• 19 Eylül 2015, Cumartesi 0:00
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

MÜSLÜMANIM İLK EZANI 75 YAŞIMDA DUYDUM!

 “Konya Merkezli Dost Eli Derneği Yönetim Kurulu 2.Başkanı Mevlüt YILDIRIM anlatıyor”

----Bu sözlerin sahibi Öserkan amcamız Moğolistan’ın başkenti Ulanbatur’da yaşıyor. Kendisi şu anda 77 yaşında. Atadan Müslüman olup da dini unutanlardan birisi. Emekli olmuş. Dernek olarak Moğolistan’da yaptırdığımız ikinci cami ve kültür merkezi inşaatımızın son durumlarını kontrol için gittiğimde tanıştık bu güler yüzlü, sıcakkanlı tonton amcamızla. Sanki yıllardır tanışıp da görüşmeyen iki samimi arkadaş gibi beni sıkıca kucakladı ve buyur etti. Hoş beş ve tanışmadan sonra hayatında hiç yer almayan İslam’la nasıl buluştuğunu sordum. Şöyle anlattı:

“Evladım ben,75 yaşına kadar yaşadığım hayatımı yaşamayan ölü bir adam gibi görüyorum. Aslında ben şu anda iki yaşındayım. Aklım erdiğinden beri içki içerim, çalışma arkadaşlarımla her gün içki içerdik. Kumar partileri düzenlerdik. Arkadaşlarım bizim eve kumar oynamaya gelirlerdi. İçip sarhoş olduğum zaman evde eşimi döverdim.

Şimdi bunu düşündükçe hep ağlıyorum. Çünkü eşim benim şimdiki halimi görmeden üzerine yıldırım düşmesi sonucu öldü. Onunla nasıl helalleşeceğim bilemiyorum. Bize küçüklüğümüzde okula giderken daha sonra üniversitede din afyondur diye anlatırlardı. Biz bu düşünce ile eğitildik. Babalarımız ve dedelerimiz de ibadetlerini hep gizli yapmışlar. Cenazelerini bile dağlara götürüp gizlice defnetmişler. Biz İslam’ı duymadık. Namaz kılan görmedik.

Bu kulaklar 75 yıl hiç Kur’an sesi işitmedi. Benim hanımım da Müslüman olduğu halde hayatında hiç Kur’an ve ezan sesi duymadan öldü gitti. Yakınlarımdan birisinin cenazesine gitmiştim. Bu sırada 75 yaşındaydım. Cenaze evine gittiğimde orada tanımadığım yabancı adamlar vardı. Pakistan ve Mısır’dan gelmişler. Orada Kur’an okudular. Namaz kıldılar. Ben okunan kur’anı dinledikten sonra şok oldum. Sanki bir ilaç yutmuşumda da o ilaç beni dondurmuş, hayattan koparmış gibi oldum. Şaşırdım kaldım. Bir müddet sonra yanımdakine bu okunan şey neydi diye sordum.

O’da Kur’an dedi. Sonra namaz kıldıklarını görünce bu adamlar şimdi ne yaptı diye sordum. O’nu da hoca olduğunu tahmin ettiğim birisini göstererek şu adama sor dedi. Misafirler gittikten sonra o adamı buldum. O da bana biraz bilgi verdi. Dedim ki: ”ben Müslümanlığa dönmek istiyorum. Kendimden utanıyorum. Ne olur bana yol göster”.O’da bana Müslümanlığa dönmek ve bu dini öğrenmek istiyorsan Ulanbatur’un Tolgoyt mahallesine bir cami yapıldı. Oraya git, orada jenisbek diye bir hoca var, onu bul. O sana dini öğretir dedi. İlk kelime-i şehadeti Jenisbek ile birlikte getirdim. Ama çok zorlandım. Dilim bir türlü dönmüyordu. Fakat sonuçta başardım. Jenisbek bana dinimizi anlattı. Susamış bir adamın su içmesi gibi ben de anlatılanları dinledim. O günden itibaren namaz kılmak istedim. Âmâ Kur’an’dan hiçbir sure bilmiyordum. Olsun dedim. Nasıl olsa Allah demeyi biliyorum. Allah diyerek namazımı kılarım dedim ve öylece başladım. Şimdi birkaç tane sure ezberledim. Yaşlandım zorlanıyorum surelerle namazımı kılıyorum. Bu arada Jenisbek’ten Kur’an öğrenmeye çalışıyorum diyerek bana çalışma defterini gösterdi.”

Şimdi Öserkan amca çocuklarına, torunlarına, çevresine İslam’ı ve İslam’ın güzelliklerini anlatıyor. Kendisi maaşının zekâtını veriyor. Çocukları esnaf olduğu için onlara da zekât ve sadaka vermelerini öğütlüyor. Ve inşallah bir cami yaptıracağım diyor. Ben cami yaptırmadan Allah benim canımı almasın diye dua ediyor. Öserkan amca evinden ayrılmadan önce” Her namazımız arkasından size isim olarak dua edeceğim. Çünkü siz buraya cami yaptırdınız. Ben de bu cami sayesinde dinimi öğrendim” diyerek ismimizi defterine yazdı.       

Samimi bir niyetle atılmış küçük bir adımın ne kadar büyük kapıları açtığına şahit olunca şevkimiz bir kat daha arttı. Allah’a hamdolsun.    (Mevlüt Yıldırım. Bir Dost Sayı:5 Temmuz 2013)

…Bu muhteşem anıyı paylaşan Sayın Hocamı kutluyorum. Dünyanın neresinde olursa olsun aynı Kıbleye yönelen aynı Rabbe inanılan aynı peygamberin ümmeti bilincinde hareket eden her mümin bir vücudun uzuvları misali, din kardeşini düşünmek görüp gözetmek “Muhacir- Ensar “ruhuyla hareket etmek zorundadır.  Yani mesele her yapılan işi çözüm bekleyen her sorunu ister etrafımızda ister kilometre cinsinden mesafeli olsun, her olaya İslam kıstasından bakmak ve yaklaşmak ve değerlendirmek gerekir. İslam bir teslimiyet ve bir diriliştir. Ancak onunla yol haritası oluşturulur, onunla yaşantı anlam bulur. Öyleyse inanan bir mümin islamda kendi varlığını eritmekle hak ve hakikate ulaşır. Kardeşliğin dostluğun yaşamanın manasını yüklenir ve kendisinin”hiç”olduğunun farkına varır. Irkçılık ve kavmiyet duygusu taşımaz. Kişi kendi kavmini sevebilir ama onu da ölçülü yapar. Başkalarını kıskandıracak kendinden nefret ettirecek kardeşini alaya alacak yahut küçümseyecek davranışlardan sakınır.

Öte yandan, bugün ülkemizde vatan düşmanları çoğaldı. Vatansızlar düşmanla işbirliği yapmaktan bile çekinmedi. Devlet sırlarını paylaşıp açığa vuranlar çoğaldı. Bir kişiye duyulan öfke neredeyse vatan düşmanı her kim varsa çekinmeden onlarla işbirliğine gidecek yanlış adımlara dahi dönüştü. Hâlbuki kişiyi sevmeyebilirsin, âmâ vatanına düşman olanla devletine ait en ufak bir sır dahi olsa paylaşamazsın. Bilirizki, vatan sevgisi imandandır. Vatan din aşkı ile sevilir ve din aşkı ile korunur. Hem milleti hem devleti ayakta tutan bu aşktır. Kim ne derse desin zafere ulaşmak ancak ila-yı Kelimetullah uğruna yapılırsa başarı Allah’tandır ve ancak O’nun yardımıyla olur. Müslümanlar yekvücut olursa bütün gayretlerini ve hedeflerini kardeşlik noktasına kaydırıp enaniyet ufkundan uzaklaşırlarsa, eminim ki rahmet yağmurları sağanak sağanak üzerlerine Rabbimin izniyle inecektir.

Hülasa; Bizim ayağa kalkmamız ümmetin kurtuluşu için bir vesiledir. Yeniden İslam ipinde dizilmek yeniden gerçek bir medeniyet düzeyine ulaşmak ve yeniden diriliş ufkundan bakışla dünyaya nizam ve intizam vermek istiyorsak mazlumların ve ezilenlerin elinden tutmak insan haysiyet ve şerefini öne çıkarmak istiyorsak bizler gönül huzuru içerisinde kalben teslimiyetle varım demeliyiz. İman noktasında güçlenerek gökteki yıldızlar gibi İslam bir arada saf tutmalıyız. Cehaletle savaşıp ırk duvarlarını yıkmadan kapitalizmin ve sair izm’lerin dünyevilik aldatmacalarını bırakmadan, bağlı olduğumuz yüce değerleri gönül huzuru içerisinde yaşayıp yaşatmadan kimlik edinmemiz mümkün değildir. Rahmet birliktelikte huzur ve eminlik kardeşlikte ve ufkun ötesini görebilmek bilincindedir.

Kalem ve iman gücü batıla galebe çalacaktır. Hak geldi batıl zail oldu. Batıl yok olmaya mahkûmdur.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık