• 30 Mart 2019, Cumartesi 9:05
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

İHANET ŞEBEKELERİ VE SEÇİM

(Geçen ki yazıdan devamla)

O halde başta Kuzey Irak ve Güney Doğu Anadolu olmak üzere dünyanın en önemli petrol ve doğal gaz boru hattı ile önemli su kaynakları olmak üzere bir kesişme noktasında bulunacak, İsrail Arzı Mevut hayali ile yanıp tutuşacak ve etrafında olan bitenlere karşı ilgisiz kalacak öylemi. Bu mümkün değil elbette. Çıkar ve menfaat ekseninde sınır tanımayan bu ülkeler her şeyin kendi istedikleri gibi gelişmesini ve devamının sağlanmasını istemeyecek kadar kör olmadıklarından, hemen her şeyle ilgilenecek kadar titizlik göstererek ve her konuda çalışarak her olayla yakından alakadar olarak kendi hegemonyalarını devam ettirme konusunda ustaca politikalarını sürdürecekler bunun için gerekirse korsanlıkta yapacaklar/ jandarmalıkta yapacaklar çete mafya ilişkilerini yürüterek her boyaya boyanacaklardır. İşte İsrail ve yandaşları/destekçileri böyle bir devlettir.

Bu gün askeri yetkililer bile ”İsrail’in, PKK’yı ulusal çıkarları doğrultusunda desteklediklerini hem de en başında geldiklerini açıklamışlardır. Çekiç Güce bağlı askerler arasında Yahudilerin bulunduğu, İsrailli subayların dahi yer aldığı ve İsrail’in PKK’yı eğittiği saklanamaz bir gerçek olarak kamuoyuna sunulmuştur.

Bölge ile yakından alakalı iki devlet olan ABD ve yavrusu İsrail’in bu denli bu coğrafyayla ilgilenmelerini su ve petrol olarak düşünürsek bunun temininde oynanan satrancın bu hayale ulaşmada ara argümanlar olduğunu görürüz. Amaca ulaşmada her yolu mubah olarak gören bir zihniyetin terör dâhil kendisinin bizzat terörist olması muhtemel bir durumdur. Nitekim Dünyaya yeni bir düzen /şekil vermekten bahseden ABD ile onun adına Ortadoğu’yu dizayn etme görevi verilen küçük yavrusu İsrail’in yaptıklarını akılcı bir şekilde tahlil edersek dökülen kanların temelinde bunların azgın menfaatleri olduğu gerçeğiyle yüzleşiriz. Zulümle ayakta kalmaya çalışan bu zavallılar elbet bir gün döktükleri kanda boğulacaklardır. Haçlı zihniyeti ve Yahudi Siyonizm’i el ele vererek dünyayı kendi istedikleri gibi yönlendirmek istemektedirler. Kudüs’ü alan Haçlılar, atlarının karın sağrılarına kadar kan içerisinde kalıp bunu övünç meselesi yapmışlardı. Ne oldu peki? Bir Sultan Selahattin çıktı, İslam’ın kılıcını yeniden hâkim kıldı ve Kudüs’ü kurtardı. Ama ondan sonrakiler bu misyonun takipçileri olamadıkları gibi, dünyadaki gelişmelere seyirci kalarak birbirine düştüler/düşürüldüler ve Batılılara ve Yahudi sermayesine muhtaç hale getirildiler.

Uğur Mumcu uzun soluklu bir araştırmasında Molla Mustafa Barzani ile MOSSAD arasındaki ilişkilerin olduğunu belirtmişti. Bugün bu ilişkiler oğul Barzani nezdinde sürdürülmektedir. Dünyanın en zengin bir o kadar da çetrefilli coğrafyasında asıl amacının Türkiye’yi sürekli kendine muhtaç olma durumuyla baş başa bırakmaya çalışan Yahudi oyununa karşı içimizdeki tüm haşmetimizle/onların planları ve oyunlarını bozarak biz buradayız, Bizler; Kürt-Türk-Çerkez-Abaza-Boşnak-Roman olarak bir bütünüz, kimseye verilecek bir karış toprağımız yoktur, almak isteyende varsa cesareti cesedimizi çiğner öyle geçer diyebilecek miyiz acaba! Böyle günleri de görebilecek miyiz? Toplumu buna hazır hale getirmek için ne yapmak gerekir, Ey!  Devlet Ricali, Ey politikacılar, yöneticiler toplumu bu aşka getirecek, onun bütünleşmesini ve birleşmesini sağlayacak kendi aralarında kardeş olduklarını hatırlatacak gerçek bir plan/projeniz var mı?  Kurtuluşumuzu yalnızca Yunus Emre’de Mevlana’da, Hacı Bektaşi Veli’de bulabilecek bir misyona hazır, ruhen ve şeklen bunu yerine getirecek bir hamleyi topyekûn başlatabilecek ve yaşadığı asra barış ve huzuru şeytanların istediği Yeni Dünya düzeni sloganında değil, İslam kardeşliği çerçevesinde sunacak bir hazırlığınız/çalışmanız var mı? Soruyorum sizlere bu konuda ne yapıyorsunuz?  Ve de samimi misiniz?

Şimdi gelelim Pazar günü yapılacak yerele mahalli seçimlere. Aslında yerel seçimler olsa da Genel Seçim ayarında bir mihenk taşıdır bence. Çünkü bu seçimin sonuçları sadece ülkemizi değil tüm dünyayı olağanüstü etkileyecek bir yaklaşım oluşumudur. Tamam ya da devam var ya da yok gibi cümleler arasına sıkıştırdığımız beka sorunudur aslında bu seçim. Ülkemizde akıl tutulması dâhil kin ve nefret söylemlerini ayyuka çıkarıp dışarıdaki tescilli yabancı elitlerle ağız birliği aymazlığı yaşayan bir kesim var. Her sözlerinde bir şikâyet her eylemleri kin ve nefret kokan. Hitlerin ve Stalinci eylemlerin eteğine yapışan ve halkına zulümleri reva görenlerin; hiç çekinmeden sırtımı ypg-pyd’ye yasladım diyenlerin kuyruğuna yapışarak ve demokrasi kılıfına bürünüp onlarla eylem birliğine kalkışanlar nasıl oluyor da şehitlerin evlerini ziyarete gidebiliyorlar? Ve nasıl oluyor da varlıklarını bu toplumun bekası için şehit olmaktan çekinmeyen ülkücülerin yolunu savunduğunu söylemleriyle bazılarının dillendiripte, iyi olacak reklamlarıyla, sırtını ona buna yaslayanlarla birlikte bir  ayar tutması ve akıl tutulması yaşamaları izah edilebilir bir durum mu sizce?

Resmen bir terör örgütünün dağdaki bitli elebaşlarından emir alan ve direktifleri doğrultusunda hareket eden bir örgütün; Amerikan silah ve cephaneleriyle dış yardımlarıyla ayakta duran bir örgütün ve onların Türkiye’deki temsilcileriyle iş birliği yapan bir örgütün bir siyasi parti kılıfının bunca yaptığı her şey ortada ve yıkıcılığı hedef olarak belirlemiş iken sırf Erdoğan düşmanlığı ile Ülkeyi bir çıkmaza sürüklemek istemeleri hangi vatan edebiyatının kitabında yazar?

Bir Truva atı gibi içimizde yaşayanlar bu milletin yüreğine virüs gibi girenler yeri gelince Haçlı sürüleri ile yol alanlar dilini dinini özünü değer yargılarını kaybettirmek için uğraş verenlerle bir olup hangi akla hizmet ederekten ülkede kaos için çabalıyorsunuz?

Etrafımızda ateş çemberi var. Amerika İsrail için var. Rusya İsrail için var. Büyük Devletler çıkarları için bölgemizde. Türkiye’nin attığı adımları milim milim takip edenler var, sen patates soğan cacık kavgasındasın.

Ve sen kardeşim. Bu coğrafya’da dış güçlerin ne istediği bellimi? Belli. Dış güçlerle ağız birliği yapan sözüm ona şövalyelerin yani içerideki tuzu kuruların ne istediği belli mi? Belli. Onların derdi Türkiye’mi değil? Onların derdi, ortalığı germek, eski anarşi dönemlerine geri dönmek. Eskiden olduğu gibi Ordu’nun siyasete karıştırılmasıyla ve güçlü Kemalist bürokrasiyle ayakta kalmak ve böylece kabuğunu aşamayan bir Türkiye özlemi, yerinde sayan hantal bir yapı, siyasi entrikalar bel altı vuruşlar, holding sahibi gazete patronlarıyla yönetilen bir gizli yapı ve Meclisin üstünde baskın bir bürokrasi yargı kararları. Ne ekonomi, ne gelir dağılımı, ne kültürel değerler, ne ilerleme, ne kalkınma, nede başka bir şey. Varsa yoksa ağır hantal bürokratik bir işleyiş çarkı. Söyleyin bununla kalkınma ve insan hakları hukukun üstünlüğü vs olur mu?

Başka ülkelerin eline bakan bir Türkiye istiyorlar bunlar. Kendi yağıyla kavrulan kimlik taşıyan bir ülke yerine. Böyle olunca da bunlar jön Türkler gibi gâvuru kardeş ilan edip elimizde avucumuzda ne varsa uçurmak ve bizi gâvura muhtaç ettirmek istiyorlar.

Bu ülke İslam diyarıdır. Ona buna peşkeş çektirilemez. İktidar olma uğruna jön Türkler gibi yaşayanlar onlarla kol kola girenler bilin ki; atalarımızın ruhlarını/kemiklerini sızlatmayacağız.31 Mart bunun için beka meseledir. Biz hiçbir zaman patates soğan cinsinden bakmadık olaylara. Bizim satılık vatanımızda yok kiraya verilecek aklımızda yok. Yolda bulmadık bu ülkeyi. Kandildeki yarasalar ile iş tutan ve onlara yataklık eden, birlikte salladık diyen zihniyete kapak olsun ki; Abdülhamit Han gibi bir liderimiz var. Zorluklar ve güçlükler bizi asla yıldıramayacaktır. Zafer Allah’ındır. Bize düşen görevimizi yapmak.31 Mart ülkemiz ve milletimiz için ve İslam âlemi için hayr olur inşallah.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık