);*} ÇALIŞMAK VATAN İÇİN
  • 15 Aralık 2018, Cumartesi 9:24
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

ÇALIŞMAK VATAN İÇİN

Ahmet Hamdi Tanpınar,”İnsan değişmezse çürür” ,  Mevlana Hazretleri de “ Dün geçti, bugün yeni şeyler söylemek lazım” diyerek değişimden bahseder. Daha iyiye ve güzele ulaşabilmek için, dünlerin üzerini sağlamlaştırarak geleceğe yönelik makul ve mantıklı planlamalar yapmak zorundayız.

Değişim katiyetle elbise değiştirir gibi üzerinde bulunanları çıkarıp atmak değil, aksine sahip olduğun sahip olduğun değerlerin korunarak günün şartlarına göre gereken tedbirleri alabilmektir.

Günümüzde en çok kullandığımız kavramlardan biride batılılaşmak/çağdaşlaşmak vb. ifadeleri olmasına ve günü birlik politikacılarımızın dillerinden hiç düşürmemelerine rağmen 1923 yılından buyana epey bir zaman geçmiş ama hedef olarak planlanan batılı çağdaş ölçüler bir türlü yakalanamamıştır.       

Demek ki:  bal, bal demekle parmak yalamakla bu iş olmuyor. Batılı kendi kulvarında bilmem kaç yüz sene bu işin hesaplaşmasını toplumsal bazda yaşarken bizimkiler hazır çöreğin peşine düştüler. Taklit yoluyla bu iş halledilseydi şimdiye kadar biz batıyı geçmiş hatta çağdaş medeniyetin üzerine çıkmıştık.    O halde mesele zihinlerde olması gereken değişimdir. Ya da başka bir ifadeyle asıl inkılâp kendi üzerinde zihniyetinde yaşadığın değişimdir.

Bizde adam kıtlığı yaşanır. Toplumlar ya da bireyler alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçmiyor. Ülkemizin kendine özgü genel gerçeklerinden uzak, toplumla ihtilaflı, sadece kendi görüşleriyle yaşayan, kendine bile yabancı,  ufuksuz, politik kaygılarıyla kavgalı, değerlerine yabancı,  kendisiyle yüzleşememiş kısır çekişmelerin eteğine yapışan, kendisine bırakılan mirasın hovardalığına soyunmuş dar kalıptan bakan politikacılarla uzun soluklu bir yerlere varmak mümkün değildir.

Mahkeme kadıya mülk olmadığına göre, hangi makam ve mevkide bulunursak bulunalım bunların hepsi bir gün bizi bırakacaktır. Gözlerini hırs bürüyen insanların yarın bu ülkenin sorumluluğunu omuzlarına yüklenebilecek, vizyon sahibi birini yetiştirmeden huzur içerisinde olmayı düşünmedikleri,  maalesef Türkiye’ye özgü bir gerçektir.

Bunun en belirgin nedeni de hepimizin bildiği bir durum.Tek kelimeyle kıskançlık….İyilik ve güzellikte    yarışacağımız yerde ,sırf inat olsun diye çekememezlik girdabında dönüp durarak, bu olumsuz duygulardan hiç taviz vermeden bugünlere kadar geldik. Bugünde bu cenahta yine değişen bir şey yok. Aynı tas aynı hamam hikâyesi.

Büyüklerden kalan miras kırıntılarını değişmeyen şaşmaz ve aymaz inat politik hırslılık küpünü kırıp, bundan vazgeçerek “Biz yeni nesil böyle olmak istemiyoruz, bireysellik değil, toplumun menfaatlerini ön planda görmek istiyoruz” kısaca artık anadan atadan kalma politik uygulamalar değil, akılcı ve toplumsal gerçeklerle bağdaşan anlayışa ve zihniyete uygun politikalar üretmek istiyoruz diyen bir nesil bekliyoruz açıkça.

Ama görünen o ki; yanılmışız, bunları söylemekle hata etmişiz. Pek değişen bir şey olmamış. Ümit diye sarıldığımız değer verdiğimiz, tanıdıklar da bu eski söylemlerin ipiyle kuyudan taş çıkartmaya çalışıyorlar. Hatta “Hodri meydan” diyorlar.

 Kıskançlık ve ihtirasın zihinlere işlendiği ve insanlara hareket alanını daralttığı demek ki doğruymuş.    Demek ki: bizlerin hala günübirlik politik kaygılar peşinde koştuğu, günün kurtarılmaya çalışıldığı hala değişmeyen bir vakıa imiş de biz farkında değilmişiz. Ya da biz uzak diyarlar da bulutlar ülkesinde hayal kuruyormuşuz. Ne yapalım bizim elimizden de ancak böyle şeyler geliyor. Malumunuz partici ve pırtıcı olmadığımız için “hep siyaset üstü düşünmeye ve ülkemize aşkımızı dillendirmeye, yetim malının korunmasından yana olmaya, toplumdan arsızlık, yüzsüzlük, hırsızlık gibi gayri ahlaki işlerin olmamasına ilişkin kaygılarımızı dile getirdiğimizden olsa gerek, ifadelerimiz maalesef bugün kü politik kulvarda pek de makbul bulunmuyor.

İnsanlar başkalarını hodri meydana çağırmadan keşke kendilerinin nefisleriyle uğraşmaya hodri meydan çekmiş olsalardı, eminim bu işten en karlı çıkan hepimiz olurduk. Nefsiyle mücadelesini bırakan, kendini sadece hayatın kucağında maddi hedeflerle avutanlar, kim olursa olsun bilmelidir ki,  bu hayatın sınırlı bir ömrü vardır. Elimizde ve avucumuzda ne varsa hiçbiri mezara götürülmeyeceğine göre, bizden beklenen inançlarımız doğrultusunda yaşamak ve yaşatmaya çalışmak olmalıdır. 

Millet menfaatini parti menfaatinden üstün tutan kaç kişi var bugünkü parlamentoda. Bir zamanlar işi pişkinliğe vurarak ülkede yoklar birbirini kovalarken” Mazot vaadı da içtik mi?”diyenlerin peşine düşmekle bu ülkenin ne kaybettiği ya da kazandığı ortada değil mi?  Hazineyi yetmiş sente muhtaç edenlerin politikalarını bugünün değişen ve gelişen hızla kendini aşmaya çalışan ülke/ şehir değişimleriyle ya da insan zihniyetiyle bağdaştıra bilir misiniz? Zamanında Meclisi çalışmaz hale getirenlerin, Ülke meselelerini çözümsüzlükle boğuşturanların bıraktıkları sorunların hala toplumsal barışın ihdasında bir engel olarak görüldüğü gerçek değil mi? Çünkü onlardı insanları kardeş kavgasına sürükleyenler ve yine onlardı, anarşi biraz daha olgunlaşsın diyenler. Ancak bilgisiz siyaset ya da kendini başka ülkelere adayanlar kendi milletine bu kötülükleri yapar. Eğer şartlandığımız ve şaşmaz ölçü kabul ettiğimiz kendi siyasi/politik/particilik kisvesinden kendimizi arındırmaz ve inadına “ben”duygusuna kendimizi kaptırmışsak işte o zaman objektif düşünmemiz mümkün değildir. Objektiflik ortadan sıyrıldığında fanatizm meydanda gümbür gümdür davul çalar.   Fanatizmin pençesinde pozitif anlamda bir bakış açısı oluşturmak ve insanları kardeş mesabesinde görmek ise hayaldir/yalandır.

Unutmayalım ki: Partili olmak başka partici olmak başkadır. Ama bizde herkes her yöne doksan Dakka particidir.

Gün, nefsine aşırı güvenerek başkalarına hodri meydan çekme günü değil, Nefis putlarını kırma, kardeşlik duygularını güçlendirme ve toplumsal birlikteliği şahlandırma günüdür.

 Gün çağdaşlığın fukaralığında boğuşma değil,

Zihniyet kazasından kurtulma ve kendini aşma günüdür.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık