı ve kendi geleneksel yapımız içerisinde bize uyan ve toplumunda tüm fertlerini kucaklayan liderli vasıflı karakterli ve özverili bir toplumsal kamu hukukunu öngören bir yapılanmanın düşünülmesi Avrupa’yı tabir caizse kavimler göçü gibi dalgalandırdı.

Bütün batılı kefereler kendi kulvarlarında önüne çıkan en büyük engelin biz Türkler ve Türkiye olduklarını bildiklerinden Osmanlı mirası ve külleri üzerinde onun geleneksel toplumsal yapısından uzak tutma gayretleriyle bize sunulan çağdaşlık reçetelerinin slogan şablonları altında göz boyama neon ışıklarıyla bir müddet oyaladılar. Fakat bu ne zamana kadar sürecekti ki. Sonuçta ne mızrak çuvala sığdı ne de güneş balçıkla sıvanamıyordu artık. Besbelli ki Türklerin karşılarında bir gün dikileceğini geçte olsa anlayan batılılar bu sefer kendi içimizdeki hainlerle bizi durdurmaya çalıştılar şükür ki başarılı olamadılar.

Avrupa ülkeleri bize karşı olan düşmanlıklarını artık gizliden aleniye çevirdiler ve şimdi saklama gereği duymuyorlar. Onlar bizdeki referanduma kilitlendiler. Kendi ülkelerindeki evet karşıtı hayırcılara tüm imkânlarını seferber ederken bizim bakanlarımızın milletvekillerimizin daha doğrusu evet için çalışan çabalayan başta hükümet yetkililerimizin hiç birine kendi ülkelerinde yaşayan soydaşlarımızla bir araya gelmelerini akla hayale gelmeyecek sudan sebeplerle engelledirler. Bu onların asla iyi niyetli olmadıklarını ve onların tanımlamalarıyla söylersek, demokratik davranmadıklarını gösterir. Kendi düşüncesinden olmayanlara karşı gösterilen sözde barışı ve huzuru sağlayacak olan demokratik hakları kullanma konusunda nasıl bir iki yüzlülük çizdikleri ve bunların asla insan ve hukuk merkezli olmadıkları tam bir vahşi sömürge ruhu taşıdıkları ve İslam düşmanı oldukları gün gibi ortadadır. Avusturya, kötü yunan, çorbacı Bulgar ve aşağılık ülke Hollanda, hatta İsviçre dişini gösteren ve acısını dışarı atan bir format sergilediler. Eeeeee şimdiye kadar Avrupa’lıyı medeni lanse edipte onlara olan hayranlıklarını gizlemeyenlere ne demeli ki? Bunlar onların sanki içerdeki büyükelçileriydi.       Şimdiye kadar alkış tuttular. Avrupa hayır diye şu anda biz Türklere karşı direniyor, ama içimizde bile henüz kendi gerçeğini yakalayamamış ve olan biteni dar bir çerçeveden takiple geleneksel bir particilik anlayış ve zihniyetiyle sadece Sn: Cumhurbaşkanımız düşmanlığından çekememezliğinden dahi kıskançlığından kaynaklanan ve batı sisteminin laikçi tablosuna hayranlık duyan bazı zihniyetlerinde, batılı düşmanla aynı safta yer aldıklarını görmekteyiz. Gerçi onlar bizim bakışımız yaklaşımımız farklı deseler de sonuçta bugün onu savunanlar kendi cephelerinden ayrı bir bakış fırlatsalar da nerede birleşiyorlar ve enerjilerini topluyorlar. Düşünün gezi olaylarında da dış destekli ve içerden söz fiil ve eylemleriyle onları savunan maddi manevi yardımda bulunan ve hepsinin de aynı hedefe kilitlendiği bir platform oluşturmuşlardı. Bu tezgâhı kim ayarlamış? Kim ülkemizi çıkmaz bir yola sürüklemek istemiş? Kim hangi ayak oyunları ile durdurmak tökezletmek ve gerisin geriye döndürmek istemiş? Hepsi artık belli değil mi? Bu kadar netlikten sonra hala hayır diyorsan ve bu gerçeği görmezden geliyorsan bil ki Türkiye sevdalısı değilsin. Hani söz konusu vatan olunca gerisi teferruat oluyordu. Bu zaman o zaman değil mi?

Şu hayırcılara diyorum ki; Batılılar, Almanya, Hollanda, Avusturya ve diğerleri neden bizdeki sistem değişikliği ile bu kadar alakalılar ve niye Hayır diyorlar? Onların bakış açılarını bir yakala, sorgula, senin ülken için vatanın için bu güne kadar düşmanlıklarını el altından yapıp şimdi alenen saklamayanlar Müslüman Türk’e niçin engel olmak ve kendi sistemi ile ilgili olan bir meselede nerdeyse içişlerimize müdahale etmek istiyorlar?

1974 yılında biz Kıbrıs harekâtını yaptığımızda tüm batılı bizim karşımızdaydı ve ambargo uyguladılar.    Niye yaptılar bunu? Bizim büyümemizi ve eskimeyen yönümüz olan şuurlaşmamızı istemiyorlar. Onlarda biliyor ki; Kendine gelen Türk’ün önünde kimse duramaz. Kimse durduramaz. Engelde olamazlar. Şu ana kadar gerçekten ne badireler atlatıldı değil mi? Bir başka ülke olsaydı şimdiye dek çökerttilerdi. Fakat bizim ayakta kalmamızı ve direnmemizi Allah istiyor ve bize yardım ediyor. Hal buyken biz ne diye elin gâvur oğlu gâvur devletleriyle aynı kefede yer alıp hayır diyoruz? Ve onların değirmenine su taşıyoruz? Bizim tarihten gelen bir sorumluluğumuz ve Türkoğlu Türk haysiyetimiz yok mu? Şahsi kinler bize ayak bağı olmaktan ve durdurmaktan başka ne işe yarar? Gelin hep beraber DAİMA MİLLET // GÜCÜMÜZ MİLLET //  KARARIMIZ;  TÜM RUHUMUZLA “  EVET “  DİYELİM.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık