• 16 Ocak 2016, Cumartesi 10:10
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

ABD?nin KÜRT KARTI (2)

Şu anlaşılıyor ki buralarda bulunan sömürgeci kâhyaların birinci amacı ister ABD formatlı ister İngiliz kravatlı olsun petrolden başka bir şey değildir.1870 yılında bu coğrafyanın yer altı petrol denizine sahip olduğu anlaşılınca, sömürge ruhuyla hareket eden kovboylar ve diğer müsteşrikler topluca bir menfaatin satranç savaşına tutuşup birbirini alt etmenin yollarını yakalayabilme adına, bizim dediğimiz bizden olanları da birbirimizle kırdırıp hedefe daha kısa yoldan ve daha az masrafla bu işi halletmenin aritmetik işlemleriyle de meşgul olarak işe bir bütün olarak bakıp hedefe ulaşmada her yolu mubah görerek kendilerinden olmayanları insan bile saymayıp onlara hayat hakkı tanımama yolunu seçmişler ve insanlığa büyük bir darbe vurmuşlardır.

Orta Doğu kısmen de olsa insanlığı ve bir arada bulunmanın hazzını bu topraklar da uzun yıllar Osmanlı sayesinde bulmuş ama ondan sonra Osmanlı’ya yaptığı ihanetin cezasını ve arkadan vurmanın belasını İsrail tarafından görmüş ve görmeye de devam etmektedir.

Bilirsiniz bir Wilson prensipleri meselesi ortaya atılmıştı. Sözde her Ulus kendi kaderini kendisi belirleyecek ve kimse buna karışmayacaktı. Bu Kürtler arasında dahi heyecana yol açmıştı. Ama gerçeği gördüklerinde bunların asıl niyetlerinin başka şeyler olduğu anlaşılmış ve samimiyetsiz olduklarının farkına geç de olsa varmışlardı.

Bu ABD’ler Washington’da bir Kürdoloji Teşkilatı da kurmuşlar KoomeleiHuendekarani adında.

Benim anlamadığım şu: daha düne kadar Kürt kimliği yok diye diye var olan bir şeyi yok saymanın marifet bellenildiği bir ortam da bundan uzun yıllar önce, Kürt kimliği üzerinde ayırımcı ve ayrıştırıcı bir politika izleyen bu batılı sözde müttefik dostlarımıza karşı bizim hariciyemiz, hükümetimiz ve diğer yöneticilerimiz daha işin başında neden tedbir alma yoluna gitmediler de olan bir varlığı inkâra saplanarak yok saymakla yetindiler. Bizim başımıza bu gaileleri açan batılılar hadi menfaatlerinin gereğini ve Islama olan düşmanlıklarını açıktan ve gizlemeden yapıyorlar ve yerine getiriyorlarsa, bizim yöneticiler neden bu olup bitenler karşısında bir şeyler yapamadılar ve bildiğimiz bugünkü durumlara geldik/getirildik, bunları sorgulamak gerekmez mi? 

Bu adamlar yıllardır bizim aleyhimizde ve bizim içimizde harıl harıl çalışırken bizler neden bu adamlara karşı gereken tedbirleri alamadık ya da onların oyunu bozacak hareketlerde bulunmadık?

Bizim onlar gibi beslediğimiz kendi insanımıza ve halkımıza karşı duyduğumuz nefret ve tiksintimiz mi vardı ki, şimdiye kadar hep yoksay hükmünde hareket ettik/ettirildik?

Şimdide öyle bir noktaya getirildi ki iş, Kürtler masum, Türkler Kürtlerin haklarını ve özgürlüklerini kısıyor/vermiyor/Kürtler hakarete uğruyor vs. vs. Yurt dışına giden Kürt kökenli vatandaşlarımızın bir çoğu bu yüzden hemen bazı Ülkeler tarafından sıkı İltica uygulaması yapılsa da, Kürt söz konusu olduğunda kapıları sonuna kadar açmışlardır. Bu açılımlar acaba Kürtleri gerçekten sevdikleri için mi?

Başta misyonerlik faaliyetlerinden bahsetmiştim. Yalçın Pekşen’de buna benzer bir anısını yani 1964–1966 yıllarında yaşadığı gezi notlarından bahsederken, Doğu Anadolu’nun ücra köşelerinde dolaşan ABD’li gönüllü gencecik kızlardan hayretler içerisinde anlatır. Bu kızların bu körpe çocukların Varto’da ne işi var diye? Bu barış gönüllülerinin dağ başlarında aradıkları neydi derken, ABD’li kız elçilerin verdikleri rapor bu topraklara saçılan kin tohumlarımı olmuştu diye soruyor? Hatta basılan PKK kamplarındaki silah ve cephanelerin bolluğunu görünce, bu değirmenin suyu nereden geliyor? Diye de merakını yenemiyor.

Samimiyetle ifade etmek gerekirse bugün Müslümanların yaşadığı bu coğrafya ’da onların kendi aralarında düştükleri/düşürüldükleri ihtilafların kaç tanesinin ciddi manada gerçek bir sebebi var? Hepsi fitneden kaynaklanan eften püften meseleler. Bir bardak sudan kopartılan fırtınalar. Âmâ Bu Coğrafya ’da savaşlar ve kavgalar bitirilmez. Hatta Dünyanın bir numaralı efendisi olan Obama Efendi’de ne yazık ki ilk seçildiğinde Gazze’nin Yahudi Siyonistlerce bombalanmasına sessiz kalmış ve günlerin çok meşgul olduğu Golf oynamakla geçirmişti.

Bizde o hale getirildik ki kendi aramızda kardeşlik ve barışın esmesine yol açacak hareketleri hep birlikte desteklemek ve birbirimize yardımcı olmak varken elin gâvur oğlu gâvurundan medet bekler duruma getirildik, bu durum sadece bizler için değil, eğer ders alan varsa/olursa tüm Orta Doğu ve İslam Coğrafyası için bir utanç vesilesi olmalıdır.

Bilinsin ki Orta Doğu Coğrafyasında İslam’ın öngördüğü kardeşlik dokusunun birleşimi olan Ümmetçilik anlayışını yıkmak adına ekilen Nasyonalist ayırıcı ve ayrıştırıcı fikirler, yapılan aşılama sonunda batılıların sevdasına âşık olan ve iş başına getirilen yöneticilerce benimsenmiş akabinde ümmet dokusu çatlatılarak dağıtılmış, arkadan vurdurmalar normal olarak görülmüş ve bu parça pinçek birliklerde, kendi halklarına zulmederek batılılara uşaklık yapmaktan öteye geçememişlerdir.

(devam edecek)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık