• 25 Ekim 2015, Pazar 0:00
ŞükrüÖzbuğday

Şükrü Özbuğday

Üretimde kalite ve standart

 

Dinimizde ticaret ve alış-verişin önemli bir yeri ve değeri var­dır. Ticaret, in­san hayatının vazgeçilmez bir parçasıdır. Herkes doktor veya mühendis olmak zorunda değildir. Buna karşılık herkesin alış-veriş yap­mak zorunda olduğu muhak­kaktır. Çiftçi ürününü, sanatkâr eserini, fabrikatör imal ettiği mallarını, doktor kabiliyet ve hünerini, eczacı ilaçlarını sat­maya mecburdur.

 Hayat de­vam ettiği sürece insan mala ve maddeye muhtaçtır. İnsan hayatı, eşya ve meta olma­dan devam edemez. Beslen­me, giyinme ve barınma te­mel ihtiyaçlardır. Bunun için her insan, yiyecek, içecek, gi­yecek gibi zaruri ihtiyaçlarını karşılamak üzere alış-veriş yap­mak zorundadır.

            Bir müslümanın namaz, oruç, hac ibadetleri gibi, gün­lük hayatta meşru ölçüler içerisinde yaptığı alış-veriş de ibâ­det sayılmaktadır. Namaz, oruç v.s. gibi ibadetlerin   mak­bul olması için bir takım şartları olduğu gibi, ticaret ve alış-verişin de meşru olması için şartlan vardır.

Hz. Ömer, Halife iken, çarşı ve pazarda kontrollerde bulunur, alış-veriş şartlarına ri­âyet etmeyenleri cezalandırır ve şöyle derdi: "Alış-veriş usu­lünü bilmeyen kimse, çarşı ve pazarımızda alış-veriş yapmasın, çünkü farkında olmadan harama girebilir."([1]) Bu uygula­ma, dinimize göre alış-verişin şartları ve uyulması gereken esasları olduğunu göstermek­tedir.

Satıcı, alıcı ve satılacak mal, alış-verişin temel unsurlarını teşkil eder. İslâm, getirdiği yüce prensiplerle, hem malı hem de satıcı ve alıcının hak­larını koruma altına almıştır. Çünkü, İslâm'ın emir ve yasaklarındaki maksatlardan biri de malı koruma gayesine yöneliktir. Ayrıca "Zarar görmemek ve zarar vermemek"([2]) yine dini­mizin en önemli prensiplerindendir.

Bir kimse öz malını bile telef etme hakkına sahip değildir. Dolayısıyla dinimiz, can gibi malı da korumuş ve dokunul­maz kabul etmiştir. Hz. Pey­gamber, Veda Hutbesinde: "Canınız, malınız ve namusu­nuz dokunulmazdır." buyur­muşlardır. Malın hangi şekilde olursa olsun lüzumsuz ve fuzûli ziyan edilmesi israftır. İsraf ise dinimizce yasaklanmış, israf edenler Kur'an-ı Kerim'de ye­rilmişlerdir.([3])

 

Malın israfı sadece tüketim­de değil, üretimde de söz ko­nusudur. Belli bir ölçüde ve toplumun ihtiyacına uygun şe­kil ve miktarda üretilmeyen malda da israf vardır. İşte bu­rada üretilen mallarda stan­dardın bulunması gündeme gelmektedir:

 

 Standardizasyon: Toplum halinde yaşayan insan­ların karşılıklı münasebetlerini ve faaliyetlerini tanzim eden şuurlu, maksatlı ve uygun sos­yal düzenleme faaliyetidir. Bu faaliyeti ülkemizde Türk Stan­dartları Enstitüsü adlı kuruluş yürütmektedir. Kırk iki yıl önce kurulan bu kuruluş, memleketi­mizde üretimin belirli plan ve programlara göre yapılması­na, uygun kalitede mal üreti­mine, üretimde kayıpların ön­lenmesine, verimliliğin artırılma­sına ve maliyetlerin ucuz olma­sına yardımcı olmakta ve böy­lece hem üreticiye, hem milli ekonomiye katkıda bulunmak­ta, hem de tüketicinin hakkını korumaktadır.

 

Dünya küçülmekte, ticaret ise her gün zihinlere durgunluk veren teknolojik gelişmelere paralel genişlemektedir. Stan­dardın amacı ticareti kolaylaş­tırmaktır. Gelişmiş ülkeler, dün­ya ticaretindeki önemli yerleri­ni muhafaza edebilmek için standartlar hazırlamakta ve buna göre üretim yapmakta­dırlar.

 

Bir ülkenin kaynakları, eko­nomik ve sosyal gelişmesi için tek başına yeterli değildir. Dışa açılmak, dünya ile bütünleş­mek gereği vardır. Dış pazarla­ra girebilmek için hazırlanmış veya daha sonra hazırlanacak olan millî ve milletlerarası stan­dartlara uyum sağlamak şart­tır. Çünkü tüketiciler, milletle­rarası standartlara uygun ürün ve hizmetlere karşı daha fazla güven duymaktadırlar.

 

Milletlerarası standardizas­yon, günümüzde bilgi-işlem ve haberleşme, tekstil,ambalajla­ma, nakliye, enerji üretimi ve kullanımı, gemi inşa ve finansal hizmetler gibi birçok farklı alanda sağlanmış durumdadır.

 

Toplum düzeninin sağlan­masında, insanların birbirlerine güveni ne kadar önemli ise, öl­çü ve tartıda dürüst davran­mak, alış-verişte hile yapma­mak, kimseyi aldatmamak da, bu güvenin oluşturulmasında o derece etkilidir.

 

 

Dipnotlar:

1-Tirmizi. Vitr: 21.

2-Mecelle; Madde: 19.

3-Buhari; Edeb: 43; Müslim Kasame:9

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık