• 25 Nisan 2018, Çarşamba 7:24
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

1991 İTTİFAKI VE AKPARTİ- MHP- BBP

Birlikten güç doğar, birlik kuvvettir, bölünmeyiniz parçalanmayınız ayrılmayınız kardeş olunuz gibi günlük hayatımızda yaygın kullandığımız ve bize aşina olan bu ifadeler haklı birlikteliğin ancak Allah’ın ipine sımsıkı sarılmakla gerçekleşeceği ve kardeş olunulacağını gösterir. İnancımızın değer ölçütlerini yaşantımıza yansıttığımız ve özü-sözü bir ve doğru bir adım atıldığı müddetçe Allah doğrunun yar ve yardımcısıdır. Her ne kadar günümüzde demokratik prensipler doğrultusunda vaaz edilen kanunlar bizim hayat düzenimize tesir etse de Müslüman bir şahsiyetin şaşmaz ölçüsü onun inandığı dinidir. Dini vecibelerdeki ihlâs ve samimiyet iç-dış öz-söz ya olduğu ya göründüğü gibi hasletlerin ana omurgasını oluşturur. Bundan gayri hayatımız bizden ayrılmaz inancımız bize rehber ve hayatımız kalbimiz Rabbimizin elindedir. Bize düşen Allah’ın ipine sımsıkı sarılmaktır.

Demokrasi kültüründe siyasetle uğraşanların hareket kabiliyetlerinde inanç mevzu yer etse de çoğu kişiliklerde çevredeki baskın kurallar manzumesi kişinin iç dünyasıyla birlikte yapışık ayrılmaz hayat iksirini oluşturduğundan, inandığı gibi yaşamayan bu sefer yaşadığı gibi inanmaya başlıyor. Ve artık dünyevi kaygı ve gelecek korkusu kendinden ayrılmaz bir parçaya dönüştüğünden bunları elde tutmak kaybetmemek gibi iç haz dünyası sürekli bir şeyler yapma konusunda kişiyi bağımsız bırakmamaktadır. Yani anlayacağınız günümüzde artık yaşantımızı bizler mevcut var olana uygun hale getirip dünyevileşmeyi ve arzularımızı hazlarımızı daha çok tatmin noktasına ulaştırma arzusuyla dolup taşaraktan her şeyimizi bu endeksten değerlendirir ve yeri gelir makyavelizmin belini kırıp en yakınımızı dahi görmeyebiliyoruz. Çünkü hayatın kuralını bugün bu tarz bir fikri eylem oluşturmaktadır ekseriyetle.

Neyse aslında konumuz bu değildi. Bahsetmek istediğim günümüz hiyerarşisinde tüm bağlı olduğun geleneksel çerçevenin az da olsa dışına çıkarak kaygı duyulan ve bizi ölçütümüzün olmazsa olmazı olan vatan sevdası ve Türkiye arzusu ister istemez zamanın elverdiği şartlar ve zemin doğrultusunda umulmadık heyecanlara ve el ele vermelere kadar gidebilmekte, bunun en güzel örneği de 1991 yılında yapılan üç parti arasındaki anlaşma ile kardeşlik ruhumuzun zirveye ulaştığı o güzel günleri yeniden anımsayıp kendimize ders çıkarma marifetini örnek tutabilmektir.

Rahmetli Erbakan Hocamız, Rahmetli Alparslan Türkeş ve Aykut Edibali üç güzide şahsiyet olarak seçimlere birlikte katılmanın damgasını vurmuşlar ve .88 gibi oy oranıyla refah partisi çatısı altında toplam 62 sandalye elde etmişlerdi. O günün ruhunu hatırlıyorum. Yozgat’ta idim. Herkeste bir sevinç yumağı oluşmuş yıllarca çöle yağmayan yağmura kavuşmanın heyecanı herkesin yüzüne vurmuştu diyebilirim. Çünkü taban böyle bir şeye hem hasretti hem de bekliyordu ki; birlikte rahmet vardı. Bakın size şunu da tecrübelerime dayanarak söylüyorum. O cahil dediğiniz Anadolu insanının basiretli ön görüsü valla kendisine günümüzde aydın denilen okumuş birçok kelli felli adamların bilgisinden çok çok kat be kat öndedir. Beğenmediğiniz Anadolu insanı hakikatte içinde ne fırtınalar kopartan bir beyine sahiptir, atasözlerimizin de bu şahsiyetler adeta mimarıdır, mihmandarıdır.

Birlik ve beraberliğin en güzel yansıması olan milli ittifak çatısı bir ara Süleyman Demirel’in MC hükümetleri döneminde de görülmüş Sayın Demirel o nüktedan ve kıvrak dili ve zekâsıyla “çatıyı çattık” demişti.

Namlusu millete dönük olan tanka selam durmam diyerek Anadolu insanının gönlünde taht kuran Rahmetli Muhsin Yazıcı oğlu ağabeyde ANAP ile ittifak etmiş ve eriyen ANAP oyları hareketlenerek ,7 lik oy oranı ile 132 milletvekili çıkartılarak 7 BBP’li vekil Mecliste temsil edilmişlerdi. Mevcut konsept oluşum ruhlarına bakıldığında siyasi yelpaze içerisinde halkın en kestirme bakış açısı değerlendirmesiyle aynen lakap takar gibi insanlara, siyasi partilerin temsil ruhu ve siyasi söylem aynaları halkın değerlendirmesi ışığında adeta onunla özdeşleştirilmiştir. Bu bağlamda Türk Milliyetçiliği ile Milli mukaddesatçı mütedeyyin diye tabir edilen görüşün temsil noktasında ya da kısaca muhafazakârlar diye bahse konu olan durum aynasında, bir araya gelemez diyenler yanılmışlar ve unuttukları esas noktada bu kesimlerin dini hassasiyet ışığında aynı ruh ikizi oldukları unutulmuştur. Aslında hepimiz bu gerçeğin farkındayız da, siyasi bakış açısı kıskançlık krizini tetiklediğinden nefsimizi kırıp ta kardeşiz diyemiyoruz, işte burada görüntüde parti kurmaylarına temel de halkımızın basiretli tutumuna büyük iş düşmekte ve halk aslında böyle ittifakları zorlayıcı ve belirleyici olarak öne çıkmalıdır bence.

Refah Partinin harç görevi 1991 yılındaki bu siyasi çıkış inanın sadece Türkiye için değil, ümmet içinde heyecan oluşturmuş ve el ele omuz omuza verme sevdası adeta kurtuluş savaşı anlamı kadar etkilemişti milleti. Burada küçük bir ayrıntıyı da görüşlerinize sunmak istiyorum. O da Aykut Edibali faktörüdür. Rahmetli Erbakan Hoca olsun, Alparslan Türkeş olsun bu kimlikler misyon ve vizyon sahibi insanlardı. Devlet kadrolarına birçok insan kazandırmışlar ve ülke kaderinde söz sahibi olmuşlardır. Mesela çoğumuz aynı heyecanı Aykut Edibali’nin yaşattığını bilmez. Kendisini Yeniden Milli Mücadeleciler diye tanıtan ve Türk Siyasetinde toplumda yer etmiş ve çoklukla sandalye çıkarmış partilerin beyin takımlarında hep bu kendini bu milli mücadele ölçeğine göre yetiştiren insanlar yer almışlardır. Fikir hareket aksiyon ve gelecek bu konularda kendilerine inanmış kadrolarına Türk toplum yapısı ve idare geleneğimizle en can alıcı noktaları iman zırhıyla süslettiren bu ekolun öğrencileri kendileri iktidara gelemeseler de, iktidarların ana iskeletinde söz sahi kalem ehli idiler. Her zaman iyi yetişmiş eleman aranır işte unun için de Aykut Edibali öğrencileri hep sınıfı geçmiş ve birincilikler elde etmişlerdir.

Velhasıl bugün Sayın Cumhurbaşkanımızın basiretli tutumuna Sayın Devlet Bahçeli’nin kendisinden beklenenin üstünde cesaretle hareket edip hep destek tam destek olması üstümüzde oynanmak istenen birçok kötü oyunu bozmuş ve Afrin Zaferi ile MHP toplumda takdir ve teveccüh görmüştür. Bakmayın siz Meral Akşeneri öne sürenlerin bölücülüğü körüklediklerine. Maksat MHP’yi FETÖ’ YE teslim etmekti. Bahçeli buna müsaade etmedi, fakat MHP kökenli birçok tantanalı kişilerde FETÖ tercihine alet olarak evlatları gibi sevgilileri olan MHP’den Meral Akşenerin pensilvanya partisine geçiş yapmışlardır. Popülaritesi kısa zamanda medya balonu ile şişirilen Meral’de bölücülük penceresinden oy bölmeye matuf bir dizayndır. Asla iktidar olma gibi sevdaları olmayıp sadece Milli Bütünlüğü sarsmak ve talimatlara uygun hareket etmektir. Kendisine biçilen rol budur.

Biz her halükarda AKPARTİ-MHP-BBP’nin birlikteliğini canı gönülden kutluyoruz. Gönül isterdi ki SP’ de Temel Molla’da burada olsun. Ama şüphelerin gerçeği aratmayan yapılandırmasında Temel’de böyle bir düşünce yoktur. Anlaşılan o Sivas Belediye Başkanı Temel yok artık piyasa da. Yenisinin de kafası karışık bundan dolayı biz el ele verdiklerimizde zinciri koparmadan yürütebilirsek kışın bahardır inşallah. Kişi veya toplum birey her neyse aile Türkiye’nin geleceğinden sorumludur, biz batılıların sahte alkışlarına göre değil, halkımızın serinlik veren basiretine güvenir ve yola devam ederiz. Ha sahi neydi O? Hatırladım “durmak yok yola devam”. Daha yapacak çok işimiz var… Sağlıcakla kalın.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık