• 23 Eylül 2015, Çarşamba 0:00
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

GENÇ SİVİLLERİN KORKUSU

Biliyorsunuz bizim Ülkemizde zaman zaman birçok şeyden korkulduğu anlar olur ve bu çekinceler bir punduna denk getirilip üstü kapalı mesajlar olarak açık adreslere servis edilir. Bu korkulanların neler olduğu konusunda az çok tarihimiz araştırılıp, değişik kaynaklar taranarak, elde edilen belge ve bilgiler muhtevanın özüne uygun bir yorumla sunulduğunda, görülecektir ki, belirli şartlanmışlıklara bağlı kalanlar ve onun üzerine bilgi birikimine sahip olanlar, maalesef olmadık yersiz endişelere kapılarak, olmadık vehimler üretiyor, olaylara sağlıklı ve objektif bakamadığından, vücut kimyasını bozmak için adeta kendi kendini yiyip bitiriyor. Böylece , o   yersiz düşüncelerle kendine yaptığı  eziyet, sonuç da fobi olarak kendisinden  ayrılmaz bir parça olarak onunla ömür boyu sürüp gidiyor.Diyoruz ki ; O,Arkadaşlara  lütfen  lüzumsuz korkulara gark olmayın , kendi kendinize işkence etmeyin…

Hâlbuki korku ya da vehim üretmek, ya o konu hakkında yeterli bilgiye sahip olamamaktan ya da doğruları kabullenememekten kaynaklanmakta yani kişi kendisiyle açıkça yüzleşememektedir. Hani bazen ara sıra aynaya bakıp dış cemalimizin görüntüleriyle baş başa kaldığımız gibi haleti ruhiyemiz ile de ara sıra hesaba oturmak ve iç otokontrol yapıp yüzleşmek herkes için gereklidir diye düşünüyorum. Mesela İslam’ın Büyük Halifesi Hz. Ömer:” Bugün Allah için Ne yaptın” diyor ya. İşte onun gibi bir şey. Kendine yoklama çekmek gibi…İç muhasebe diyelim….

Korku bence bir hastalıktır. Beden dünyamızda ürettiğimiz ruhi bir maraz. Oysa insanın bedenen ve fikren sağlıklı bir yapıda olması dengeli bir kişiliğin uyumlu özelliğidir. İnsanı korkulara sevk eden nedir peki? Bu tabi ki çok yönlü bir soru ve çok çetrefilli bir durumdur. Karışıktır. Hele de kişilerin elinde bazı imtiyazları varsa, onun korunması adına ve kaybetmemek için, ürettiği korkulu reflekslerle güya dikkati çekerek aslında kendi konumunu güçlendirmeyi ve öylece kalmayı iç dünyasından hararetli bir şekilde istemekte, rüyasının bozulmasından endişe duymaktadır. İşte bu tür korkular kaynak itibariyle hemen hemen her ülkenin insanında görülse de, bizim gerçekleri görmekten kafasını deve kuşu gibi kuma sokanlarda daha bi fazla görülmektedir. Çünkü bizim ülkemizde o kadar çok istismar edilen konular var ki, bir kısmı onların arkasında sadece menfaatlerinin kaybolması endişesini taşıyarak, onları koruma gayretiyle birçok insanın, ya da genel kanıyla kamunun zarara uğratılmasından bile endişe duymaz, hatta kıllarını dahi kıpırdatmazlar. Yeter ki onların rantına bir şeycikler olmasın, zarar gelmesin. Gerisi hava cıva. Hiç bir şey umurlarında değil.  

Efendim Yasin Aktay’ın Korku ve İktidar konulu bir kitabı var. Korkunun sosyolojisi bahsi içerisinde konuya özgü örneklemeler ve tahlilleri ile açıklık kazandırarak okuyucuyu düşünmeye sevk ediyor.  Düşünenler için hakikaten sosyolojik üslupla kaleme alınmış çok güzel bir kaynak eser.Türkiye’nin genel ve özel meselelerine parmak basmaya çalışan bu eserinde  diyor ki”Korkuları gidermenin yolu korkulanın özgürlüklerini kısıtlayarak hayatını mahvetmek değil,basitçe korkanın korkusunu tedavi etmektir”….

Bizim Ülkemizde kitaplar az okunur. Bizler az okuyan ve çok konuşan bir toplum haline geldik. Bir şeyi olabildiğince abartmada üstümüze yoktur. Eğer bir şeyden çekince varsa en basit bir tabirle, önce oturur konuyu enine boyuna konuşur ve topluma getirisi götürüsü hesap edilir, tartışılır bir karara varılır ya da ortak noktalarda uzlaşılır vs. Ama ne yazık ki bizde böyle olmadığından baskın güçler bir anda tepene çullanır ve seni sustururlar. Çünkü söylediklerin onların vücut kimyasını bozmuştur, haliyle verilende bu tepkiden ibarettir. Her neyse ben daha fazla konuyu uzatmadan, Yasin Bey’in bu kitabından özet almanız temennisiyle asıl paylaşmak istediğim konuya geçiyor ve devam ediyorum. 

İmdi, Korkusu bu kadar bol olan bir ülkede her türden insan yaşadığına göre, özellikle 28 Şubat süreci ile beraber bir sürü senaryolar ve korkular ihdas edilerek vatandaşın kafası bu konularla epey meşgul edilmişti. Her kes bir şeylerden korkuyor, üstelik bu korkuları, birileri değişik şekillerde pompalayarak, sanki devletle kendi vatandaşını karşı karşıya getirmeye çalışıyordu. Aslında olan ilan edilmemiş bir baskıcı uygulamaydı. Mesela Sayın Süleyman Demirel’in MGK toplantılarından önce aldığı yüz ifadesi insanı ürpertiyordu. Sanki Ülkede hemen ertesi gün Sıkıyönetim ilan edilecek ve Demokrasi askıya alınacak gibi mesajlar vatandaşlarımız tarafından sezinleniyordu. Neydi bu koparılan fırtınalar, milleti topyekûn suçlu ilan etmek miydi? Öyle laflar ediliyor öyle fırtınalar koparılıyordu ki, hatta bin yıllık hesaplamalar bile yapılıyordu. Ancak bağlantılar derinliğine analiz edilip de hele bu Ergenekon davası ortaya çıkarılınca, korkulanların az çok temel nedenleri, bir bir aysbergin görünür kısmı gibi netleşmeye başladı. Umarım toplum olarak gerçekten insanımızın hak ettiği şekliyle sağlıklı bir yapıya kavuşturulması ve milletler cemiyetinde ayna gibi yer alması hepimizin temennisi olur… Aksini düşünmek bile istemiyorum.

İşte bu korkulu hengâmelerin cirit attığı ortamda Sayın Yasin Aktay’ın kitabının 95-96 sayfasında yer verdiği “Genç Siviller de Korkuyor” başlıklı listesini bende sizlerle paylaşıyorum. Neymiş bakalım bu liste: Ya da Genç Siviller Nelerden Korkuyorlarmış, birde biz öğrenelim dedik…

1-2006 yılında bile darbe olan Tayland olmaktan korkuyoruz.

2-Irkçılığın ve ayrımcılığın gündelik hayat haline dönüştüğü Apartheid Güney Afrika’sı olmaktan korkuyoruz.

3-Sokaklarda bile başörtüsüyle gezmenin yasak olduğu Tunus olmaktan korkuyoruz.

4-Yeni Anayasaya “Türkiye Malezya olamaz, olması teklif dahi edilemez” maddesi konmasından korkuyoruz. Emekli Subaylar, ADD ve ÇYDD’nin Kuala Lumpur Meydanında Cumhuriyet Mitingi düzenlemesinden korkuyoruz.

5-Türkiye’deki cuntacıların Malezya’da darbe girişiminde bulunmasından korkuyoruz.

6-Malezya’ya benzememek için Türk Bayrağından ay ve yıldızın çıkarılmasından korkuyoruz.

7-Bu tartışmaları ciddiye alan Malezyalıların incinmesinden korkuyoruz.(devam edecek)

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık