• 21 Mart 2018, Çarşamba 7:21
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

KENDİMİZ OLMAK ZORUNDAYIZ

Biz üç kıtaya hükmeden bir ecdadın torunları iken bugün Anadolu yarımadasında bir kafesin içine sığdırıldık.Bize böyle münasip gördüler çünkü bizi buraya hapsedenler/tıkanlar.Ortadoğu coğrafyasında biliyorsunuz batılı güçler tarafından çizilen bütün sınırların cetvelle ölçülerek tanzim ve taksim edildiğini bilmeyen yoktur.Peki neydi bizim Anadolu yarımadasına sığdırılmamızı sağlayan gerekçe/güvence diyelim hadi,neydi? Şuydu kısaca uzatmadan diyelim.Hani sürekli bir baskı psikozunun içerisinde bunalımdan çıkmak için kendine verdiğin bir tesellin olur ya!İşte o teselli de gerekçede Lozan denilen antlaşmanın zafer sarhoşluğuna kapılıp bunu devamlı dillendirdikleri sevr ile mukayese etmeleridir.Yani hala bugün tartıştığımız zafer mi/ hezimet mi ,ne aldık ne verdik ya da alıp vermeden önce durumumuz neydi? Bunlar sağlıklı sağduyulu bir yaklaşımla tarihçiler nezdinde tartışılmadı.Lehte ve aleyhte savrulanlar oldu ve bize her seferinde konuşma yerine birbirimize siyasi laf yetiştirmekle meşgul olduk.

Bugün Suriye’de Afrin’de ne işimiz var diyorlar? Girmeyelim diyen muhalefet ana partisi vardı.Neden    batılılar kendilerine ait olmayan diyarlar da binlerce km yol kat ederek olaylara müdahil oluyorlar da bizler burnumuzun dibinde devam eden gelişmelere karşı bana dokunmayan yılan bin yaşasın mı diyelim?

Senin coğrafyanı tehdit eden gelişmeler varsa ve yarın bir gün yaşananların aynısının sana da yaşatılacağını görmüş sezmiş ve tehlike ben geliyorum diyorsa arkadaş o zaman sınırlarını korumak için gerekirse Afrin’e Suriye’ye Irak’a Kandile gireceksin. Gideceksin. Korkmayacaksın. Asla bu bir macera değildir. Bu ölüm kalım mücadelesi ve haçlı Siyonist oyunudur hedefte Türkiye’yi yıkmak var. Böyle çok çeşitli gelişmelerle yıpratarak ülkemizi insanımız sindirerek bize ONE-MİNUTE dedirtmemek için çabalıyorlar. Ya da niye böyle dedin diye cezalandırmak istiyorlar.

Şimdi düşünün kuş kafesine alıştıysa sen onu çıkartsan da o döner dolaşır yine kafesin etrafında bulunur yine kafesinde kalmak ister. Çünkü onun için en güvenli liman o kafestir. Orada yaşamaya alışmıştır ve başka gelişmeler onun kimyasını bozuyor. Sanki bu verdiğimiz örnek biraz da bizim ülkemizin siyasi politikalarına benziyor ne dersiniz? Yıllardır Yurtta Sulh Dünyada Sulh diyerek bilhassa kendi insanını içinden susturan bir kapalı yapımız oldu. tek düzeliğe dayalı bu uygulama ile insanlar çıkarılan yasalarla hakikaten susturuldular.142 vardı zamanla 163 oldu.1402 sıkıyönetim kanunu vardı. Hatırladınız mı bunları? Sustuk kısaca susturulduk. Peki, insanın ebediyen kendi iç dünyasına gömülmesi susması mümkün mü? Hayır. Ne zulümle abad olunur ne de insanları bir kalıba sokmak mümkündür.

Öyle bir muhalefet aynamız var ki; dostlar başına diyelim. Ne işimiz vaaaaaar Suriye’de.Afrin’deeee    diyenler çıkmadı mı? PKK’ya yaltaklananlar terör yuvalarına görücüye gidenler ellerine saz verip seçim propagandası malzemesi yaptıranlar çıkmadı mı? Sırtımızı ypg’ye ypj’ye pyd’de dayıyoruz diyenler çıkmadı mı? Çıktı. Alenen terörü savunanlar oylarını verenler masum gösterenler bebek katillerini çıkmadı mı? Çıktı.

Demek ki; Batı kürkünü giyince kendimizi batılı zannettik. Zaten eskiden kalma tüm değerleride şutlamıştık. Kim bakacaktı bugün Suriye’nin haline? Hem bize neydi canım, Ne Arab’ın yüzü Ne Şam’ın şekeri. Hepsinin canı cehenneme demedik mi? Dedik. Ama olaylar hiçte bu batılı laikçi jakoben elitlerin düşündüğü gibi çıkmadı. Batı kimliksizdi. Çakmaydı. Suretsizdi. Belli kalıbı yoktu. Her kalıba girerdi. Aynı anda kapitalizmide savunur, kominizmide överdi. Böyleydi batı işte. Herkesi mesela Hıristiyan birliğine alır, kendi kurduğu sistemi getiren Türkiye’yi bu birliğin içine katmazdı. Çünkü Türkiye Müslüman kimlikliydi onlara göre. Öyleyse hep bir alt kümede olmalıydık bizler. Bu kümede debelenip durmalıydık.

Lakin Türk Milleti zekidir. Türk Milleti çalışkandır. Türk Milleti eğer inanmışsa bir lidere sahip çıkar peşine düşer ve demokratik çerçeve de görevinin gereğin yapardı. Güzel şeyler oluyor bu manada. Eleştir sekte istediğimiz gibi olmasa da, eskiye nazaran hep daha iyiyiz. Hep başarma azmindeyiz. Çünkü kendimize geleceğimiz değerlerimizle tanışmaya başladık. Hortumcuların yalakaların eziklerin partili menfaatçilerin medya baronlarının nemalarını kestik.( Birde vergi kaçıran yüzsüzleri halledebilirsek o zaman daha da ayağa kalkacağız inşallah). Millete gittik. Kendimize döndük. Çıkardık aradan asalakça geçinenleri. Ne oldu? p-80 kendi milli ve yerli silahımız oldu. Kendi Ordumuz oldu. Kendi vatanımız oldu. Biz bugün ecdat yadigârı topraklarda kuş kafesi gibi sığındığımız alandan dışarıya başımızı uzatıp burasını da bize mezar etmek isteyenlere ve burnumuzun dibinde Kürt Devleti kurmak isteyenlere, İsrailci yandaşlara, ABD’ye teslim vatansızlara dur dedik.

Ülkede köklü değişiklikler kendini gösteriyor. Yani diyoruz ki, biz normalleşelim. Aslımıza dönelim. Batı bizi hep oyaladı. Hala oyalıyor. Neyi bekliyoruz daha. Hangi mesele de batı bizi destekledi. Hiç bir meselede. Nato’ya dâhiliz. Şu an savaştayız ama NATO ülkeleri bize düşmanca davranıyor. Yani aynı ülkeler, aynı kulübün üyeleri gidiyor bir terör örgütü ile anlaşma yapıp üstüne üstlük 5000 tır dolusu en modern silahlarını veriyor bize satmadığı sağlamadığı silahları. Böyle bir şey var ve göz göre göre bunu sana karşı kullanan bir batılı sahte ittifak karşısında eğer kendi elinde yoksa mahkûmsun.

Kıbrıs savaşında biz bunu fazlasıyla yaşadık. Ama çok şükür birinci meclisin asil ruhuna dönmeye çalışıyoruz. Döneceğizde. Bitecek 28 Şubatlar. Ordu Millet elele olacak. Biz duacıyız ordumuzun zaferine inşallah başaracağız Afrin’de. Suriye’de. Gidebildiğimiz her yerde. Çünkü biz kızıl elma ülküsüne inanmış/adanmışlarız.

Ne vatan elden gidecek. Ne de başka bir şey. Herkes gider ama kalıcı olan milletin kendisidir. Milletin inançlarıdır. Ruhumuzu daraltan her ne varsa kurtulmalıyız bunlardan. Anadolu insanı birlikten yanadır. Kardeşlikten yanadır. Özgürlükten yanadır. Her şey eninde sonunda aslına astarına dönüyor. Hani derler ya otu çek köküne bak diye. Ne çıkar. Ben söyleyim. Selçuklu çıkar. Osmanlı çıkar. Biz derin bir milletin evlatlarıyız.

Size bir soru? Japonya’nın ve ABD’nin Lozan görüşmelerinde taraf olarak bulunmalarının anlamı neydi? Peki, biz burnumuzun dibindeki Suriye ile Irak ile ilgilenmek zorunda değil miyiz? Hem bu Akdeniz-Ortadoğu güzelliğinde bu devletler birbirlerini 400 yıl kucaklamadılar mı? Aynı kültürel dairenin değişik versiyonları değil miyiz? Sen nasıl bir muhalefetsin ki bunları görmezden gelir iktidarda ki Türkiye’yi savunanı değil de elin gâvurunu hoşnut edecek cümleler kurar onlardan yana tavır korsun?

Yıllarca kafeste bekletildik ama şimdi çıkma zamanı geldi de geçiyor. Biz bir misyonun temsilcisiyiz. Tarihin bize yüklediği bu görevi ne inkâr edebilir ne de bundan kaçabiliriz. Biz bıraksak görev bizi bırakmaz.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık