• 18 Nisan 2018, Çarşamba 7:24
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

NEDİR BU MAKSATLI DEİZM

Her devirde çıkacaktır ortaya Müslim Gürbüz ve Fadimeler

Daha yolun başındayız dur bakalım yumurtlanacak fitneler.

Solun maskeli balocuları edebiyatı çok iyi kullandıklarından pireyi deve yapmakta mahirdirler. Nerede azıcık dişe tırnağa gelecek bir haber var, onu allayıp pullayıp ucube ve devasa büyütmelerle ve topluma empoze edilen bombardımanlarla kafaları karıştırmak gibi gelenekselleşmiş bir adetleri vardır. Baktılar ki yenilgi sahaları giderek büyüyor ozon tabakası gibi yine konuşturup şirretliklerini ve ne kadar yalanla çakma dillerle propaganda yaparlarsa efendilerine karşı görevlerini de ifa etmede kendilerini mutmain edeceklerdir. Çünkü onlar bu iş için kendilerine enjekte edilen yeni kodlanma çipine göre bukalemunca şekil alırlar.

Hükümetin İHL’ ne yönelik sağlam bir alt yapı oluşturma ve toplumun aynası haline gelmiş bir örgütlenmenin meyvelerini bekleme benim adıma olumlu ve iyiye yönelik işaretlerdir. Fakat bazı laikçi kesimler ile aklını efendilerine kiraya vermiş bazı TV’lerin boş beyinli haber sunma moderatörleri kurgulanmış hayal dünyalarında destan yazdıklarından günün değişik yörelerinde meydana gelen hadiseleri hemen hükümet aleyhine kampanyaya dönüştürmek istemektedirler. Kara propagandanın kirli hayalleri bugün icra noktasında bu işin peşindedirler.

Laikçi ve dine lakayt Allah’ın kanunlarına inkârca yaklaşan ve hiçbir dinden olmadığını ilan eden ve savunan bu gayri yerli güruh kara propagandalarına bir yenisini ekleyerek İHL’ de öğrencilerin deizm’e ve ateizme yöneldiklerini iddialarına almaktadırlar. Bağnaz bir tutum ve insanca yaşamaya direnç gösteren aslında esir oldukları kendi kara kimliklerini ve düşüncelerini yansıtma alanı bulan bu azgın azınlık, eskiden çıkartılan irtica paketleri gibi bu seferde deizm versiyonunu kullanıma soktular. Burada maksatlı bir alışveriş yapmaya yellenildiğinden eminim. Şöyle düşünelim. Bu azgın azınlık aslında dindar gençlik kesimin inançlarından uzaklaşıp başka alanlara sürüklenmelerini arzu etmiyor mu? Ediyor, hatta memnun bile oluyor. Öyle olmasaydı Cumhuriyetle beraber devrim yapıyoruz diye Osmanlı’dan kalan her bir şeyi tam manasıyla ruhuna ilişkin özgün bir çalışma araştırma yapmadan kaldırmadılar mı tek tek, efendileri ingilterenin isteği doğrultusunda? Kaldırdılar. Şimdide sanki gençliğin dini ritüellerden kayıp gitmesi onları sevindirmeyipte üzecek mi ki? Hayır, ama hemen kendilerine malzeme olarak aldılar. Çünkü kara akıllarına bu yatkın bir malzeme.

Bunların temel gayesi gençliğin idealist olmaması dinini yaşamaması ve onların din anlayışlarına yakın ve ya tamamen kontrolden çıkması. Fakat tesirli propagandaları ile ailelere salınan korku paranoyanası etkili bir silah olarak kullanılacak ve şu denilmek istenecektir.”Sakın İHL’ ne öğrencilerinizi göndermeyin, çünkü oralarda fikirleri, akılları karışıp bulanıyor ve deizme –ateizme kapı aralanıyor, dolayısıyla boş verin bu okulları”…

Yapmak istedikleri bu. Aileler telaşlanacak çocuklarını göndermeyecekler, yalan yanlış haberlerle toplum çalkalanacak ve İHL’nin itibarı ile bu arada hükümetin itibarı halk nezdinde yerle yeksan olacak. Hedef bu başka yapmak istedikleri hayal bundan ibaret. Panik havası oluşturma itibar zedelemesi dine karşı lakaytlık oluşturma toplumun bozulması tam da fitnecilerin ekmeğine yağ sürmek istedikleri bir alandır. Hatırlarsanız bir ara Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgesinde yapılan şöyle bir propaganda malzemesi vardı.” Buralardaki FETÖ Yurt ve Dershaneleri kapanırsa gençler dağa çıkacaklar ve PKK’lı olacaklar”…           Evet, böyle bir propaganda yapılmıştı. Peki, sonra ne oldu? FETÖ’ nün PKK ile olan işbirliği yaptığı makamlarca açıklık kazanmadı mı? Doğu ve Güney Doğu’da PKK’ya istihbarat verenlerin FETÖ’cü oldukları ortaya çıkmadı mı? Görüyorsunuz at izi it izine karıştı ve hala FETÖ’cüler ayakta kalmaya ve Pensilvanya’ya olan bağımlılıklarını ve bağlılıklarını sürdürmeye çalışıyorlar. Benim kanaatim bu tür kara yalanların arkasında inceden yine FETÖ’cüler var. Fox TV ve diğer kardeşleri de bunun tereyağlı ballı böreğini topluma yedirmeye çalışan parazitleridir. Böyle kurgulanmış tiyatro aslında mütedeyyin ailelerin çocuklarıyla olan irtibatlarını daha da sağlama almalıdır. Şöyleki; bir eğitimci olarak ben ülkemizde ki ailelerin istendik bir şekilde çocuklarıyla okul konusun da ilgilendiklerini, okula eğitim konusunda yardımcı olduklarını maddi ve manevi destek verdiklerini söyleyemem. Saldım çayıra Mevla’m kayıra felsefi bağlamda tam da bu cendereye uygun. Ne zamanki çocuğun başına bir hal gelir, o zaman Veli’sini görürsün okulda. Fakat bu bağnaz sarmaldan kendimizi kurtarmamız lazım. Öğrenci sadece öğrenmekle alakalı bir birey değil ki. Karnını doyurmak eline üç beş kuruş harçlık vermek ya da git başımdan diyerek ilgisizce alakayı kesmek, maalesef sayabileceğimiz hususlar. Hâlbuki akşam evine gelen Veli çocuğuna; okulda ne yaptınız? Ödevlerin nasıl? Derslerinde aksamlar var mı? Öğrenemediklerin olunca ne yapıyorsun? Öğretmenlerine sorabiliyor musun? Arkadaşların kimler? Derslerde ne anlatılıp konuşuluyor? Sizce okul yeterli mi? Gibi Veliyi de okula dâhil eden bir anlayış bizlerde var mı ki?

Veli işte öğrencisiyle sadece öğrenimini değil eğitimini de ahlaki jenerasyonlara uygun olmasını istemelidir. Kendisi bu ödevini evinde çocuğuna kazandırmalıdır. Her şeyi okuldan ve öğretmenlerden beklememelidir. Evinde kendisinin ve eşinin çocuğunun ilk öğretmeni olduğunu asla unutmamalıdır.

Sağlam temeller üzerine kurulu bir aileyi yahut devletin teşekküllerini kimse bozamaz. Ama bir yerlerden rüzgâr almaya başlarsa hemen kara propaganda onun içinde fitne fırtınaları koparmak isteyecektir. Buna karşı uyanık olmak gerekir.

Batı da bile Allah’a olan inanma da sayıların hızla artması çoğalınca bunun önüne geçmek için yeni söylemler üretmek bu inkârcıların işidir. Ateizm önce Tanrı yok dedi sonra da tamam Tanrı var ama karışmasın bizim işimize, hazzımıza, hayatımıza yön vermesin, idaremize, yönetimimize karışmasın ve dahi bizim şeytanla olan dostluğumuz bozulmasın istediler” İyi de azizim bu yeni olan bir şey değil ki? Zaten Laikliğin/Laikçiliğin, makyavelizmin, jakobenizmin, hümanizmin ana felsefesi gayesi, insanın inancını yemesi ve kendi inancından sıdkının sıyrılmasını ve cascavlak ortada kalıp kutup rüzgârlarına açık alan oluşturması/maruz kalmasının sağlanması yeni olan bir şey değil ki? Batı önce şehveti parlatıp gençliği uçkuruna düşkün bir esfeli safiline dönüştürdü sonra da onu uçkur düşkünlüğü ile yerlerde süründürüp kendine esir yaptı. Sistemine düzen anlayışına kurban buldu. Bugün bu anlayış tüm dünyayı egemenliğine almış durumda. Freud’un mezun ettiği talebeler haz’da sınır tanımıyor, köpek sevgisi ön planda ve köpekler gibi sarmaş dolaş olmuşlar ve bunu da modernizm adına sunuyorlar. Bunların arzuladığı istediği bu değil mi zaten. Doğduğunda kesilen göbek bağlarını yeniden sergileyen Müslüman ailelerin kızlarıyla dolu ortalık. Gelin Bosna tarafına üniversitedeki tek tük te olsa kız çocukların zavallılıklarını görebilirsiniz. Keriman Halis niye soyulmuş ve birinci ilan edilmişti?

Diyeceğim şu ki; Adalet merhamet ve hakkaniyet ile korunan manevi lezzetle donatılan tek tipçilikten uzak insanı kuşatıp çeviren sağlam bir Allah inancına yönelten bir eğitim zırhı lazım bize. Hem manevi hem de maddi ve millici. Azgın azınlığa dur diyecek. Ötesi yok.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık