• 28 Mayıs 2016, Cumartesi 10:02
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

HAREM VE KADIN(3)

 

İşte Osmanlının bu harem anlayışını sadece kafalarındaki oluşan uçkur edebiyatı ile özdeşleştiren bu zihniyet, elbette her şeyde kusur arayacaktır. Aslında onun bu arayışı, kendisinin de içinde bulunduğu bu mahlûkat güruhun cinsel tatmin arayışında yatmaktadır.Açık söyleyeyim ki şu andaki insanımız,paraya kadına ve şehvete doymadan bunlarla tatmin olmadan kendine geleceğe benzemiyor ama o zamanda iş işten geçmiş olacak…Beyrut,Ortadoğu’nun Paris’i derlerdi bir zamanlar ama şimdi bu gayri ahlaki istekler orayı mahvetti….Bu sistemde her köşe başı banka vardır.Ama insanlar çok da zengin değildir.Zengin olanları her devirde  yine  zengindir.Fakir fukara işsizlik çer çöp pislik içinde yine devam etmektedir.Bu sistem de her köşe başı kahvehane vardır,İnsanlar mutlu değildir.Kimse kimseyle konuşmak paylaşmak dertleşmek istememektedir..Her kes kendi aleminde ve kendi derdindedir.Başkalarının dertleriyle dertlenenleri bulmak ne mümkün?.Hatta her köşe başında birahaneleri vardır,meyhaneleri vardır,kerhaneleri vardır,ama yinede mutlu ve doyumlu değildir.İlişkiler saman alevi gibi parlayıp sönmektedir.Bu sayılanların hepside Avrupa’da alabildiğine olmasına rağmen acaba Avrupa insanı gerçekten mutlumudur? Ya da orada yaşayanlar diğerleri mutlu mudurlar?

Şimdi bu hareme dil uzatanlara diyorum ki, Matild Manukyanın hareminde, resmen sömürülen, kendisinden rolünü oynadığı müddetçe yararlanılan, hiç tanımadığı bir erkeğin kollarında kalan ve kendisine çiçek vermesini bekleyen/beklettirilen kadın yarına ve geleceğe güvenle bakabilir mi? Bu kadın gerçekten mutlumudur? Onlara soğuk duvarlar arasında soğuk terler niçin döktürülmektedir? Onlara bu muameleyi reva görenler, hatta onların bu halinden köşeyi dönenler,  onun adına haklarını savunduklarını dile getirenler, eşitlik naraları atanlar, hümanist ve de feminist geçinen güruhlar,sıkıysanız sizler,eğer gerçekten sıkıysanız ve onlar adına,kadın erkek eşit olmadığını dile getirenler,bir gün değil,bir saat değil,evet bir dakika,kendiniz onların yerine geçin bakalım!.. İşte o zaman hangi eşitlikten bahsedeceğinizi merak ediyorum doğrusu. Rauf Tamer’in dediği gibi “sosyalist geçinirler ama iş yatak kavgasına gelince en büyük kapitalist olup çıkıverirler.”…

Evet, kadın bizim inancımız da cennetliktir.

Kadın Vakardır. Cennet ayakları altındadır.

Kadın haysiyettir.

Kadın Şereftir. Fakat olabilene ve bu şerefi iffetlice taşıyabilene…

Ancak ona bu şerefi, şereflice taşımasını engelleyen ve sömürenlere lanet olsun….

 Her şeyden önce kadın, insandır, Kadın Eş’tir.

Kadınlara her zaman Anne gözüyle bakalım…”     Evet, yazı böyle, o günkü duygularla kaleme alınmış…

Şimdi, beraberce okuduğumuz bu yazıda kaleme aldığım bu satırlar, kısacası bu değerlendirme sizce özünü kaybetmiş midir? Üzerinden yıllar geçse de,  her şey güllük gülistanlık olabilecek mi? İnsani değerler nasıl? Kadına yönelik uygulamalar ne durumda? İnanç, edep, ahlak ve terbiye, sistemde yerini alabilmiş midir? Toplumsal kalkınmanın ve ahlaki değerlerin korunmasında kadın gerçekten konuya vakıf mıdır? Bir ailede bir erkeğin eğitiminin bir kişilik eğitim/bir kadının eğitiminin ise bir ailenin eğitimi olduğu kanısı güçlenmiş midir? Ne durumdayız biliyor muyuz?

Kapitalizme payandadır sahte feminist

Modern kurtlara yem olur masum kuzular

Özgürlük çığırtkanlığında hedef darvinist

Piyasa dini revaçta içim sızılar

 

Hele hastalıklı kafaların sömürü çarkında

Maddeyle eş değer bilinir  kadın

Cennet ayaklar altında diyen islamı

Anlayıp yaşamazsan silinir adın

………………………………………………………..Sevgi ve selamlarımla.

 

 

 

 

                                                                 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık