• 10 Ekim 2018, Çarşamba 9:16
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

ÇOCUK EĞİTİMİ VE ÖNEMİ

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni ve aynı zaman da, adını tüm Dünya’ya duyuran Dost Eli derneği gönüllü çalışanı Mevlüt Yıldırım Bey tarafından 20 kaynak eser taranarak hazırlanan ve 128 sayfadan müteşekkil, bu hacmi küçük fakat muhtevası büyük güzel eser, bugünkü köşemizin tanıtımında yer alacaktır.

Kitabın ismi “Her Çocuk Bir Kitaptır.” Yedi bölümden ibaret olan bu eserde, temas edilen konular, Çocuk ve Eğitimi/Çocuk Eğitiminde Üç temel Unsur/Çocuklarımızla ilgili yapmamız gereken bazı davranışlar/Çocuklarımıza Allah’ı nasıl anlatalım/Çocuk Eğitiminde Disiplin/Çocuk Eğitiminde Pratik Bilgiler ve son bölümde ise; Siz hangi grup Anne Babasınız?/Çocuklarımız kimi örnek alıyor/verimli ders çalışma şifresi ile evlilikte güzel geçim nasıl olur? Gibi konular.

Mevlüt bey bu güzel eserinde her bir bölümde bölüm başlıklarını alt başlıklarla destekleyip konuyu detaylandırarak örnekli, eğitim tarihinden destekleyici tablolarla esere canlılık kazandırmıştır.  Hz. Ali Efendimizin  “Çocuklarınızı sizin bulunduğunuz zamana göre değil, kendilerinin yaşayacağı başka bir zaman için talim ve terbiye ediniz. Çünkü onlar sizin zamanınızdan başka bir zaman için yaratılmışlardır. Çocuğunuzun terbiyesinde, sakın kusur ve gaflet göstermeyiniz”ifadesini alarak eserine başlayan değerli hocamız, çocukların Yüce Allah’ın kullarına nazlı bir hediyesi ve güzide bir emaneti olduğunu, çocukların dünya hayatının süsü  (Kehf:46) olduğunu aynı zamanda insan için hem nimet, hem de imtihan olduğunu belirtmiştir. Çocuklarla ilgili Ayet ve Hadis’i Şeriflere dikkat çekerek bu hususlarla ilgili olarak,”Bir müslümanın çocuğunu nasıl eğitmesi gerektiğini bilmesi için, Allah’ın insanlara her konuda örnek olarak sunduğu Peygambere bakmaktır. Allah’ın sözlerini icraata döken Peygamberimiz’  in hayatının bilmek bizim için en büyük zorunluluktur. Çünkü Kur’an-ı hayatında canlandıran O’dur. Bizim için, numunedir. Bizim ölçümüz O’dur. Şayet ölçümüz yanlış olursa, sonuç da yanlış çıkar. Çünkü ölçüleri yanlış olanların bütün ölçümleri yanlıştır. Çocuklarımız için aradığımız şeyler “doğru” şeylerdir. Fakat doğrularda doğru yerlerde aranmazsa bulunmaz” diyerek eğitimde olması gereken önemli bir noktaya dikkati çekerek, bugünkü toplumsal hastalıkların temel kaynağının, doğruların yanlış yerlerde arandığına vurgu yapmaktadır.

Çocuklarımızın başına kötü bir iş gelmesini asla istemeyiz. Fakat bazen farkına bile varmadan kendi elimizle onlara kötülük ederiz de sonra dövünürüz, ağlarız, sızlanırız. Benim bizzat şahit olduğum bir olay da akrabalarımızdan yurt dışında bulunan birisi, yine bir yakınımızın düğününde, herkesin gözü önünde daha sekiz-on yaşlarında bulunan çocuğunu  (kendiside alenen içmekte)alkol alması için yanına çağırıyor ve yudum yudum ona veriyor, ara sıra da naralar atarak örnek bir baba olduğu imajıyla, “Al oğlum iç, iç. Bir şey olmaz. Sen erkek oldun! Diyerek oğlunu küçük yaşta zehirliyordu”.İnanın bana bu olayı abartmadan sadece gördüklerimi söylüyorum. Tabi bu bendede bir tiksinti oluşturdu. İnsanın nefsinin esiri olduğunda, şeytanla nasıl yol arkadaşlığı yaptığını da hatırlattı. Mevlana Hazretlerine sormuşlar:

-Bu güzel Ahlakı kimden öğrendin?

-Ahlaksızdan, demiş.

-Nasıl olur demişler?

-Onun yaptığının tersini yaptım.  İşte mesele bu. Ama şuur ister. Ama gönül ister. Anne baba evvela kendini iyi yetiştirme gayretinde olsaydı, ve bilseydik; Bir baba evladına güzel edepten daha efdal   bir şey hediye edemez ve yine İbn-i Ömer’in;  “oğlunu terbiye et, zira bundan mes’ulsun, terbiye olarak  neler yaptın, neler öğrettin diye hesaba çekileceksin” ve yine bilseydi ki; Kişinin öldükten sonra, geri  de bıraktığı  şeylerin en hayırlısı kendisine dua eden salih bir evlat, sevabı kendisine ulaşan sadakai   cariye, kendisinden sonra halkın amel ettiği  ilimdir”.ifadelerinden biraz olsun nasiplenseydi, herhalde    yapmazdı bu yanlışları, döşemezdi  onun ayaklarının altına bu dikenleri değil mi? bizler  maalesef   kendi  ellerimizle çocuklarımıza kötülük ediyoruz da farkında değiliz. Çünkü Mevlüt Bey’in eserinde de belirttiği üzere”Çocuklarımızın ayaklarına batacak dikenler, ya ektiklerimizdir, ya da sökmediklerimiz   

Büyük bir eğitimci olan Pestalozzi’nin eğitimle ilgili görüşlerine de yer vererek okuyucusuyla paylaşan sayın hocamız, Pestalozzi’nin çocuk yetiştirmeyi çiçek yetiştirmeye benzettiğinden yola çıka rak,”yetiştirici toprağı kazıp tohumu eker, filizlenmesi için gerekli koşulları sağlar ve bekler. Yeşeren bitkiyi kötü dış etkilerden korur, zamanında sular ve gübreler, toprağı çapalar asalak otları ayıklar.   Kısacası bitkisine sevgi ve özenle bakar. Ama ne çok dokunur, ne çok örseler nede başıboş bırakıp kurutur. Çocuk yetiştirmekte bu denli sade ama beceri isteyen bir iştir. Her şeyden önce ilgi özen ve sağduyu işidir”.diyerek konunun önemine dikkat çekmektedir.

Kitabında disiplin konusuna da  değinerek  bugün bile hala günümüzde “disiplin demek dayak   demek”çağrışımının   etkili olduğunu, fakat bunun yanlış bir anlaşılma tarzı olduğunu  açıklayıp,esas anlamamız gerekenin “istenilen davranışları yerleştirmek,istenmeyen davranışları  değiştirmek”şek   linde anlaşılması gerektiğinin altını çizer ve,   J.Locke’nin “ Disiplin, ciddiyet  ile  şefkati  birleştirmek suretiyle sağlanabilir” ifadesine yer verir.Yine bugün özellikle toplumumuzda yaygın olan ve ister okul  ortamında ,isterse aile içerisinde olsun en sevdiğimiz yavrularımızı üzmekten geri  bırakmadığımız,ha  la geçerli bir akçe imiş gibi savunulan dayak atma konusunda,”disiplinde dayak olmalımı ?/İslam da    dayak var mı?/Dayak yemeyen çocuk daha zeki/dayak sonucu ortaya çıkan olumsuz davranışlar/sinirlenince  ne yapalım?/Disiplini sağlamak için ne yapalım?/TV ve çocuk/TV ve okul başarısı/çocuk ve oyun   konularını da işlemiş pratik bilgilerle  anne  ve  babalara yönlendirici  tavsiye  ve  telkinlerde  de  bulunmuştur.Örnek olarak çocuğunuzun yalancı olmaması için,inatçı olmaması için,ailesine kin beslememe  si için,aileye itimatsız  olmaması için,anne babaya hakaret etmemesi için,söz dinlemez ve kaba olmaması için,sevgisiz kalmaması için,kardeşler arasında kin ve kıskançlığın olmaması için,korkak,haylaz,küfürbaz,pısırık,ahlaksız,beceriksiz,tembel olmaması için,dinine bağlı,temiz intizamlı,tertip ve düzenli,şahsiyetli ve karakterli olması için ve namuslu iyi bir vatan evladı olması için neler yapılması   gerektiği konularında da   önerilerde bulunuyor.Bu arada hemen belirtmeden geçemeyeceğim.İslam  da  dayak var mı?konusuna çoğunuzun kulak kabarttığını biliyorum.Çünkü bazılarının ilgi alanına bir hayli  girer.Peygamberimiz hiçbir çocuğa vurmamıştır.Fakat korkutmuştur.Hz.Aişe(R.Anha minha) Validemiz   bir deve üzerinde iken huysuzluk eden hayvana karşı kötü muamelede bulununca,bunu gören  Hz. Peygamber  Efendimiz (a.s.m.) “Ey Aişe:yumuşaklıkla hareket et.Zira yumuşaklık bulunduğu her şeyi güzelleştirir.Bir şeyden çıkarılınca da onu çirkinleştirir”buyurmuştur.diyerek bu konuya dikkat  çeken sayın hocamız bu konunun devamında yumuşaklık ve dostlukla  davranış hususunda  Dale Carnegie’nin bir hikayesini alıntı yaparak  kitabındaki açıklamalara devam eder.

Evet, sevgili dostlar buraya kadarki tanıtımdan mutlaka bir kanaata varmışsınızdır. Aklı besleyen bilgi, gönlü besleyen sevgidir, diyerek sözlerimi tamamlarken, her çocuk iyi bir kitaptır diyoruz. Fakat iyi okumak, onu iyi anlamak ve değerlendirmek şartıyla.                    


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık