• 22 Eylül 2018, Cumartesi 9:25
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

NEDEN SALDIRIYORLAR

Küresel kapitalizmin ezici etkileri ve tsunami etkisi yapan şiddetli ekonomik dalgalanmalar tüm boyutları ile ülkeleri sarsarken, bize yönelik başlatılan Türkiye hedefli istikrarsız kılma savaşının liderliğini bir zamanlar dost diye nitelendirilen ABD endeksli olması, kapitalizm karşıtlığıyla övünen komünist partikülleri kendi ibadetlerinde haklı çıkarırken bizim körü körüne Amerikan Ekspresiyle seyahat edenleri de hayal kırıklığına uğrattı.

Gerçi Kemalist matbaanın sol kanat oyuncuları batıya bağımlı gebeler nezdinde bir zamanlar Ordu’muz için yönelttikleri ihtilal yapın teşvik primlerinin geçersiz bir akçe olduğu günümüz realitesinde ortaya çıkınca bu seferde demokrasi bülbülleri olan batıya gelin bize müdahale edin Erdoğan’dan kurtarın teraneleri ile iyice yüz yüzlüklerini icra etmeye başladılar.

Geçen gün Kıbrıs’ta Barbaros Şansal denilen anguta vatan hainliğini yüzüne baka baka söyleyen Kıbrıs Türk’ü ile Can Dündar denilen mazisi karanlık, gâvur döllü şeytan sünepeye oturduğu mekânda ağzının hainliğini tescil eden payını veren gurbetçi kardeşimizin birikimleri artık bu vatansızlara karşı duyulan nefretin şerbetli yükseliş trendidir.

Bizim kendi yağımızla kavrulma savaşımız ve küresel boyut saldırılarına karşı almak istediğimiz topyekûn milli önlemler savaşın ne kadar güçlü bir boyutta olduğunu ortaya çıkarırken temel hedefin bu kargaşa ve hengâme ortamında Türkiye olduğu gerçeğini daha bir gün yüzüne çıkarmaktadır.

Dünyaya etki eden dalgalanmalar da asıl beli bükülmesi gerekenin İslam Coğrafyasının doğal Lideri Türkiye olduğunu gözlerimiz önüne sererken bazı ülkelerin Dolar yerine Türk Lisarısını kullanma girişimleri bizim haklı davamızın ay yıldızlı bir sembolüdür.

İslam dünyasında ki yaşanan kargaşalardan prim koparmaya çalışan bir batı Hıristiyan dünyası varken halen batılıların hegemonyasında güç savaşı vermeye uğraşan ve ayakta kalan embesil pedofiller ABD ya da Rus boyunduruğunda kendi toplumuna karşı bombaları yağdırırken olan zavallı halka, masum bebelere ve suçsuz günahsız ülkelerini terk etmek zorunda kalanlara oluyor. Nedense söz konusu olan İslam coğrafyası olunca buradaki yaşayanların dramı hiç kimseyi etkilemiyor, hiç kimsenin yüreği sızlamıyor, hiç kimsenin umurunda değil ölen öldüğüyle kalan yarasıyla sızısını sineye çekiyor.         Müslüman’ın derdi ile ilgilenen dünyada bir tek ülke vardır. Oda Ülkemiz Türkiye’dir.

İşte bu direniş onları çıldırtırken savaşın esas cephesini Papaz Brunson bahanesiyle artık sözünü dinletemeyen sığır çobanı baş mahlûkun liderliğinde bize karşı ekonominin her alanında başlatılan bir büyük savaş kendini gösterdi. Moğolların Anadolu Selçuklu Devletini güç ve kuvvet kullanarak zorla abluka altına ve teslim bayrağını çektirme mücadelesinden hiç farkı olmayan bu eylem, son şiddetiyle devam ederken Türkiye’nin içeride yaşadığı talihsizliklerinden biri de muhalefet kanadın SSK il Müdürünün Suriye ve Batılı ağzıyla Reise karşı aldığı konumda, kendisinin bir ülke milli meselesinden nerede durduğunu da ortaya çıkardır.

Zaten en başından batılı ağzıyla kusmuklarını dökenler iyice delirme noktasına gelince pervasızca aynen pensilvanya haini gibi oynatmaya başladılar. Şaşırdılar ve iyice çıktılar şirazeden. Ne oluyor derseniz çamur at izi kalır misali ne tuttururlarsa kar bunlarca, kendi kapılarının önündekini görmeden saldırının dozunu iyice artırdılar. Bence bu saldırının boyutlarının dışarıdakilerden hiçbir şekilde farkı yoktur. Ha Kel Ali, ha Ali Kel, ha Almanya ha muhalefet, Ha Amerika ha muhalefet hiç mi hiç ayırt edemezsiniz. Çünkü söylemler aynı kalemden çıkmış yazılar gibi.

Suriye karanlık bir savaşın eşiğinden yani dışarıdan desteklenen içerdeki figüranların yerine yavaş yavaş asıl destekleyen hainlerin yüzünün perdesinin aralandığı bir noktaya doğru evrildi. Brett McGurk denilen kefere, sanki civciv çıkaracak gurk tavukları gibi gıdaklaya gıdaklaya İslam coğrafyasında mekik dokurken, Kuzey Irak, Erbil Kürtleri, STK’lar ve diğer aşiretler arasında Türkiye’ye yönelik negatif eylem bayraktarlığını üstlenip ülkesine hizmet etmenin telaşını yaşarken, yukarıda bahsettiğimiz gibi adı Türk ama ihanette sınır tanımayan satılmış fikir pislikleri de, bize yönelik batılı ağızlarını kustular. Bu McGurk denilen adam Haçlı savaşlarını topal bir eşeğin sırtında tüm Hıristiyan dünyasını dolaşıp, İslam dünyasına karşı başlatan papaz Piyer Lermit’ten farklı değildir.

Dolaştığı bizim mekânlarda ne kadar zihni karanlık PKK/YPG sempatizanı varsa bunları örgütleyip ilgili yerlere teslim görevini üstlenen bu zıpçıktı malum kefere ülkesine hizmet ederken eli karanlık güçlerde tüm birikimleriyle saldırılarını cephede ve ekonomi piyasasında hız kesmeden sürdürmekteler.

Sözde Türkiye, İran ve Rusya birlikte idlip çözümü için bir araya geldiklerini dile getirip Akdeniz’de yığınak yapan Amerikan tehlikesine karşı birleşik bir güç oluşturmaya çalıştıklarını deklare ederlerken Rus uçaklarının idlip bombardımanı kafaları karıştırmaktadır. Şu bir gerçek ki Esat’la beraber hareket eden Rusya esas gayesi sıcak denizlere inme olan hedefiyle Akdeniz ve Ortadoğu coğrafyasında bulunmanın hazzını yaşarken, ölenler hiçbir zaman keyfini kaçırmamış kendi öldürdükleri ve saldırı gerçekleştirdikleri yerlerde ise yeri geldikçe kendilerine ateşkes çağrısı yapıyorlar ve bir garabettir sürüp gidiyor.

Öldürende ateşkes çağrısı yapanda Rusya ise 11 Eylül saldırısını tertip edenlerinde bizzat Siyonist Amerikan yönetiminde bulunan üst akılların olduğunu gün gibi açığa çıkarmakta ve bu saldırıda bir tek Yahudi’nin dahi ölmemesi de bunun bir bariz delilidir çünkü o gün bunlar işe gelmemişlerdir. Sonuçta suyu bulandıran da bahane ile kuzuyu yemek isteyen de hep aynı kişiler.

Mesela Amerikan emperyalizmi İran’la pek anlaşamaz ama ticaretini sürdürür. İran’daki nükleer çalışmaları bahane ederek yeri geldiğinde ileri düzeyde atıl beyanlarla işgal edeceği veya savaşacağı izlenimi verseler de aynen Suriye gibi Amerikan eteğine sığınan İran’da stratejik ortağı olarak Rusya’dan aldığı destekle ABD emperyalizmine kafa tutmakta, lakin ABD’nin aslı hedefi İran değil, Türkiye’dir.

Fırat Kalkanı ve Zeytin dalı onları şaşırttı. Hiç beklemiyorlardı böyle bir kararlılığı.bir şeyler de yapamadılar.Ama kahroldular.Şimdi Türkiye bilhassa Amerika’ya karşı Ruslarla; Rus ruleti oynamaktadır.Büyük bir satranç var ve matruş kanın karanlık noktalarını kestiriyoruz aslında.Lakin tarihi bir düşmanımız olan Rusları şimdilerde İslam dünyasına yönelik kin ve nefretini dizginleyebilmek ve bu coğrafyadan eli geldiğince uzaklaştırmaya çalışmak hedefimiz olsa da,Ruslar burada iyice yerleşmeden ve gerekeni almadan ayrılamayacaklardır ve ayrılmazlar da.Hiç değilse yıkıcılıklarını en aza indirip en az onlar kadar bizimde elimizin güçlenmesi gerekir.  

Tamamen onlara bırakmaktansa Abdülhamitvari politikayla bizde varız demek tarihi bir misyonumuzdur.Biz oyuna gelip İslam birliği olarak parçalanırken, onlar birlik olup güçleniyor da bunu anlamıyor bazı kafalar ne yazık ki.!!!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık