);*} TABİİ AFETLER VE TEVEKKÜL (1)
  • 14 Şubat 2019, Perşembe 9:11
ŞükrüÖzbuğday

Şükrü Özbuğday

TABİİ AFETLER VE TEVEKKÜL (1)

Allah’ın İradesi ve Mutlak Gücü:  İslâm inancına göre, insanlara düşen ilk görev Allah’ı doğru bir şekilde tanımak, O'na iman ve kulluk etmektir. Biz O’nu Kur’an-ı Kerim’de yer alan sıfat ve güzel isimleri vasıtasıyla tanıyoruz. Kur’an-ı Kerim’e göre, Allah Teâlâ’nın diğer sıfatlarının yanı sıra kudret ve irade sıfatları vardır. O’nun gücü her şeye yeter. Yoktan var eder, varı da yok eder. İsterse bir anda her şeyi yerle bir eder. Her şey O’nun kudreti dâhilindedir.

Allah dilediğini yapar. Bu konuda mutlak irade sahibi O’dur. O’nun iradesine karşı durabilecek hiçbir şey yoktur. Bütün iradeler O'nun iradesine boyun eğmeye mecburdur. Ol dediği olur, öl dediği ölür. O’nun işine kimse karışamaz. Kudretiyle her an her yerde hazırdır. O’nun her işinde sonsuz hikmetler vardır. Allah abes ve boş bir şey yaratmaktan, lüzumsuz ve mânâsız işler yapmaktan uzaktır.

Kainata Hâkim Kanunlar ve Sünnetullah:     Kâinat, Yüce Allah tarafından belirli bir düzen içinde yaratılmıştır. Kâinatın işleyişi, Cenâb-ı Hakk’ın sonsuz kudretiyle belirlediği kanunlara göre cereyan etmektedir. Bu kurallara “Sünnetullah” denir. Bunlar, Allah’ın dilemesi olmadıkça değişmeyen kurallardır. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır.

“ Allah’ın önceden geçen toplumlar hakkındaki kanunu budur. Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın”(1)

Bu kanunların dışında kalan her şey, belli bir ölçü ve düzen içinde yaratılmıştır. Ateş yakmakta, ateş ise suyu söndürmekte, güneş kendi etrafında dönmekte ve kendine mahsus yörüngesinde akıp gitmekte, gündüz geceyi, gece de gündüzü takip etmekte, gökten yağmur yağmaktadır.

Her şey belli bir ölçü ve düzen içinde yaratıldığına göre, depremler de Allah'ın kâinatta koyduğu kanunlarına uygun olarak meydana gelir. Fay kırılması bu kanunlardan birisidir.

Deprem bilimcilerin, depremin sebepleriyle ilgili olarak yaptıkları açıklamaların dinimizle çelişen ve çatışan bir tarafı yoktur. Bu çabaları, dinimizin olumsuz karşılaması da mümkün değildir. Aksine, insanlığın hayrına olan bu çalışmalar, “ Salih amel” kavramı içinde yer alan ve yapana da mükâfat kazandıracak işlerdendir.

Deprem’in İlâhi ve Maddî Yönü: Depremler ve diğer doğal afetler her ne kadar tipik tabiat hâdiseleri iseler de şüphesiz onların bir de İlâhî yönü mevcuttur. Hâdiseyi sadece tabiat olayı olarak görmek ve Allah Teâlâ'nın iradesini devre dışı bırakmak yanlış ve tek taraflı bir değerlendirmedir. Depremler, Yüce Yaratıcının emri, irâdesi ve kudretiyle oluştuğu için olayın hem İlâhî irâde ile ilgili yönüne, hem de maddî yönüne bakmak durumundayız.

Depremler de Cenâb-ı Hakk’ın bilgisi dâhilinde ve koyduğu kurallar doğrultusunda vuku bulduğuna göre, Yüce Allah, dilerse yer küreyi büyük bir depremle bir anda yok edebilir. Dilediği takdirde şiddetli bir depremi derhal durdurabilir. Ancak O, bizden, tabiat için koyduğu kanunu kavrayıp tedbirli olmamızı istemektedir.

İnsanları dehşete düşüren ve saniyelerle ölçülecek süreler içinde gelişen, çok hızlı yer kabuğu hareketleri olmaktadır ki, bunlar deprem olarak adlandırılmaktadır.

Depremler çoğunlukla elastikî kırıklara bağlı olarak gelişirler. Bu elastikî kırıklara da “fay” denir. Fay hattının iki ucunda biriken enerji, kütlenin direncini aşınca, kırık boyunca kaymalar oluşmakta ve sonuçta deprem olayı meydana gelmektedir. Ülkemizde, hepimizin uykularını kaçıran dünyaca ünlü “Kuzey Anadolu Fay Hattı” bulunmaktadır.

Konuyla ilgili uzman kimselerin de sık sık dile getirdikleri gibi, ülkemiz, tehlikeli bir deprem kuşağında yer almaktadır. Öyle anlaşılıyor ki, yer küre bizi sallamaya devam edecektir. Şu halde deprem gerçeği ile birlikte yaşamak mecburiyetinde olduğumuz gözükmektedir. Bu, asla bir çaresizliğin ifadesi değildir, bir gerçeğin teslimidir. Aklı selim, bütün tehlikeleri bertaraf edecek çözüm yollarını bulacaktır. Önemli olan aklı selime gereken önem ve değeri atfetmektir.

Dipnot:

1-Ahzâb, 62.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık