• 22 Ekim 2014, Çarşamba 8:50
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

BİZ ANADOLU?NUN SESİYİZ

Her mahalleye her köşe başına bir zengin diyerek teşvik edenlerin izinden gelenler, yıllardır bu ülkeyi babalarının çiftliği gibi yönetenler, artık tükeniş sendromun da ve son bir gayretle çamur at izi kalır/yüreğinde sızı kalır felsefesiyle ellerinden gelen ne varsa son kozlarını kullanıp, alın teri dökmeden sahip olduklarını/haksız kazançlarını peşin peşin gelen amortilerini bırakmak zevkinden mahrum kalmamak için denemedik yol, atmadık iftira, takla atmadık mekân, işbirliği yapmadıkları gayri meşru ilişkiler kalmamıştır. Sürekli iftira ve yalanlarla kendileri gibi düşünmeyen her kim varsa, meşru olan ne varsa, hiç tereddüt etmeden ittihatçı bir gelenekle yıkma gayretine girmişler, ondan kısa zamanda kurtulmanın yollarını aramışlardır. Bunun için de takip ettikleri her yol makyavelist bir tarzla yaklaşım olmuştur. Mesela bir idareyi/yönetimi halkın gözünden düşürmek ve sindirmek için suyun başını tuttukları her alanda ellerinden gelen ne varsa misliyle uyguladılar. Sindirme, ezme ve dahi konuşturmama adına. Bundan hep memnun kalmışlardır. Çünkü severek yaptıkları en güzel şey bu tür uygulamalardır. Anadolu insanına hakaret edip, onu öküz Anadolulu ilan ettiler. Ona güvenmediler, Bu ülkeye ne gelecekse kendileri getirecekti. Zira Anadolu insanı onların gözünde cahildi ve aklı ermezdi. Ama, yo! bitti artık. Bunun da bir sonu olmalı idi. Vehbi Koç’a meclisin çatısını aktarttırıp zenginliğin kapısını aralayanlar, millet malını peşkeş çekmenin şimdiye kadar kendilerine sağladığı Babil’in Asma Bahçelerinde rahat rahat oturup, koltuklarında beyaz şarap içmenin keyfini çıkardılar. Her şeyin bir sonu vardı. Ve öyle oldu… Bitti azizim bitti. Bu milletin zenginliği artık üç beş holding sahibi kapitalistlerin değil, milletin olmalıydı. Yani bizlerin, hepimizin. Ha bu arada bilelim ki; her devirde olduğu gibi, arada bir kendini unutturan, çalan çırpan mutlaka çıkacaktır. Allah korkusu ve sevgisinin ürpermediği kalpler, şeytanın vesvesesine teslim olur. Çünkü menfaat, dünya malı sevgisi bazılarında üst düzeydedir. İşte bunların yaptıklarını öne alıp tüm bir zihinleri tamamen bulandırmak ve buna herkesi dâhil etmek, onlara da kara çalmak ve bulaştırmak/mal etmek bizim en büyük hastalıklı halimizdir.

Kim olursa olsun, kim haksızlık yaparsa yapsın, eğer bu haksızlığı yapan en yakınımız da olsa hatta biz de olsak velev ki; yaptığımız yanlışın müeyyidesi neyse onu, çekinmeden uygulasınlar. Adalet de budur, hakkaniyette budur. Kimse masuniyet karinesi gömleği giymeye kalkışmasın. Varsa bir yanlışı nasıl düzeltilecekse kanunen öyle düzeltilsin. Ama iftira atarak, uydurma mizansenlerle kimseye deli gömleği giydiremezsiniz. Öyle çamur at izi kalsın yok artık. Bu felsefe bitti azizim. Biliriz ki; elinizden menfaat gidince bu ülkeye çektirmediğiniz kalmadı. Hala ucuz numaralar ve oyunlarla iç ve dış güçlerin bağlantılarıyla işbirliğine girişip kendi ülkenizin sömürülmesine bile razısınız. Yeter ki sizin menfa atınıza halel gelmesin değil mi? O yüzden artık bırakın bu ucuz salvoları, ucuz fukara edebiyatlarını. Sizler tuzu kuru olduğu için bilmezsiniz halkın halini. Düşünmezsiniz sade vatandaşı, ama edebiyatınız kuvvetli, biliriz bunları… Bizler milletten ve milletin menfa atından yanayız. Dürüst ve vatana hizmet eden, gönlü halk için/hak için atan gönül ehli insanlardan yanayız. Vatanını en çok seven, ona en iyi hizmet edendir. Bizler gecesini gündüzüne katarak yüreği sevgi dolu çalışanlardan yanayız…

Biz, Anadolu’nun yüreğini lafla değil; işiyle, sanatıyla, yaptıklarıyla ve sevdasıyla gergef gibi işleyen/işiyle yaptığı işini/icraatını gösteren, hizmet eden cesur yüreklerden yanayız. Biz lafa değil icraata bakarız. Biz Hz. Ömer efendimize kılıcını göstererek” Seni bununla doğrulturuz, ya Ömer” diyen sahabenin, O’ Gökteki yıldızların sözlerinden esinlenerek, İslami güzelliklerin yaşanmasını istiyoruz. Biz, Adalet istiyoruz. Herkes için olsun istiyoruz. Biz, Anadolu’nun eski ihtişamına kavuşmasını istiyoruz. Biz, medeniyet güneşinin, Anadolu’da doğmasına taraftarız. Biz, Anadolu’yuz…

Biz toplumsal barıştan ve kardeşlik dokusunun güçlenmesinden yanayız. Biz, sadece kendimizi değil, mazlumları da düşünürüz. Biz, ekmeğimizi ortadan paylaşırız. Ensar gibi… Biz, yürek zenginiyiz. Biz bağrı yanık Anadolu’da bir türkü, Mevlana’da ney sesi, dağdaki çoban, gurbetteki Mehmet’iz. Biz, gürül gürül akan bir ırmak, coşkulu bir dere, güneşin batmadığı kızıl elma, gönüllerde mefkûreyiz. Kapımız gönlümüz gariplere açık, hak yolunun yolcularıyız. Kısaca Anadolu’yuz biz. Destanız, destan yazmaya da yüreğimiz var. Bu sevda biz de olduğu müddetçe, Anadolu ve İslam coğrafyası da bizim temel derdimiz ve felsefemizdir. Bu yüzden Arakan’da bizim, Gazze de. Azerbaycan’da bizim Karabağ da. Biz, Doğu Türkistan’da da varız yardıma, Kırımlı tatar kardeşlerinde her an yanındayız. Türkmenlerde bizim Kürtlerde. Suriye’de bizim, Kobani’de. Türk Cumhuriyetleri de bizim, Moğolistan’da. Şarkta’da varız Garbta’da. Bu bizim sevdamızdır. Biz gücümüzün/sesimizin /soluğumuzun ulaştığı her yerdeyiz kısaca. Biz 2023’lere ve sonraki dönemlere; ülkemizi taşımaya ve taşın altına elimizi koymaya kararlıyız.

Biz, gücümüzü milletten alan bir sevdayız. Biz, hiç bitmeyen bir memleket sevdasıyız. Yüreğimizi bilen bizi de bilir…  


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık