);*} YAŞLILARA SAYGI (2)
  • 15 Kasım 2018, Perşembe 8:35
ŞükrüÖzbuğday

Şükrü Özbuğday

YAŞLILARA SAYGI (2)

Rasül-i Ekrem, ana-babalara iyi davranmanın ve ihtiyaçlarını gidermenin en kutsal görevler arasında olduğunu ısrarla belirtmiştir.(1) O, küçük yaşlarda iken annesini kaybetmişti; bu sebeple onu daima hasretle anardı. Süt annesi Halime’ye özel yer gösterip oturtarak saygıda kusur etmediği gibi maddî ihtiyaçlarını da karşılardı. Yine bunun gibi kendisine süt emziren Süveybe ile ölünceye kadar ilgilenmiş, daima hediye ve selâm göndererek gönlünü almıştır.

 Kendisine süt emzirdiği sanılan Ümmü Süleym ve Ümmü Haram’a da çok saygı göstermiş, süt kardeşi Şeyma ile yakînen ilgilenmiş; çocukluk yıllarının bir bölümünü evinde geçirdiği amcası Ebû Tâlib’in eşi Fatma Hanım’a da “Anneciğim! Anneciğim” diyerek yakın ilgi göstermiş, dadısı Ümmü Eymen’e de “Anneciğim!” diye hitab etmiş ve onun için: “Bu benim âilemin bakıyyesidir” demiştir. Bütün bunlardan Hz. Peygamber’in annelere ve anne mevkiindeki yaşlı kadınlara nezaket ve saygı ile davrandığı anlaşılmaktadır.(2)

Sevgili Peygamberimiz, yakını olsun veya olmasın, kendisinden yaşça büyük olanlara her zaman saygı göstermiş, onlara yardımcı olmaya ve ihtiyaçlarını gidermeye çalışmıştır. Şu örnekler bu açıdan çok ilgi çekicidir:

Bir defasında ashâb-ı kirâm Hz. Peygamber’in konuşmasını pür dikkat dinlerken Onunla görüşmek isteyen yaşlı bir kişi kalabalık arasından Rasûlüllah’a yaklaşmaya çabalıyordu. Peygamberimizin konuşmasını bölen bu ihtiyara yol açıp yer vermede biraz ağır davranan ashabın bu tavrı gözünden kaçmayan rahmet peygamberi, derhal onları uyarmış ve şöyle buyurmuştur: “Küçüklerimize şefkat, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.”(3)

Mekke’nin fethi gerçekleştikten sonra, Hz. Peygamber, Safâ tepesine çıkarak yüksekçe bir yerde durdu. Yeni müslüman olanlar oraya gelip ona biat ettiler. Hz. Ebû Bekir’in babası Ebû Kuhâfe çok yaşlı olduğu halde, henüz müslüman olmamıştı. Gözlerinin feri kalmamış yolunu göremiyordu.

Oğlu Ebû Bekir, ihtiyar babasının elinden tutarak peygamberin huzuruna getirdi. Herkese karşı saygı gösteren büyük Peygamber: “İhtiyarı niçin buralara kadar zahmete koştun? Onu kendi halinde bıraksaydın, biz onun ayağına giderdik.” dedi. Onu önüne oturttu. Elini göğsünün üzerine koyarak ona İslâm’ı telkin etti.(4)

Bir gün Hz. Peygamber’in huzuruna bir kadın geldi: “Ey Allah’ın Rasûlü! Yardımınıza ihtiyacım var” dedi. Bu yaşlı bir kadındı, belki bunamıştı. Buna rağmen, her insana verdiği değeri ona da verdi. “Ey kadın! Problemin ne ise ve nerede hallolacaksa söyle ben oraya geleyim ve onu halletmeye çalışayım” dedi. Kadının istediği yere gitti ve ona yardımcı oldu, problemini halletti ve onu hoşnut etti.(5) İşte O, yaşlılara böyle muâmele ederdi.

İslâm dini, insan olması itibariyle büyük-küçük, kadın-erkek, müslim-gayr-i müslim herkesi saygıya lâyık görmektedir. Hz. Peygamber insanlar arası ilişkilerde sevgi ve saygıyı imanın bir gereği olarak görmekte ve şöyle buyurmaktadır: “Birbirinizi sevip saymadıkça iman etmiş olamazsınız”(6) Yine O, insanî ilişkilerde merhametli davranmanın, Cenab-ı Hakk’ın da kullarına merhamet etmesine vesile olacağını şöyle ifade eder: “Merhamet edenlere Allah da merhamet eder. Allah’ın yaratıklarına merhamet ediniz ki Allah da size merhamet etsin”(7)

İslâm’ın, insana, sırf insan olması itibariyle vermiş olduğu değer ve lâyık gördüğü saygının sayısız örneğine Kur’an-ı Kerim’de, Hadislerde, İslâm Tarihinde ve özellikle Hz. Peygamber’in hayatında rastlamak mümkündür. Onlardan biri ve belki de en çarpıcı olanı şudur: Bir gün Hz. Peygamber ashaptan bir grupla otururken yakınlarından bir cenâze geçmiş ve Peygamberimiz ayağa kalkmıştı. Yanında bulunanlar, onun bir müslüman cenazesi olmadığını, yahudi cenâzesi olduğunu söyleyerek, “ayağa kalkmanız gerekmezdi.” demek istemişlerdi. Onların bu sözleri üzerine Hz. Peygamber: “Müslüman değilse, insan da mı değil?” cevabını vermişti.(8)

Şunu hiçbir zaman unutmayalım ki: Bu günün gençleri yarının yaşlıları olacaktır. Yaşlılık, bu dünya hayatının geçici, insanın âciz, ölümün muhakkak, Yüce Allah’ın bâkî ve kudretinin sonsuz olduğuna bir delildir.

Yaşlılara saygı, bütün insanlığa saygı demektir.

Dipnotlar:

1- Müslim, Birr,1

2- Prof. Dr. Hüseyin ALGÜL, Âlemlere Rahmet Hz. Muhammed, T.D.V. Yayını, Ankara 1994, S:194-195

3-Buhârî, Edeb,18; Müslim, Fedâil, 65

4- A.Himmet BERKÎ, O. KESKİOĞLU, Hz. Muhammed ve Hayatı, D.İ.B. Yayını, Ankara 1972, S: 330

5- Tirmizî, Şemâil, 55

6- Müslim, İman, 93

7- Ali Nâsıf, et-Tâc, 5/17; Ebû Dâvud, Edeb, Hadis No: 4941

8-Buhârî, Cenâiz, 50


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık