• 12 Temmuz 2017, Çarşamba 7:19
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

BUNLAR İNSAN OLAMAZ

Genel Başkanımız Ali YALÇIN, facebook ‘ta kısa bir değerlendirme ile geçen gün Ülkemizde Suriyeli bir kardeşimize yönelik yaşatılan dram üzerine: “Ne çok acı var, diyerek Suriyeli kardeşimizin eşi ve çocuğuna yönelik insanlık dışı muamelenin hissettirdiği derin etkiye atıfta bulunmuş, tüm bunlara rağmen Suriyeli kocanın adeta bizlere ve tüm dünyaya verdiği insanlık dersini, satırlarına alarak; basına verdiği konuşmalarından özetle;

?Suriyeli mazlumun kocası cenazeleri alıp gideceğini ve geri dönmeyeceğini söyleyerek; "Onların hayat ve namusunu korumak için gelmiştim, gerek kalmadı." demiş.

Şerefli bir milletin şeref yoksunu bir veledi yüzünden yaşadığımız utanç ne ağır.

?Allah'ım yer yarılsa da içine girsek..” Diyerek yürek acısını dışına vurmuştur.Bizler bir Müslüman coğrafya olarak, bir insan olarak, ne böyle bir olayı bekler ne de böyle kanı bozuk köpeklerin şeref yoksunu ayyaşların bu denli canavarlaşacağını tahmin bile edemezdik.

Şerefli bir toplumun şerefli üyeleri olarak mülteci konumuna düşmüş ülkesindeki iç savaşın acısından komşu bir ülkeye yani bizlere kardeş diye sığınmış ama içimizden çıkan birkaç kanı bozuk düzenbazın din dışı kalmış yaşantısıyla kimlik zafiyetine düşmüş hayvanlardan daha aşağı sefilin utanmadan yöneldiği tecavüz yetmiyormuş gibi işledikleri soysuz cinayet, insanlık konusunda bu faillerinin geldiği iç iflas noktasını gösterir.

Suriye’de Eset katilinin zulmünden sığınmacı mülteci konumuna getirilen ve tüm dünyanın gözü önünde adeta soykırıma tabi tutulan Müslüman halkın bazıları sınırımızdan ülkemize sığınmışlardır.    Kendi yaşadığımız güç şartlara ve Avrupalı haçlı sürülerinin yardım vaatlerine rağmen savaş kışkırtıcılığından bir an geri kalmayan ve sürekli silah satıp insanlığın yok ediliş macerasını modernizmin geldiği basamak olarak izlettiren kanlı batı, çeşitli ayak oyunları ile sözde demokrasi adına estirdiği Arap baharı rüzgârının ters tepmesi ile bugün Suriye mazlumların evlerinin başlarına yıkıldığı, mülteci konumuna düşürüldüğü, PKK ve YPG’nin Amerikan silahları ile cirit attığı, Türkmenler ve Arapların bilhassa bu zulme maruz bırakılıp Kürtler üzerinden batının yönettiği ve yürüttüğü bir kirli savaşın enstrümanları ile saz arkadaşlarına Rusya ve Amerika’nın dâhil edilip İranın haşdi şabi haşhaşileri ile gövde gösterisi yapılan bir savaş alanına dönmüştür.

Türkiye’nin sert ve kararlı tutumu ile barış konusundaki akılcı yaklaşımı ve tavsiyeleri eğer takip edilseydi Suriye’nin toprak bütünlüğü en azından korunur, katil Eset yerine en azından ülkeye hitap edebilecek, kucaklayabilecek yeni bir dönüşümlü yönetime geçilebilirdi. Bugün Bosna Hersek’te sırayla oluşturulan/görevlendirilen bir konsey Sırp ve Boşnak ve Hırvat temsilcileri ile en acı bir savaşı yaşamalarına rağmen ülke olarak hayatlarına devam etmektedirler. Böyle etnik grupların varlığı sağlam bir ortak paydada birleşim ve kendini ülkeye aidiyet hissetme noktasında ırkçılık kaşınmadığı müddetçe sosyolojik olarak mümkün olabilir lakin bunda da çok dikkat etmek ve birliği bozmamak için her kesimin özveride bulunması gerekir. Şöyle desek bir devleti yönetmek demek bir aileyi yönetmek gibidir. Ve çok hassas bir konudur.

Umarım en kısa zamanda tarafların kabul edeceği ve içinde Türkiye’nin de söz sahibi olduğu garantörler ile barış sağlanır. Ama şu an Barzani denilen Kıpti’nin Türkiye’ye geldiği zaman ki davranışları ile Amerika bilhassa İsrail ile görüşmelerinden sonra yaptığı kıvırtan tutumları ve oradaki alına kararın, hem ülke hem bölge açısından bizzat bizi ve dünya barışını ilgilendirdiğinden ve şu anda Türkiye’nin Barzani menhusunun sözde kendi başına aldığı halk oylaması/referandum kararı ki, bu bizi bağlar ve doğrudan ilgilendirir ve direkt müdahale gerektirir, bunu da elbet çekinmeden korkmadan yapacağız, daha bu coğrafya da olayların bitmeyeceği anlamına gelmektedir.

Benim burada üzerinde durmam gereken tekrar başa dönersek Suriyeli kardeşimizin uğradığı insanlık dışı muameledir. Sen gel işyerinde bir tartışma yaşa ve onları kimi kimsesi yok gibi sayarak o olmayan kıt aklınla bura benim ülkem bura benim yurdum diyerek aşağıla ve resmen namusuna göz dik. Bu olacak bir şey değil. Tamamen akıl dışı bir uygulama ve yaklaşım. Allah göstermesin biz onlar gibi mülteci olsaydık halimiz ne olurdu? Düşünmek bile istemiyorum. Burada daha açık olarak şunu da söylemek istiyorum. Toplumda o kadar çok kötü bir algı operasyonu var ki anlatamam. Şu an Ülkemize yönelik girişilen topyekûn savaşla, Ülkemizin hem bunlarla mücadele etmesi hem içerdeki FETÖ’cü çetelerle mücadele ve temizlik yapması bu Fetöcü menhusların ülkenin gizli güvenlik sırlarını düşmanla paylaşmaları ve içimizden çökertme kalkışmaları bizi bu olaylardan uzak tutma düşüncesi idi aslında. Türkiye kendi içinde kurulan tuzakla durdurulur, bütün kolları bağları bağlantıları kesilir ve teslim alınırdı! FETÖ’ cüler ve batının amacı buydu. Ve Türkiye’yi aynen MISIR durumuna düşürüp SİSİ gibi bir ispiyoncularla da vazifeyi idare ettireceklerdi.

Ama Allah’ında bir hesabı vardı. Ve 15 TEMMUZ bize birliğimizi geri getirdi. İçereki gerek PKK gerek FETÖCÜLERE yönelik tedbirler başarıyla uygulandı. Türkiye adeta yeniden doğdu. Üstündeki kir ve lekelerden sıyrıldı kurtuldu. Ve etrafındaki olaylara kayıtsız kalmadı ve ÜMMETİN kurtuluşuna inşallah vesile oldu/olacak.

İşte biz coğrafyamızda bu zorluklarla iç ve dış düşmanlarla mücadele ederken içerdeki halen temizlenmemiş kanı bozuk Bizans artıkları da boş durmuyor ve türlü ajanlarla isyan çıkartmanın kışkırtmanın hesaplarını yapıyorlar. Açılan sahte hesaplarla halen FETÖ’ cüler etkin ve fitne kaynağı. Ama kırılacak inşallah tüm kolları yakın zamanda ve tamamen temizlenecek inanç sapkını haşhaşiler topluluğu.

Biz çekinmeden şunu söyleyebiliriz. Burası bir TÜRK devleti ve bizler elhamdülillah MÜSLÜMANIZ. Biz ümmetin son kurtuluşu ve İSLAM’IN bekçisiyiz. RABBİM yeniden bu görevi bize verdi. Korkmak çekinmek caymak gevşemek yok. Sabır ve Allah’ın yardımıyla bu zorlukları aşacağız. Gelecek bizimdir, Gelecek İSLAMINDIR. Ümmetindir. Kazanan biz olacağız. Ve bizler kendi ülkemizde bazı pisliklerin yaşattığı tüm bu acılara rağmen Suriyeli kardeşlerimizin yanındayız. Acıları acımızdır. Baş sağlığı diliyoruz. Hele Suriyeli kardeşin hala Türkiye’nin adı lekelenmesin sözüyle bize karşı güven duyması sözün bittiği yerdir. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Türkiye’nin başarısı İSLAM’IN ayakta kalmasıdır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık