);*} EĞİTİM /TEKRAREN EĞİTİM/ HEP EĞİTİM
  • 20 Eylül 2017, Çarşamba 7:37
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

EĞİTİM /TEKRAREN EĞİTİM/ HEP EĞİTİM

Okulların açılması ile beraber başta Velilerimizde ve dahi okullarımızda yine yeni bir heyecanın sancıları yatmaktadır. Eylül ayının hem eğitim sistemimizde hem insan ömründe çok değişik ve ruha yönelik ağır basan hissiyatları vardır. Hüznün tavan yaptığı gönüllere yönelen irticalen hayallerin yağmur damlaları gibi bazen sökün bazen sükûn ettiği ayrılıkların kol gezdiği gizemli hallerin ağır bastığı en sevdiğim aylardandır eylül. İnsan yetiştirme sanatının aynı zamanda kendini geliştirme ve yetiştirme sanatı olarak üfürüldüğü yüreğimizde bu heyecanı tam anlamıyla duyabilmek hissedebilmek ve okuyabilmekle beraber uygulamakta en esastır. Öyleyse hangi duygusal fırtınada olursak olalım hallerimiz bizi hangi rüzgârlarla yarış içerisine dâhil ederse etsin kimlik icra ettiğimiz bu dünya ikliminde yeryüzünün efendisi olmak için okumak öğrenmek çabalamak ve araştırmak gerektiğini insan olmak adam olmak demek olduğunu anlamamız gerekir.

Hiçbir savaş insan yetiştirme savaşından daha önemli değil diyor bir Rus-Japon savaşının meşhur komutanlarından Amiral Togo. Ve devam ediyor ” Meydanlardaki savaşı kazanmak isteyen milletler önce insan yetiştirme savaşını kazanmak zorundalar. En büyük savaş insan yetiştirme savaşıdır. İnsan yetiştirme savaşının komutanları öğretmenlerdir. Bana bir ödül vermek istiyorsanız, beni ülkemin herhangi bir köşesinde herhangi bir okuluna öğretmen olarak görevlendirin. Ömrümün kalan yıllarını o şekilde geçirmek benim sizden tek isteğim olacak” Diyerek katıldığı bir toplantıda misafirlerine böyle hitap ediyor Amiral Togo.

Okulların açılmasıyla beraber başlayan yeni bir topyekûn mücadelede saç ayağını oluşturan esas unsurların okul-öğretmen ve veliler olduğunu bilmem hatırlatmama gerek var mı? Elimizdeki mevcut imkân ve malzemelerden yola çıkarak bir şekil verme yol haritası oluşturma ve rota tayin etme savaşı yaşanır ömür boyu bu iklimde. Bu iklimin elemanları ya kısa yoldan belki de istemediği bir mesleğin içerisinde acemi çıraklar gibi kendini bulmaya çalışır ya da sabırla olmak istediği ama belki de gecikecek bir hayat hikâyesine sabırla tahammül eder. Her halükarda yorulan ve yoğrulmak istenen insan merkezli bizleriz. Hayatta umduğumuzu bulmakta var, bulmak için katlanılan çile çekmekte var.

Merdivenleri birer ikişer hızlı bir şekilde tırmanmakta var, ağır ağır aheste aheste sarsılmadan öğütüle öğütüle kıvamı yoğunlaştırarak bal olmakta var. Hepimiz bu eğitim çarkının içinde öğütülen ve savrulan birer bireyleriz. Ama kimimiz gayret sabır ve kanaat ile bir yerlere kimimizde çarkın kurbanları olarak istemediği alan ve bölgelere belki de savrulup rüzgâr yönünde yol alacaklardır.

Her ne şekilde olursa olsun öğretmen camiasının elinde önünde bulunan bir sistem var. Bu sistem insan yetiştirme sistemi. Bu sisteme göre yukarıda belirlenen metot uygulama ve esaslar doğrultusunda insan yetiştir denilir öğretmenlere. Tabi bu çarkın içerisinde daha önce tedrisinden geçtiği büyüklerimiz anne ve babalarımız var. Lakin her anne babanın çocuklarına doğurmak ve doyurmak dışında faydalı olduğunu söylemek hele de bizim toplumsal argümanlarımızda çok farklıdır.     Bizim gelenekçi toplumsal yapımızda büyüklerin sözleri hep kabul görür ve onlar asla yanılmazlardı!!!

Fakat eğitim ve tedrisat usulünde çağa uygun değişmelerle beraber toplumsal anlayışlarla da büyük değişimler yaşandı. Bizim ilkokul dönemlerimizdeki okul ahvalimizle şimdiki okula giden çocukların duyuş düşünüş algılama ve tepkisel hallerinde anormal değişimler yaşandı. Yıllardır bu işin içinde yaşayan biri olarak siperlerin yılmaz bekçisi öğretmenlere destek verildiği ve birlikte bu sorunlara karşı durulduğu müddetçe mutlaka olumlu yönde bir gelişim ve verim alınmıştır. Kafalarımızı saldım çayıra Mevla’m kayıra anlayışından uzak tutarak mevcut imkânları olumlu referanslarla destekleyip çocuğumuzu toplumsal topyekûn savaşın içerisine hazırlayabilmek ve onu eğitimin önemli bir parçası yapabilmek hakikaten büyük başarıdır. Verilen bu savaşta belli makamlara mevkilere gelmekte var, istediğin şekilde veya günlük hayatın içinde hiç istemediğin bir işte çalışmakta var, ama unutmamamız gereken en önemli husus kaybetmeyeceğimiz değerlerimiz duruşumuzu bozmamamız ve karakterimizdir. Bu mevzilerde hem öğretmenler yorulmakta hem ana babalar yorulmakta hem de devlet-millet büyük yatırımlar yapmaktadır. Eğitim aynı zamanda devletlerin geleceği içinde büyük bir yatırım ve stratejidir. Harp meydanlarında başkalarına karşı veya kendi içimizde yaşadığımız kültürel savaşlara karşı vereceğimiz en büyük mücadele, ülke için yatırım ve gelecek kaygısıyla kurulan sistemli programlardır. Bunların en etkin unsuru da eğitimdir, eğitimdir, yine eğitimdir.

Hiçbir insandan ümit kesmeden herkesin mutlaka bir iş yapabileceği gerçeğinden hareketle asla öğretmenler olarak öğrencilerimize; bu tembel, bu işe yaramaz, bu (tövbe tövbe) gerzek gibi yaftalarla yaklaşımda bulunmadan, birlikte daha güzel günlere yol almak temennisiyle bu yeni eğitim öğretim yılının hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Sorunlarının olmadığı bir aileyi, bir okulu, bir devleti, hatta bir sınıfı bulabilir misiniz? Düşünebilir misiniz? Sorun mutlaka olacaktır. Gayemiz bunları en aza indirerek elimizdeki imkânlardan en iyisini çıkarabilmektir. Bu da tabiî ki yatarak değil, çalışarak, gayret göstererek, ümidini yitirmeden istikametini bozmadan, kararlılıkla yol almak demektir.

İnsana insanca verilen değerle, tohum filize, filiz fidana, fidan ağaca ve ağaçta ormana dönüşür. Bu eğitimin varyasyonudur. Eğer bir öğretmen; ister haylaz, isterse tinerci diye adlandırılan, ister azgın ister terbiyeli diye taltif edilen tatlandırıcılarla beslenen, hangi şekil ve karakterden olursa olsun, sınıf içinde ya da dışında fark etmez bir öğrencinin yüreğine dokunamıyorsa o öğretmen değildir. Öldükten sonrası için bile kalıcı bir eser bırakacak öğretmenim sen işinin kolay olduğunu zannetmeyesin. Değişik bir şekil ve ortamdan sınıfa getirilen gelen öğrencim, öğrenmek ve araştırmak senin işin olmalıdır. Saygı ve sevgi ile beraber yükleneceğin hoş görü senin işini ve ehil olduğunu sağlamlaştırırken bu devlete vereceğin alın teri çocuklarına en büyük mirastır. Veli olarak okula ve öğretmenlerimize sağlayacağımız destekle sorunların çözümünde en büyük iş sizindir sayın büyüklerimiz. Öğretmeniyle iletişime geçmeyen, okulun yolunu tanımayan, bayramdan bayrama cami ve cemaatin yüzünü gören beynamazlar gibi, sadece karne zamanı okula gelerek geçiyordum uğradım demek, bir veli için en büyük sorumsuzluktur, aynı zamanda öğrencisine de hakarettir.

İnsan yetiştirme ve büyüme, gelişim ve güzel ahlak ve model oluşturma, geleceğe güvenle bakabilme gerçek medeni ve uygar olabilme, var olduğunun bilincinde insanca yaşayabilme ve adil olabilme savaşında; eğer benimde yerim olmalı ve bende varım diyorsanız buyurun hep birlikte hayırlı olsun kolay gelsin diyelim. Büyüksün Türkiye’m.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık