• 31 Mart 2018, Cumartesi 7:52
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

MİRAS PARA PUL MAL MÜLK KAVGASI ( 1 )

 

Halkın gözünde en muteber olan makam mevki ve zenginliktir. Oysa dünya da sıhhatten /sağlıktan daha değerli bir şey yoktur diyor Kanuni Sultan Süleyman. Okumuştuk sanırım edebiyat dersinde liseye giderken ve o zamanlar bu beytin içeriğini gençlik döneminin bulutlar ülkesinde gezinen heyecanı ile pek fazla önemsememiştik çünkü delikanlı/kanı kaynayan kanlı canlı gözünün içinde feri ışıldayan bir yapımız vardı. Yani koca padişah kanuni demek istiyordu ki;

“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi

   Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.”…

Bu beytin içine koca bir hayatı bir çırpıda sığdıran 46 yıl tahtta kalmış,16.yy.lın muhteşemi Sultan Süleyman” Allah rahmet eylesin” böyle diyor ve biz bu sözün kıymetini şimdilerde daha iyi anlıyoruz.

Ama günümüzde her ne kadar sağlık konusunda bu kadar ince ve seçkin bir mısra ile süslenmiş bir beyiti bilsek bile içimizde taşıdığımız dünyevilik hırsı ne sağlık ne sıhhat dinlemeden sadece bir sınır koyamayız buna lakin dünyevileşme içgüdüsü ağır basan kişilerde belli ki ölene kadar bu hırsın sabitlemeye demir attığını ve hiçbir zaman da bu hassasiyetinden vazgeçmediğine şahit oluyoruz.

Hadi söyleyin Karun kadar zengin olsan malın mülkün olsa göz alabildiğine sürülerin koyunların affedersiniz hayvanların falan filan olsa yahut ne biliyim tapunda fabrika yapan fabrikaların bulunsa bir elin yağda balda olsa, bir dediğin iki edilmese maddi zenginliğinin sınırı olmasa mesela bunun dünya gözüyle sana olan faydası ne? Eğer ki sen bunu dürüstçe kazanıp, hak yola harcamadıktan sonra. Ya da şöyle söyleyelim sana yetecek kadar var fakat nefsin seni durdurmuyor iste daha da olsun daha da zengin ol, kimseye kaptırma hep bana olsun kabilinden isteklerimize gem vurmayıp, hele helal haram hudutlarına yelken açmadan düşünmeden öyle şeyleri alıp götürüyorsak başkalarının hakkı var mı yok mu diye; işte Karun kadar olmasa da kendi çapında hiç hak etmediğin bir şekilde elde ettiğin kazancın senin başına dert olacaktır.

Ağız tadıyla yenilmeyen bir mal, istersen güç kuvvet debdebe ihtişam muhteşem gibi kavramlarla seni ansınlar, sana gelişinde gidişinde sırf bu gücünden dolayı saygı duysunlar ve sen bunları kendi nefsine alet edip hak hukuk gibi kutsal kavramlar hiçe sayarak yaşıyorsan emin ol bu zenginlik senin felakettir. Sana asla saadet getirecek değildir.

Peki, bir insana hem sağlık hem zenginlik hem de debdebe ile ihtişam uğramaz mı? Uğrayabilir lakin biraz zor gibi hepsinin bir arada olması. Rabbim dilerse olur, ona bir sözümüz olamaz lakin hani bir atasözümüz var ya; Saç düzelir hamur biter // geçim düzelir ömür biter… Bizler elbette helal yoldan olduktan sonra insanların zenginliğine variyetine karşı değiliz. Zengin eli cömert Allah yolunda bunları değerlendiren ne güzel bir amel sahibidir. Zekâtını dinimizin ölçülerine göre veren fakiri fukarayı gözeten zenginlerimiz Hz.Ebubekir gibi malını İslam yolunda harcayan zenginlerimiz keşke olsa olsa da tüm Müslümanlar İslami kaideler gereği birbirlerine en güzel ikramlarını vazife görev şuur salahiyeti çerçevesinde sorumluluklarını yerine getirseler. Zenginliğin yolunun dikenlerle kaplı olduğunu uçurumların çokça bulunduğunu hele hak ve hukuk gibi kul hakkı gibi rükünlere çokça dikkat edilmesi gerektiğini hayatımızın ölçüsü olarak almamız gerektiğini elbette unutmamalıyız.

İnsanların zengin olma sevdasıyla insani değerlerini yitirdiklerini günümüzde yaşamakta mıyız? Evet, hem de ziyadesiyle. Kardeşi kardeşe düşüren, karıyı kocaya evladı babaya anaya bacıyı kardeşe düşman eden bu zengin olma ve tamahkârlık hırsı değil mi? Evet tabi’i ki. Hele de ölüm hak miras helal zaviyesinden baktığımız da evlatlar arasında ayrım gözetildiği, kız ve erkek çocuklar arasında islamın ön gördüğü kurallar yerine nefsimizin ve hırsımızın ve de etrafımızdakilerin en yakınlarımızın telkin ve teşvikiyle birbirimize düşmanlıklar beslediğimiz doğru mu? Doğru. Birbirimize küstüğümüz, düşmanca tavır sergilediğimiz aynı ana babanın evlatları olarak birbirimizi tahammül edemediğimiz,    bir birimizin kalbini kırdığımız üzdüğümüz hasetlendiğimiz kibirlendiğimiz razı olmadığımız düşmanlıkta sınır tanımayıp çoluk çocuğumuza varıncaya kadar sirayet ettirdiğimiz doğrumu? Doğru.    Para mal mülk makam mevki az la yetinmeme, kanaat etmeme. Hakkına razı olmama. Hile ile hareket etme ve izinsiz kardeş hakkı yeme. Daha neler neler. İnsanın nefsine tatlı gelen mal mülk sevdası, iş kendi nefsine dokununca “mal da yalan mülkte yalan var biraz da sen oyalan yerine” …kılık ve şekil değiştirerek bu sefer hayır bu benim hakkım, olmadı biraz daha biraz daha, yedin benim hakkımı gibi muğlâk ifadelerin yıkıcı etkilerine teslim olunca, bu sefer hiç kimse birbirini tanımıyor ve araya aynı kandan candan gelen insanların arasına belki de kan davaları giriyor. Görmüyor muyuz TV’lerde medya duyduklarımız akla mantığa sığacak şeyler değil. Tarla için arazi arsa için miras kavgalı geçimsizliklerden kaynaklanan ölüm öldürme yaralama tartaklama nizah kıyamet gibi. Kim yapıyor bu kavgayı? Kardeşler, bacılar, akrabalar, amca çocukları, dayı hala yeğen, kız kızanlar vs. Hepsi de birbirine kan bağı ile bağlı olan insanlar.(devam edecek)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık