• 26 Ağustos 2017, Cumartesi 9:10
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

ABD BÖLGEMİZDE KAN İSTİYOR

Kurulduğundan bu yana domuz sever sığır çobanlarının kendi içinde yüklendiği potansiyel enerjisi ve siyasi yelpazenin değişimi gereği dünyanın jandarmalığına soyunduğunu ve şekil vermeye çalıştığını görmekteyiz. Emperyalizmin sultasını sözde demokrasi kanallarını kurarak kendi hâkimiyetine dayalı bir idare tarzı ile sömürme peşinde olan domuz sever sığır çobanlarının aksi yönünde de bir başka emperyal bulaşıcı hastalık olan Sovyet kominizim vardı. Dünyayı iki büyük blok şeklinde menfaat paylaşımlarına göre bölen bu menfaat müptezel ikizleri sözde BM nezdinde barışın havarisi unvanıyla demagoji yaparken el altından da ülkeleri kan ve göz yaşına boğmak için silahlandırarak iç savaş senaryolarıyla ürettiklerini tüketme telaşında idiler. Hem silah üretiyorlar, hem barış demagojileri yapıyorlar, hem silah satıyorlar hem de savaşın durdurulması için sözde BM çatısı altında sembolik kurullarla önlemeye çalışıyorlardı.

Dünyanın anasını ağlatmak ve kendi güçlerini süper devlet emperyali ile pekiştirmek sevdası uğruna biri kapitalizmi kendine çıkış yolu bulup öylece devletler nezdinde güç denemesi ve yandaşlık tavrı sergilerken bir diğeri de kapitalizm bandıralı çıkış noktasına ters muhalif olarak komünizmin edebiyatını üstlenerek sözde insani haklardan sosyal düzenden bahseden edebiyatlara girişip dünyaya yeni bir çekiz düzen veren nizamlarına övgüler dizdiriyorlar böylece gemisini yürüten kaptan misali dünyayı bloklaşmış sömürge emellerine göre şekillendiriyorlardı.

Mesela bunlardan bir örnek vermek gerekirse Vietnam hadisesini ele alabiliriz.1955-1975 yılları arasında yine bu iki sümsük devletin ideolojik güç gösterileriyle dünyanın en fakir ülkelerinden birinde gerçekleştirilen ve binlerce masumun ölümüne sebep olan bir savaştır. Fransa’nın sömürü aşkı bu bölgeden çeşitli sebeplerle geri çekilince vietnamın içindeki Sovyet yanlısı olanlar kendi rejimlerini tümüyle burada hâkim kılmak için mücadeleye başlayınca 1954 yılında BM buradaki ülkeleri Laos Kamboçya Kuzey ve Güney Vietnam olarak belirlemiş böylece böl- parçala- yut üçgeninde bu ülkeler zaten hali hazırda var oldukları bloklaşma içerisinde resmiyet kazanarak ülke insanları fakirlikten başını kurtaramazken bir ideolojik çekişme ile savaşın içerisinde kendini bulmuştur.

Bugün Komünist manifestonun duayenlerinden sayılan Ho Şi Min Kuzey Vietnam’da Sovyet ve Çin yanlısı destek alırken Güney Vietnam’da ise, ABD destekli bir çaba vardı. Stratejik öneminden dolayı ülkelerin başka ülkelerin ellerinde bir top gibi oynanması ne acıdır ki yaklaşık 21 yıl boyunca süren savaş sonunda; 4 milyon sivil bir milyon komünist, 58 bin Amerikan askeri öldü. Hatırladığım kadarıyla da bu savaş için cepheye çağrılan Müslüman boksör Muhammed Ali Clay bu teklifi reddetmiş ve unvanı elinden alınmıştı.

Benim burada bahsetmek istediğim esas nokta şu:21 boyunca süren savaşla aklını oynatan ABD’ li askerler ve savaş karşıtı bir muazzam kitle ortaya çıkmıştı Amerika’da. Amerika’da savaş karşıtı olarak ortaya çıkan genç kuşak yönetimi bir hayli sindirmiş ve daha etkin bir aydınlanma ve şeffaflık oluşumu ile toplu protestolar ve barış çığlıkları yükselmeye başlamıştı. Hem bu merhalede iki komünist yönetim olan Sovyet ve Çin ilişkileri de menfaat çekişmesi ile bozulmuştur. Bu kadar sebepsiz yere bir stratejik menfaat uğruna pis emellerini tatmin etme arzusuyla ortalığı savaş gölüne döndüren bu pisliklerin bu iki ülkeyi ayırma çabaları sonuçsuz kalmış 1975 yılında iki ülke rejimleri farklı olmasına rağmen suni olarak üretilen savaş sonunda birleşip Vietnam sosyalist cumhuriyeti adını almıştır.

Bizim ülkemizde bile; hatırlıyorum da Vietnam’ın suçu neydi? Amerika Katil… Katil… Diye türküler söylendiğini. Âşık Mahzuni Şerifti galiba bu türkünün söyleyeni. Ben insani yönden baktığımda olaya gerçekten rejim yönüyle bir savaşın eşiğine getirilen bu ülkede bir menfaat uğruna ülke kaos ortamına sürükleniyorsa sizin rejiminiz yerin dibine batsın mujikler ve domuz sever sığır çobanları.     Savaşın psikolojik etkisini ve halen Vietnam sendromunu içinde yaşayan ABD’li askerlerin torunları kendi yönetimlerinin ahlaksızlığını sorgulamak zorundalar. Hakeza komünizmin insan haysiyetine aykırı uygulamalarını da özgür düşünen insana değer olarak yaklaşan Sovyet Rus ahalisi de sorgulamak zorundadır.

Lakin bugün yine aynen Çin Hindi diye adlandırdığımız bölgede yıllar yılı süren bir iç savaşla karşı karşıya gelen bu despotlar şimdi de bölgede hayalini kurdukları ahlaksız örgütlenmeleri ile bizzat kendi elleriyle ve destekleriyle kuruluşlarına ortak oldukları DEAŞ_PYD_YPG_YPJ piyonları vasıtasıyla yeni oyunlar peşinde Müslümanların son kalesi Türkiye her cepheden abluka altına almaya ve İsrail lehine savaş çığırtkanlığı yapıp binlerce tır’dan oluşan ağır silah ve mühimmatıyla Suriye ve Irak gibi ikim Müslüman coğrafya toprakları üzerinden savaşı sürdürerek bu eli kanlı terör örgütleri eliyle bir haçlı saldırısını İslam’ın kalesi olan Ülkemize yönlendirip ezikliklerinin intikamını alma peşine giriştiler.

Şu an görünen o ki, sözde müttefik özde baş düşmanı olarak gördükleri Türkiye’yi menfaattarına karşı geldi diye tüm güçleri ile alt etmeye çalışmaktalar. Biz bu bölgede Kürtlerin Türkiye’ye karşı olan terör örgütleri ile İslam adına kurulduğunu ilan edip Amerika ve İsrail’e tek laf etmeyen Deaş militanları nezdinde; başta ABD olmak üzere topyekûn batı ve İsrail ile savaşmaktayız. Bunun başka izahı yoktur.    Hele Nazi yanlısı söylem ve eylemleri ile ortaya çıkan Alman ve Avusturya yetkililerinin ve Merkel şeytanının içişlerimize karışmaya varan söylemleri ve kışkırtmaları ile ekonomik yönden bizi tuzağa düşürme gayretleri gösteriyor ki; Küfür tek millettir ve bizim karşımızda duruyor. Bugün domuz sever sığır çobanları Vietnam’daki ve Afganistan’daki yenilgilerinin acısını örgütlendirdiği terör örgütleri eliyle bizden intikam alarak gidermek istemektedir. Karşılarındaki en dirayetli güç biziz, lakin onlara bu fırsatı verende içimizdeki muhalefetin bunlarla aynı söylemde olmasıdır ne yazık ki!

Öyleyse ne yapmalı? Artık ülkeler çıkarları için ortaklık peşinde koşuyorlar.Her ne kadar bunlar bir Hıristiyan kulübü olsalar da menfaat olunca parça parça da olabiliyorlar.Kanunu’nin Fransa’yı Mukaddes Roma Germen İmp.dan ayırması gibi bizde güç dengeleri nezdinde bizimle istemesek dahi   ortak hareket etmek istediğimiz ülkeler ile bu savaşı götürmek zorundayız.Tezimiz her ne kadar Suriye    ya da Irak’ın toprak bütünlüğü olsa da yeteri kadar sömürü elde edene kadar BM’nin daimi ülkelerinin    bu topraklardan gitmesini beklemek hayaldir.Öyleyse savunmamızı güçlendirip,kendi silahlarımızı kendimiz artık dışa bağımlı olmaktan kurtarıp  misyonumuz gereği taşıdığımız sorumluluğu insanlık ve bölgesel gerçekler adına yerine getirmek zorundayız.

Bu savaş zor olacak ama biz inanırsak en güçlüyüz. Çünkü Zafer Allah’ındır. Takdir O’nun. Biz seferle memuruz.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık