• 29 Eylül 2018, Cumartesi 8:36
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

ARGO AĞIZ YOZLAŞI KÜLTÜRÜ

Türkçemizin katilleri olduğunu biliyor musunuz? Hani dil devrimi altında bir geceden cahil bırakıldığımız dönemden değil de bugün Türkçe konuştuğumuzu zannettiğimiz ortamdan bahsetmek istiyorum. Ya da çarşıya pazara çıktığınızda sağa sola bir bakınız, gözünüze çarpan levha pano gibi yazılara bir bakınız, ya da zaman zaman eğlence kültürü altında yapılan (onlar şow diyorlar) gösterilere güldürülere parodilere bakınız. Ağzımızda erittiğimiz kelimeler cuk yüreğimize otururken bizzat yabancılaşmanın sıkıntısını yazı dilimizde keder diye gözyaşı sunumuyla bize hatırlatmak istiyorlar.

Mesela eğitmemiz gereken en başta şu TV. Magazin sunucuları olmalıdır. Mahalle ağzıyla patlıcan salatası yediren bu ahali tayfası eline mikrofonu alınca katle davetiye çıkarıp kullandığı arzuhalleri dramatik espri havasıyla sulandırıyor.

Yav arkadaşım hiç mi mektep medrese görmedin be adam? Hiç mi kitap okumadın defter karalamadın? Adam bu kadar da yecücmecüc olmaz yav? Mikrofon şaklabanlığı kamera garabetliği almış başını giderken bizim hoyrat gençliğimizde yeni yetmelik aksesuarlarıyla pişkin tavırlarına tuz biber ekiyorlar. Yani demem o ki arkadaşım: Türkçemiz boy boy devriliyor, anladınız mı? Bilmiyorum.     Çünkü benim size garabet dediğim cümleleri şimdi elimde olmadan da bende kullanma garabetini gösteriyorum.

Nasıl bir ağız armonikası var ki; yüklendiğimiz yürek dünyamızda böyle alışkanlıkları misafir ediyoruz.    Hâlbuki İstanbul Türkçesi dediğimiz nezaket ve itibar kokan öz kültürümüzün has güllerini ne çabukta dikenledik ya da ne çabuk kuruttukta böyle manasız iklimlere kapı araladık.

Okulunu yeni bitirmiş sırıtkan toylar yaşını başını almış ilim irfan sahibi sanat erbabı kültür miras taşıyıcılarına kendilerinden yaşca başça önde olan kimlik sahiplerine tabir caizse hava atmaya çalışıyor   konuyu amacından saptırıp;”efendim dilerseniz şimdi programımızın ikinci bölümüne geçelim” gibi  yanlış sözcüklerle hitap ederek hoşafın suyunu kıvamını alabora ediyor.Dilemenin, dilenmenin ne demek olduğunu bilmeden uluorta her yerde kullanmak,yalan yanlış bilgilerle donanıp dilimizi alenen yozlaştırmaktan başka bir şey değildir.

Hâlbuki daha münasip olarak “müsaade ederseniz”  ya da “izin verirseniz”  ya da  “ af edersiniz, şimdi”  gibi güzel geçişli ve kırmadan nezaketen daha ahenkli sözcükleri kullanıp bu katliamlara kapı aralamasalar daha uygun olmaz mı?

-Evli miyiz efem?

-Çol çocuk falan?

-Baba ne iş ?

-Geliyooo, gidiyooo,  atıyoooo, yeniyooo,içiyooo !!!!!

…İyi de akıllım hani bu “r” harfi nerde? Yoksa askere mi gitti? Neden bu katliama davetiye çıkarıyoruz? Neden göz göre Türkçemizin bozulmasına müsaade ediyoruz?

Hele gençler arasında yaygın bir haberleşme ağına dönüşen kısaltılmış kelimelerle mesajlaşma arzusu   iyice berbat bir hal almıştır.Kuş dili desem güvercin dili desem hiçbir kebap değil olsa olsa bu aborjinlerin kullandığı yerli dil herhalde !!!  Velhasıl yanlış söylenmiş sözcüklerle Türkçeyi kullanacağız derken, başka başka ağız mızıkası çaldığımızın ve derin yaralar açtığımızın farkında bile değiliz. Yabancı kökenli ama Müslüman futbolcular geliyor. Mesela bunlardan birisi de FB’ de oynayan İslam Slimani.   Yani bu adamın adı bizim kültürümüzde İslam Süleyman. Var mı aksini söyleyen. Slimani yani bildiğimiz Süleyman işte. Gelin görün ki bizim akıl fukarası futbol ustaları illaki yabancı dildeki yazılış şekliyle bunu söyleyip o şekilde tanıtacaklar.

İyi hatırlıyorum. Naim Süleyman oğlu henüz Melborne’de ki Olimpiyatlarda Türkiye’ye sığınmadan önce bizim yayın akışındaki anlatan spikerde Naimin adını Naum Salamanof diye söylüyordu. Hadi Bulgarlar kültür emperyalizmi gayesiyle Türkçeyi ve Türklerin kültürünü bozmayı,  yozlaştırmayı devlet politikası olarak görüp, bozmaya çalışıyorlar da siz ne oluyor peki Bremen mızıkacıları?  Sizin hiç mi Türk-İslam kültüründen haberiniz yok? Sizler nasıl bir kimliksiniz yahu?    Sizler kime hizmet ediyorsunuz? Hiç mi araştırmaz hiç mi merak etmezsiniz bir Türk-Müslüman ismi nasıl yazılır? Nasıl okunur söylenir diye?

Mahalle ağzıyla şerbetlenen akıllar öztürkçe konuşuyorum diye şaklabanlığın nirvanasına ulaşıyor.Himalaya dağları bile alçakta kalır bunların yanında.Herif yutmuş Türkçeyi ve evire çevire dilemeye dilenmeye aklına estiği gibi konuşuyo !!! Olmaya devam ediyor.

Hey aklı evvelim. Türkçede kullandığımız 29 harfi niye 28’e indirin. Niye “r” harfini tanımazsın? Yazık değil mi harfe değer vermiyorsun? Bozuk musluktan su içmeye /içirmeye çalışıyorsun?

Kullanmak istediklerimizi doğru ve yerinde kullanmazsak meramımızı nasıl anlatacağız.?

Türkçenin güzellik sınırlarını keşfetmeden yaşamak ve katline razı olmak akıl ve mantık dışı değil midir?

Geçmiş bir kültürü nezaketin çerçevesinde gelecek nesillere taşırken bizimde aklı başında hareket etmemiz ve mirasımıza sahip çıkmamız gerekmez mi?

Evvela kendimizi kendimiz gibi olmamız için gerekeni yapmamız sonra çocuklarımıza bu güzellikleri miras olarak aktarmamız ve korumamız gerektiği iyice belletilmeden ve bu duyguyu ruhen taşıtmadan başkalarını körü körüne taklit etme hastalığından vazgeçmemiz/vazgeçirmemiz mümkün değildir.

O nedenle bir yazarımızın dediği gibi; “ Dil varlık sebebimizdir. Türkçemizin kısırlaşması, kuruması, bozulması, bir kişinin değil, bir milletin özünden, kökünden kopmaya, kurumaya başlaması demektir. Dilde tasfiyeciler, yani eciş-bücüş kelimelerle konuşanlar, yazanlar dilimizi kısırlaştıranlar, ayılarla dostluk kurmaya çalışan zavallı avcılara benziyorlar.”

Öyleyse gonyalıların dediği gibi;” aman ha, aman ha .!!!  Dil katilleriyle fazla dost olmayın !!!”


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık