• 16 Mart 2016, Çarşamba 8:53
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

ÇETE MAFYA VE TERÖR DEVLETİ (2)

Asıl gerideki bu gücü ABD’de bulabilirsiniz, Rusya’da Çin’de, Hindistan’da bulabilirsiniz. Hatta İslam toplumunun yöneticileri içerisinde de onlara sahip çıkan zihniyet fukaralarını bile bulabilirsiniz, en küçük örnekle söylersem bugün Gazze Yönetimi ile Batı Şeria yönetimi arasında bile anlayış ve birliktelik aykırılıkları var. Biri bağımsızlığı ve bütünleşmeyi öngörürken, Batı Şeria Yönetimi İsrail eksenli düşünmeye devam etmektedir. Demek ki Gazze tek başına kalan bir küçük toplumsal birlikteliktir. Bu şuna benziyor. Üç büyüklerin sıradan Anadolu takımlarıyla maç yapması gibi. Velhasıl Gazze bugün kaderiyle baş başadır. Bu kadar halkı Müslüman olan Arap Dünyası var, Türkiye var, diğer Müslüman olan devletler ama hiçbiri biraz Türkiye hariç, İsrail’in karşısına çıkıp iki laf etmeye cesaret edemiyor. Mesela İran. Öyle bir yönetim zihniyeti var ki bu İran utanıp sıkılmadan terör örgütüne destek verip, bizi zor durumda bırakmak istiyor da olmadı Suriye içerinde ki kargaşada hem kendi halkına kurşun sıkan yönetime destek veriyor ve onların izlediği politikayı açıktan destekleyerek, Esad’ın yanında ve çizgisinde olduğu mesajını veriyor. Bu acem politikası ve zihniyetinin inancında samimi olmadığına bir işaret olduğu gibi, Müslüman toplumlarında neden bir araya gelemediklerini ve aynı telden çalamadıklarını da gösteren en önemli bir delildir. Bu kafa yapısı ve anlayışla onların ve de Müslüman toplumların bir araya gelerek büyük bir birlik oluşturmaları hayalden de öte artık kafalarda düşünülmesine bile izin verilmeyen tehlikeli olarak lanse edilen durum ve davranışlardır. Ancak Yüce Rabbim iz ’inde bir hesabı olduğu hiçbir zaman unutulmasın. Şer güçler elbette bir gün belalarını bulacaklardır.

Demek ki bu bağlam da İsrail’e dur demek veya onu tecrit edecek fiil ve davranışlarda bulunmak kolay kolay göze alınacak davranışlardan olmasa gerek. Yani şu anda onu içinde bulunduğu terörizm tutumundan, destekçiliğinden vazgeçirip caydırıcı olacak ve ona güç yetirecek bir devlet ya da örgüt bulunmamaktadır. Öyle görünüyor gibi. Bu İsrail’e bugün ki konjonktürde kafa tutmak, kafa tutmaya çalışmak dişini göstermek ya da buna benzer bir teşebbüste bulunmak hakikaten cesaret işidir. Yürek gerektirir. O yürekte ne yazık ki bugünün politikacılarında bulunan değerler olarak pek görülmeyen özelliklerdendir. Herkes kendi derdinin içerisinde yüzmeye çalışmakta ve başkalarının derdini digergamlık olarak görmemektedir. Bundan dolayı borusu öten ABD ile ilişkiler hep onların istediği eksende yürütülmeye çalışılırken, hem de yavru İsrail’in de menfaatleri korunup gözetilerek sürdürülmeye çalışılır, buna uymayan yönetimlerde kendi içerisinde malum usullerle işbaşından uzaklaştırılarak yine rot balans ayarını istedikleri gibi yapmaya da devam ederler. O halde ABD ekseninde yürütülen ilişkiler gibi İsrail ile de aynı eksende ilişkiler yürütülerek birbirine denklik ve paralel bir yapı gösterilmesi artık elzem hale gelmiştir. Bunun da en basit anlamı Yahudi Şeriatına dayalı terör devletinin mevcut gücünü ve politik etkinliğinin ne kadar güçlü olduğunu gözler önüne seren ve dünya siyasetine yön veren bir işleyişin topyekûn uygulamasına dayalı bir birliktelik olarak görüldüğünün gerçeğinden başka bir şey değildir. Ve şimdilik bu devran böyle sürüp gitmektedir.     

Onların bu azgınlığına karşılık İslam Dünyası bir araya geleceğine birbirine düşüp/düşürülerek kavgadan ve savaşlardan kurtulamadıkları gibi bir türlü iç huzuru da bulamıyorlar/ sağlayamıyorlar.

Yahudi sermayesi ve dış güçlerin destekleri ile zoraki Devlet haline gelen İsrail hem bölge barışına takoz olmakta hem de, başka ülkelere çete mafya babında lojistik destek sağlamaktadır. İşgal ettiği topraklardaki Müslüman halkı kıyıma uğratmış, zorla sürgün etmiş hala da katliamlarına devam etmektedir. İsrail bu uygulamalarıyla batılı sömürgecilerin zihniyetinde olduğunu, onlardan geri kalmadığını resmen tescil etmiştir. Çünkü Batılı sömürgecilerin ABD’nin yerlilerine, Afrikalılara, Orta ve Güney Amerika yerlilerine karşı soykırım uygulamalarını modern anlamda ve bütün dünyanın gözü önünde İsrail hatırı sayılır bir şekilde yapmakta ve Rusya, Çin, ABD ve diğer ruhsuz batılılarca da resmi destek görmektedir. Soruyorum bunlar mı dünyaya ya barış ve huzuru getirecekler?   Ya da böyle bir anlayışın /zihniyetin barışı ne ölçüde adil olur? Sizler bu barış masalına Ortadoğu coğrafyasında inanıyor musunuz?

Bizde İsrail ile attırılan adımların temelinde başta Birinci Dünya savaşı esnasında bazı eçheli gurebaların İngilizlerle müşterek hareket etmeleri sonucunda oluşan Arap düşmanlığına karşı, özellikle ABD’nin telkini ve birazda emrivaki tehdit dolu adımları ile ister istemez İsrail’le ilişkiler başlatılmış ve tepki çektirmeden hep gizliden gizliye el altından bilhassa askeri alanlarda ağırlıklı sürdürülmüştür. Türkiye attığı her adımda bugünde olduğu gibi hep ABD endeksli olmaya devam ettikçe, bugünkü One Minute hadisesi yaşansa bile ki sadece artık münferit bir olay telakkisindedir-bu ilişkiler ABD’ye bağımlı olarak devam ettirilecektir.

Fikret Başkaya bir yazısında şöyle bir değerlendirme yapıyor: ”ABD, Türkiye’nin Siyonist İsrail’le yakınlaşmasını şu iki sebeple istemektedir. Birincisi, emperyalizmin Ortadoğu ’ki çıkarlarını güvence altına almak, ikincisi de yeni bir yağma alanı olarak görülen Kafkaslar, Hazar Denizi ve Orta Asya’da bu ittifaktan yararlanmaktır”.

Demek ki, Sayın Başkaya’nın değerlendirmesinde İsrail için önemli olan, Orta Asya bölgesindeki zenginliklerden yararlanmak ve kendi ülkesine bunun transferini gerçekleştirmektir. Bunun yolu da tabiî ki Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile biyolojik bağı bulunan Türkiye’dir ve İsrail içinse Türkiye en önemli müttefiktir.

Değerli bir araştırmacı ve uzman olan Hasan Köni’de bir değerlendirmesinde “ABD, İsrail’i Türkiye ile güvenceye alıyor” demektedir.

Korsanlıkta sınır tanımayan İsrail, böyle labirent ilişkiler içerisinde hem ABD kanalıyla Türkiye ile ilişkilerini sürdürme/devam ettirilme/ikili askeri anlaşmalara dayalı ortak adımlar atma/attırılma şeklinde beklenti içerisinde iken, Türkiye’nin tarihsel birikiminden kaynaklanan Ortadoğu coğrafyası ile olan kültürel kimliğinin benzerliğinden dolayı zaman zaman İsrail ile aralarında problem yaşamakta, İsrail buna mukabil bu ilişkilerin zorla da olsa yürümesinin temininde el altından çete/mafya ilişkisi olmak üzere teröre de destek vermekte adeta bana mahkumsun derecesinde sunumlar gerçekleştirmektedir. PKK yandaşlarının eğitilmesinde baş aktör İsrail ve ABD’dir. Destek açıkça onlardan gelmekte maddi manevi her türlü para lojistik destek vermektedirler. Türkiye’yi terör uzmanlığıyla ile belli bir çizgiye getirmek isteyen İsrail, hem kendine mahkûm bir Ülkeye teknoloji transferi yaparak para kazanacak hem de, ABD’nin Ortadoğu’ki çıkarlarını koruyacak hem de kendi ana meselesi olarak gördüğü Nil’den Fırat’a kadar olan topraklara(Arzı Mevut’ sahip olma hayaliyle Türkiye içerisindeki ayrılıkçı Kürt gurupları da kendi çıkarlarına uygun destekleyerek, Ülkemizi kıskaca almaktan zevk duyacaktır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık