• 04 Temmuz 2018, Çarşamba 7:31
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

BÜYÜK DÜŞÜNMEK

Önünüzde bir lider var. Hakka hakikate ve milletine inanmış sağlam bir inançla bağlı. Lider kendini aşan ufkuyla öncü bir birlik gibidir. Sınır boylarında düşman saldırılarına karşı akınlar düzenleyen ve oradan gelebilecek saldırılara karşıda hazırlıklı olan öncü birlikleri gibi. Akıncı beyi gibi. Hamdolsun Türkiye aşk ile çalışan, şevk ile hareket eden gecesini gündüzüne katan yüreği ufukta liderini buldu. Yürüyoruz peşinden kızıl elmaya doğru.

Ferasetini vizyonuna katan misyonu ile birleştiren büyük liderin seçim öncesi esen tüm kötülüklere rağmen milletini arkasında görmesi Yavuz’un Çaldıran Seferi gibidir. Ajanların tüm kışkırtmalarına rağmen, Yavuz’un çadırına ok atılması seferden geri döndürülmesi ve kendi içinden adamlarını elde etmelerine rağmen tek başına bu sefere çıkacağını kararlılık ve azimle gösterip ileriye atılınca bir müddet sonra ordunun arkasında geldiğini gördü. Gitti ve Şah İsmail’in tacını tahtını yerle bir etti.

Örnekler yakından ve uzaktan etkilemeli olarak o kadar çok fazla ki şimdilik biz bununla yetinelim. Sultan Alparslan’ın “Size bir yurt bırakıyorum ki; ebediyen Türk Yurdu kalacaktır “dediği “Büyük Anadolu Yürüyüşü” 24 Haziran seçimlerinde de bir kez daha tescil edildi. Halkımızın desteği ile insanına inanmış ve hiçbir etki altında kalmadan yürekten bağlı ferasetli Anadolu İnsanı bir kez daha REİS’e yetki verdi O’nu kullanmasını istedi.

Seçim öncesi dolu dolu yatırımların bir takım spekülasyon hareketlerle dışarının büyük desteği neticesinde iş patates ve soğan hikayesine varıncaya kadar indirgense de dolar üzerinde fırlama oyunlar oynansa da, dev adımlarla yürümenin tadına varan artık büyümek ve ileri gitmekten başka öncülü olmayan bir kavramı kendisine muhatap kılan iktidar ve halkımız tüm oynanan menfi propagandayı boşa çıkarıp gerekeni yapmıştır. Sultan Alparslan’ın emanet bıraktığı siyasi genetik tekrar büyük bir huşu ile aksiyona dönüştü, dünya beşten büyüktür denilerek mazlum milletlerin yanında ve destekçisi olduğu vurgulanıp emperyalist sömürge uşaklarına meydan okundu.

Cesaret ve kararlılıkla üzerine gelen yedi düvele karşı meydan okuma, ülkeye 21 yy.a dönük büyük idealler hedefler belirleme ve yapılan yatırımlarla da projelerin hayata geçmesi kısaca büyük düşünmesi ve ideali olan bir perspektiften olayları yorumlaması geniş katılımcı bir vizyonun tablosudur. İhanetler vefasızlıklar yolda bırakmalar peş peşeydi. O’na inanmış bir halk vardı yanında.    O’na yapılan dualar vardı ve kabul gördü Allah katında.

24 Haziran ya Hilal ya Haç idi. Ya Kuran, Namaz ya Viski ya da emperyallere gönüllü kölelik idi. Türkiye tabir caizse 24 Haziran’da 15 Temmuzu yeniden yaşadı siyasi geleceği açısından. Verilen karar şükür ki Cumhur ittifakı oldu. Şimdi de bu ittifakın arasını bozmak için daha seçim arifesinde fitne fücur başlatıldı. Türkiye kendisine dikte ettirilen 100 yıllık sömürü iştihalarına dur dedi. Ülkemizi montajcı sıfatıyla sömürmek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz inşallah. Çok uluslu kartelleşmenin siyasi gücü ve ekonomik baskısı karşısında Türk Lirasını kuşa çevirme ve itibarsız bırakma hamleleri boşa çıkartıldı.     Anadolu İhtilali kapitalist azgın sömürgecilere geçit vermeyecek bundan böyle. Ve sloganımız olacak mazlum milletlere ışık kaynağımız olacak vecize söz.”Dünya Beşten Büyüktür”.

Köleliğe alıştırılmış ruhlar her ne kadar çıngar çıkarmak uğraşı verdilerse de hepsi boşa çıkartıldı.   Emperyalizmin acımasız sultası her gün Filistin’de Irak ve Suriye’de, tüm İslam Coğrafyasının muhtelif kesimlerinde iştiha ile Müslüman kanı dökerken, Türkiye’nin 24 Haziran seçimlerini de kendi zaferleri olarak yürek sesiyle duyup bizimle aynı heyecanı yaşamışlardır. Bu ümmetin ayak sesidir. Bu dirilişin muştusudur. Bu Allah’ın yüce bir lütfudur. Bu mazlumların gözyaşıdır. Bu Mursi’nin sevinç damlalarıdır. Bu Bosna’nın şiarı, Bu Myanmar’ın gülen yüzüdür, tebessümüdür. Yediden yetmişe ümmet bu olayla birlikte dualarını ta ki Azebaycan’a varıncaya kadar esirgemiyorsa bilin ki Tayyip Erdoğan Anadolu Ateşini gönüllere yakmıştır. Bu aynı zamanda bir istiklal ve istikbal mücadelesidir. Bu yeniden milli ve manevi değerlere sarılmadır. Bu Anadolu’nun Allah’ın inayeti ve lütfuyla ben daha ayaktayım demesidir.  İsrail ve Alman medyası çirkefliklerinin en alasını yapıp sonuçları hazmedemeseler de, Tayyip Erdoğan rüzgârı gönüllerde esmeye devam dedirtti. Korkaklarla asla yol alınamayacağını biz bir kez daha anladık. Dışa bağımlı olmanın ekonomik ve sosyal sıkıntılarını yıllarca yaşadık. Artık bizim de bir misyonumuz var kendi inisiyatifimizde. Bizde masaya kendi projelerimizle geliyoruz. Bilhassa Ortadoğu coğrafyası şu an öyle bir karmaşalı ki, adım adım ve derinden önce PKK illetinden sonra buraları kendilerine harman yeri zannedenlerden yeri geldikçe temizleyeceğiz. Hem ana ata baba yadigârı topraklar Musul Kerkük bizi özlemedi mi? Kavuşmak istemiyor mu? Sanıyorsunuz Anadolu ile. Fırat ve Dicle nasıl nazlı iki gelin gibi iseler, Musul ve Kerkük’te öyledir. Öksüz bırakılmışlardır, koparılmışlardır Anadolu’dan. Şimdi kavuşma birleşme evlenme zamanı, diyelim. O da olacak ona da sıra gelecek elbet. Bu millet yeter ki; bu hareketin mimarının arkasında dursun.

İngiliz ve Amerikan mandacılığına alıştırılanların şükür sesleri kısıldı. Onlar hiçbir zaman kendileri gibi olmadılar. Yağcılık ve yalakalık boş bir saman balyası gibi içi boş bir davul sesi gibi yıllarca meydanları doldurdu. Millet resmen kandırıldı.70 sente muhtaç olduğumuz zamanlar vardı. Hazineyi tımtıkır kuru bakır bırakanlar pişkinlikle mazot vaadıda içtik mi? Diyordu.

Türkiye dünyaya açılmanın zevkini ve ekonomik yansımalarını yaşayacak. İnanıyorum ki adımlarımız milli oldukça hamlelerimiz her an ruhumuza manevi canlılığı sunacak bizde ilke olarak ta önce ahlak ve maneviyat demenin hazzına ulaşacağız.

Türkiye’ye ayar çekmek isteyenlere artık biz ayar vereceğiz. Ismarlama laf kalabalığından ibaret vesayet kokan bürokratik ve apoletli eksen kaydırmaları ve rot balans ayarları dönemi bitti. Biz geliyoruz dedik 24 Haziran’da tüm dünya’ya. Düşünsenize ta Güney Amerika’dan Venezüella’dan Türkiye’nin sesi duyulur oldu.

Batılı haçlı sürülerinin desteği ile ayakta duran sürüngen PKK illetlilerine karşı başlatılan gerçekçi savaş kısa zamanda Kandili başlarına yıkarak taçlandırılacaktır. Terörle bizi durdurmaya çalışanlar binlerse Tır dolusu silahlarını teslim edenlerde mağlup edilmiştir bu savaşta.

Türkiye menziline girdi. Hedefini belirledi. Biz kardeşlik dokusuna sahiplendiğimiz minvalde haklı davamız yol alacaktır. Bizi bizden başka kimse yıkamaz. İnşallah buna da fırsat vermeyeceğiz. Lider güçlü ve ileri hamleli olduğu müddetçe bu hengâmeleri aşacağız. O’na verilen fırsatı en iyi şekilde kullanacağına inanıyoruz. Bu kutlu yürüyüşte kendi adıma söz yazı ve şiirlerimle destek olduğum için kendimi bahtiyar addediyorum. Zaten hepimiz öyle değil miyiz?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık