• 21 Haziran 2017, Çarşamba 8:22
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

ADALETİ SAVUNMAK

Herkesin diline doladığı, savunduğu, işine gelmeyince kendi cephesinden bakış fırlattığı ve halkımızın bilhassa Hz. Ömer efendimize atfen (şeriatın kestiği parmak acımaz, adalet mülkün temelidir) sözleriyle içselleştirildiği kavramın bugün en çok münakaşasını yapar olduğumuz günlerdeyiz. Cuma hutbesinde hatibin” Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. (Nahl.16,90) ayetini okuduğuna şahitsinizdir.

Hz. Ömer efendimizin meşhur “Fırat'ın kenarında bir kuzuyu bir kurt kapsa kuzunun hesabını Allah, Ömer'den sorar.” Sözünü işitmeyen var mı?

Adalet terazisi bu kadar ince ve hassas bir ölçüyü gerektirirken hayatımızın her anında bizler savunduğumuz bu adalet anlayışı ile ne kadar hem halız. Ve ne kadar testereyi ortadan kestirebiliyor ve ne kadar nefsimizin isteklerine dur diyebiliyoruz?

İfrat ile tefrit arasında orta yolda ilerlemek, hak yol üzerinde dosdoğru olmak, İslam dininde haram olan şeyleri terk etmek, farzları ise yerine getirmek, içi, dışı, özü, sözü, fiil ve davranışlar ile eşit olmak, haklı kişiye hakkını, haksız kişiye ise cezasını vermek. Suça ceza verirken eşit olmak, şirk, küfür, nifak ve zulmü terk etmek, anlamlarına gelmektedir. Adalet kelimesi genel manada verilen ile hak edilen arasındaki dengeyi ifade eder. Kıymet, denk, eşit (Maide, 5/95),(Alıntıdır)

Şimdi isterseniz şu yukarıda aldığımız alıntı metninin analizini satır satır yapalım, lakin sığmaz bu sayfalara. İçi dışı özü sözü fiil ve davranışları ile bir bütün olması gerekir insanın, haklıya hakkını haksıza cezasını teslim gerektirir adalet ve bir dengedir söz konusu olan yani verilen ne? Hak edilen ne? İkisi gerçekten dengelimidir?

Bizim çokça bahsettiğimiz yapılan bir haksızlık ya da zulme maruz kaldığımızda hemen dillendirdiğimiz bu kavram insan ve toplum kimliği açısından mükemmel bir realitedir. Adaletin tesis edilmediği bir ev, bir toplum bir devlet tabi’i ki çökmeye sallanmaya müsait hale gelir. Adalet terazisi kopmuş yahut birilerinin telkinlerine veya menfaatine daha çok eğik ise, o toplum yavaştan içte içe çürümeye ve kokuşmaya başlar.

Tarihte birçok toplumların helak olmalarının adalet çizgisinden sapmaları ve buna mukabil içki fuhuş zina rüşvet iltimas ihtikâr gibi işlevlerin deruhte edilmesi olduğunu biliriz. Kıldan ince kılıçtan keskin bir hassasiyet vardır bu kavramın temelinde. Devlet ancak bu anlayışla ayakta kalır ve ömrünü devam ettirir.

Bir toplumunun devamının sağlamlığı ve güvencesi adaletin herkese, her şekilde amacından saptırılmadan tavizsiz uygulanmasıdır. Dürüstlük, edep, ahlaki anlayış hep adaletin tesis edilmesinin kişi ve toplum nezdinde olan yansımalarıdır ve gökteki yıldızlar gibi ruhu aydınlık ve parlaktır.

Şimdi bir siyasi partinin ana muhalefet lideri kendi partili milletvekillerinin mit tırları olayından sonra devlete ait sırların paylaşılmasında öncülük etmesi dolayısıyla hâkim tarafından 25 yıl cezaya çarptırılmıştır.15 Temmuz kalkışmasından sonra gözler bu organize kalkışmayı dış güçlerin planladığını ve içerde yıllar yılı bu ülkede din kisvesi altında faaliyetler yürütüldüğü belli, ama asıl amaçlarının Amerika’ya biat ve iltica olan bir cemaatin gerçek yüzü öğrenilince onların halen devlet kurumlarında devam eden ve kendini gizleyen kriptoları nezdinde, bizzat yargı erki içerisinde kendilerini gizleyerek güç haline gelmiş kesimin yargıya değişik şekillerde müdahale ettikleri de; dile getirilen şikayetler ve haksızlıklardan anlaşılmaktadır. İşte bilhassa mimli şahsiyet ve kesimler üzerinde toplumu tamamen çığırından çıkarmaya ve kargaşaya zemin hazırlamaya yönelik karar ve girişimler sonucu at izinin it izine karıştığı bu çoklu dönemde; ana muhalefetin ne yaptığını bilmeyen ve kaset organizasyonu ile koltuğa oturtulan müdürüne gönderilen talimat gereği çok hassas bir mekanizma olan adalet kavramı yargı erki içerisinde eleştirilerin ayyuka çıktığı bu hengâmede yürüyüş başlattığını söylüyor ve uygulamaya koyuyordu. Bir muhalefet başkanının dışarıda ülkemize yönelik negatif sözler sarf eden ve karalamaya çalışan bir güruhla aynı dili kullanması nasıl mümkün olabilir? Ülkesini düşmanlara şikâyet etmesi ve üst akıl dediğimiz onu oraya getirenlerin talimatı ile ülke menfaatine ne kadar aykırı söylem varsa kullanması hangi akılla izah edilebilir?

Ve ana muhalefetin sözcüsü KK başlatılan talimatlı ve kontrollü yürüyüş muvacehesinde; "Adaletin olmadığı bir ülkede yaşamak istemiyoruz. Gazeteciler hapsedilmesin istiyoruz. Kendi ülkemizde barış içinde yaşamak istiyoruz. Bıçak kemiğe dayandı artık. Bir bedel ödemek gerekiyorsa önce biz ödeyeceğiz. Bu yürüyüş siyasi parti ile ilgili değildir. Bu yürüyüş kutlu bir yürüyüştür. Hapishanelerinin dolu olduğu bir ortamda adalet olmaz. Adaletin olmadığı yerde devlet olmaz. Bütün dünya duysun darbecileri, diktayı, 20 Temmuz darbecilerini istemiyoruz. İşçiler, memurlar, tüm vatandaşlar için adalet istiyoruz."Diyor… Şu açıklamalara bakıldığında neden 15 Temmuz FETÖ darbecilerine dair tek bir söz yokta, hükümetin içerde ve dışarıda devletin gücünü sağlayabilme adına 20 Temmuzda parlamentodan yetki aldığı OHAL’i dillendirmesi, sizce de bunun FETÖ’ nün korunması ve kollanması ve takiyyeci işbirliği bağlantısı olabileceği ihtimalini akıllara getirmez mi?

Şu ana kadar ki muhalefetin eylemlerine ve sözlerine bakıldığında; tam bir iktidar karşıtlığı hayat felsefesi iken, devletin zeval görmesini isteyecek ve yabancılara şikâyet edecek kadar halkından uzaklaştığı hakikati de gün gibi ortadadır. Bu yürüyüşte onların isteği doğrultunda gezi olaylarına zemin hazırlamak mevcut hükümeti yıpratmaya ve yıkmaya yönelik malum hareketlerdir. Tam bir dış güçler tertip ve onların içerdeki organizatörlerinin oynadığı tiyatro vardır. Yeni bir gezi kalkışmasına zemin oluşturmaktır bu sözde adalet yürüyüşü. Bence bu yürüyüş olsa olsa DALALET yürüyüşü olur. Eğer adalet isteniliyorsa; Adana Mv.nin milyonlarca TL’lik israf faturasının hesabını vermeleri gerekir.Adalet lazım evet herkes için, ama adamına göre değil,Allah’ın emirlerine göre yaşamayı,nefes alıp vermeyi ve  hareket etmeyi öngören bir adaletin tesis etmesi için, herkesin bunu istemesi ve uyması gereken bir adalet anlayışı toplumsal bütünlüğü olan ve uyulan ve kişiye göre fark gözetilmeyen bir anlayışla sağlanır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık