• 30 Ocak 2016, Cumartesi 9:13
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

EZ KÜRDİM MEN TÜRK?ÜM (3)

Ahmet Haşim’in anlamlı bir sözünü zikrederek konumuzu artık toparlamak istiyorum. Bu yazının üçüncü ve son bahsidir. Diyor ki üstad:”Melali anlamayan nesle aşine değiliz”.Ne kadar doğru ve yerinde bir söz. Kürt kardeşlerimizle aynı ortak akıl ve tarih bilinci içerisinde bunca asır birlikteliğimiz devam ederken nasıl oluyor da onları temsil ettiğini söyleyen bölücü bir tayfa bugün gelinen noktada öz yönetim otonom bağımsızlık rüyaları içerisinde mali hülya görüyor. Biz kendimizi yeterince tanımış olsaydık bugün bu sıkıntıları çoktan aşmış ve kimsenin bizim birliğimizi bozma çabalarına müsaade etmezdik. Kültür yaşanılan bir hazine ve devredilen en büyük miras ve bizi ayakta tutan kader birliğidir. Biz bize kimlerin düşmanlık ettiğini tanıma noktasında asıl yapmamız gereken şey, iki ayrı söylem yerine yürekten tek bir ortak akıl sözün çıkması gerekirdi. Yani ister Kürt ister Türk olsun bu kader birliğinin ortak efsaneleri madem ki böyle bir bağlamda bunca yıldır bir damla olarak birlikte aynı çeşmeden akmayı başarmışlar ve diyebilmeli idi ki;(Kürtler) düşmanı tanıma kültür bilincimiz gereği  “kimse bize Anadolu’da tüm Türkiye’de asla ameliyat yapamaz biz kimlerin ne tür oyunlar peşinde olduğunu biliyoruz, hdp PKK’nın maskeli bir halidir ve biz bunlara asla kanmayacağız ve oyuna gelmeyeceğiz”.

Konuyu toparlayacak olursak bugün toplumun temsilcileri olarak sağduyulu hareket etmek ve tahriklere kapılmamak zamanıdır. Bizi en iyi biz anlarız. Başkalarının reçeteleri bizi bozar ve bu maya tutmaz.         Yukardan itibaren söylediklerimizi sıralayacak olursak:

A)PKK bir terör örgütüdür. Kürt sorununu malzeme olarak kullanmaktadır. Varlığını teröre uyuşturucuya ve dış destekli yardımlara ve taşeronluğa borçludur. Asalanın devamıdır. Mücadele için yeni stratejiler geliştirilmelidir.

B)Halkımıza insanımıza bakış açımız “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” eksenli olmalıdır. Burada unutulmaması gereken bir husus insan hakları taleplerini karşılarken hayalci ve uçuk söylemlerin fantezilerine kapılmadan akılcı ve mantıklı çerçeveden sağduyulu yaklaşımlarla; hukuksal düzenlemelerin ve toplumsal yansımalarının birlik beraberlik ve kardeşlik ruhunu tesise yönelik, istiklal Marşımızda dizelerini bulan ve bunun ortak paydaya dönüştürüldüğü tarihsel bütünlüğün yol haritasını çıkarıp aidiyet ülküsünü belleklere kazıyacak eğitim uygulamasının hayata geçirilmesi bizce çözümün reçetesidir.

C)Bölge halkının tamamına ön yargılı davranarak PKK’lıdır mantığıyla yaklaşmak elbette doğru değildir. Burada uygulanacak sistem BKK olmalıdır. Yani Beyin Kalp ve Karın doyurma. Beyin ve Gönüller kazanılmadıkça ve sadece o bölgemiz için değil Ülkemizin her yeri için aş iş ve ekmek olmadıkça oralarda huzursuzluk oluşur ve istikrar kaybolur. Yatırımların kalkınmada öncelikli illere kaydırılarak GAP gibi projelerin çoğaltılması fakir fukara edebiyatçılarının nemalanmasını boşa çıkaracaktır. Düşünün taş atan çocuklara taş attıranlar onları bir araya nasıl getirtiyor ve sempati oluşturmaya çalışıyorlar...          

D)Ağacın köküne uzanacak bir tanımlama elbette var olan kardeşlik dokusunu güçlendirecektir. Varlığımızın ve  ayakta kalmamızın yegâne yolu, tarihsel birliğin  ve aynı kaderi paylaşmanın bunca yıldır bir arada bulunma zorunluluğunun mantığını anlamak ve yakalamaktan geçer.Bu süreçlerin kaynaşması uranyumun zenginleştirilmesi gibidir.Bundan dolayı sistem ; İşleyişini    ve sürdürebilirliğini ,ayakta kalabilmesini  ve ilelebet devamını dilerken ;Varlığını da insanları mutlu etmeye yönelik ve onları kucaklayan, benimseyen uygulamaları ile; aynı duyguları paylaşan insanlardan oluşacak bir güçle sağlanabileceğini ve gönülleri fethetmenin akli bir yol olduğunu insan hak ve hukukunun insanın gelişimini sağlayacak engelsiz bir yapıya kavuşturulması gerektiğini iyi bilmesi gerekir.Aksi halde dış güçlerin fantezi söylemleri bazılarının aklını gerçeklerden uzaklaştırarak  hayalperest hale gelmelerine ve bilmeden Tatar Hanının Viyana’daki hatasına  düşmesine yol açar.Çünkü biz biriz.Birimiz  hepimiz demektir.Bölünmek ve parçalanmak hepimizin sonu olur.

E)Dini inanç özgürlüğü ve bunların gereklerini yerine getirme konusu artık tartışma alanı olmaktan çıkarılmalıdır. Tek tiplilik yerine aklı başında ve reşit olan bir şahsın elinden seçim ve tercih hürriyetine müdahale etmek onun şahsına yönelik bir hakarettir. Bir takım yapay uydurumlarla insanların özelliklede kızların eğitimlerine yönelik zorlamalar ve ön yargılı tutumlar toplumsal gerginliği artıran ve barışı bozan şekilciliği ön plana çıkaran ve şahsiyet oluşumunu ve kendi gibi olmayı resmen engelleyen tutum ve uygulamalardır. Halkın huzur ve sükûnunu ve devletine olan bağlılığını tesis etmek bunun vecibelerini hukuksal düzenlemelerle kayıt altına almak sistemi zayıflatmaz bilakis daha da güçlendirir. Ruhu bedenden ayırmak canlı kalabilme özelliğini yitirmek demektir. O halde vücuda şekil veren ruhumuzun manevi dinamizmini besleyen yolların açık tutulması güçlü ve sağlıklı bir toplum yapılanmasının temel taşıdır. İnsan neye inanıyorsa ona göre yaşasın ve inancını da yaşatsın…

F)Ve son tahlilde….. Bugün Meclis çatısı altında temsil hakkı bulunan tüm vekillerin ; sorunun çözümüne yönelik iktidar ve muhalefetiyle, bu toprağın kaynaklarından beslenen tüm insanlarıyla, bu topraklara şekil veren çalışmalarıyla, her şeyi kendi içimizde bardağı taşırmadan halletme basiretini   göstermeleri buna göre çözüm üretmeleri ve buna göre sorunlara reçete sunmaları elzem bir durumdur….Türk ve Kürt din ve inanış, tarih ve  toprak , ülkü birliği ve  kader birliği noktasında etle tırnak olmuş vasıflı insanlardır. Ortadoğu’nun Güçlü Türkiye’si hepimizin ortak kader ve menfaatidir… 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık