• 08 Şubat 2018, Perşembe 7:23
ŞükrüÖzbuğday

Şükrü Özbuğday

Şehitlik Ruhu ve Millet Sevgisi

Milletimizi zaferden zafere koşturan ve tarih sayfalarını kahramanlık destanları ile süsleten, Allah’ın hak olan va’dine ermek ve O’nun şehitler için hazırladığı mükâfata mazhar olma arzu ve isteğidir.

İslâm için ve Müslümanlar için büyük bir felaket olan Haçlı ordularını, bu ruh ve heyecanla durdurmuş, 1071 tarihinden itibaren Anadolu’yu Müslüman Türk’e anavatan yapmış, 1453’te İstanbul’un fethiyle Bizans İmparatorluğu’nu ortadan kaldırarak Orta Çağı kapatıp Yeni Çağı açmış, 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar Meydan Savaşı’nı kazanarak ülkeyi düşmandan temizlemiştir. Yakın tarihte 1974’te yine bu ruh ile Mehmetçik Kıbrıs’ta savaşmış, soydaş ve kardeşlerini Yunan mezaliminden kurtarmıştır.

Şehitlik olmadan vatan olmaz. Bugün sahip olduğumuz bu cennet vatan, kahraman atalarımızın her karışını, kanları ile sulayarak bize emanet ettikleri topraklardır. Şair ne güzel söyler:

“Ecdadını zannetme asırlarca uyurdu,                   

Nereden bulacaktın o zaman eldeki yurdu.”  

Bir başka şair de şöyle der:                        

Dokuz yüz yıldan beri yaşamaktayız burada,                                               

Milyonlarca can verdik sahip olduk bu yurda.       

Vatan bir Müslümanın her şeyidir. Çünkü din, namus, şeref ve bağımsızlık gibi kutsal değerler ancak vatan sayesinde korunabilir. Bunun için atalarımız, bu güzel vatan için her fedâkarlıkta bulunmuşlar, kanlarını akıtarak onu düşmana teslim etmemişlerdir.

Atalarımızın kanı ile yoğrulmuş bu vatanı elbette seveceğiz ve elbette ki, gerekirse onun uğrunda seve seve öleceğiz. Necip milletimizdeki vatan sevgisi bütün canlılığı ile yaşamaktadır. Milletimizin hislerine tercüman olan şairler, bunu mısralarında ne güzel ifade ederler. Bunlardan bir iki örnek verelim:

Bir gün olup kucağına ulaşsam,         

Gözlerimden döksem sevinç yaşını.        

Sancağının gölgesinde dolaşsam,           

Öpsem, öpsem toprağını taşını! (Orhan Seyfi ORHON)

Bizi bugün için beslemiş vatan,                                                              

Ne mutlu bu yolda olaydım kurban. (Aşık Veysel)

Olgun bir mü’min yalnız vatanını değil milletini de sevmelidir. Sevgi güç verir, nihayet mutluluk verir. Ayrılık gayrlık sinirleri bozar, dayanışmayı yıkar ve milletin arasına nifak sokar. Bu sebeple millet olarak birbirimizi sevmeliyiz.

Dinimiz fertler arasındaki münasebetlere büyük önem vermiş ve uymaları gereken hukukî ve ahlakî kurallar koymuştur. Bunlara uyulduğu takdirde toplumda düzen sağlanır ve Müslümanlar böylece huzur ve güven içinde birlik ve beraberliklerini sağlayarak mutlu olurlar.

Felâket anlarında tam bir dayanışma ile birleşen ve barış zamanlarında el ele tam bir anlayışla çalışan milletler daima başarıya ulaşmışlardır. Bizim tarih birliğimiz, kültür birliğimiz, din ve ülkü birliğimiz millet olarak ne kadar sağlam bir yapıya sahip olduğumuzu gösterir. İnanan insanların ortak dini duyguları da bir milletin gücüne güç katar. Aynı zamanda o milletin fertlerinin birbirini sevmelerini kolaylaştırır. Yüce Allah:

 “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını düzeltin...”(1) diye buyururken bu gerçeğe işaret buyurmuştur.

Bütün insanlarla iyi geçinme yollarını aramak ve kendi milletine yürekten bağlı olmak, her müslümanın asaletini gösterir. Birlikte, sevgide ve barışta güç vardır. Nitekim Yüce Allah:

 “Uzlaşmak daha hayırlıdır”(2) diye buyurmuştur. O halde her ferdin milletini yürekten sevmesi ve barış içinde yaşamaya çalışması hem milli, hem de dini bir görevi olmalıdır.(3)

SONUÇ

Şehitlerimiz, kanlarını akıtarak bu cennet vatanı bize emanet etmişlerdir. Bize düşen de bu toprakları imar etmek, korumak ve bizden sonraki nesillere devretmektir. Bunu yapmadığınız takdirde hem vatanımıza ve hem de şehitlerimize karşı görevlerimizi yapmamış ve onların ruhlarını incitmiş oluruz.

Bütün şehitlerimize Cenâb-ı Hak’tan rahmet diliyor, gazilerimize minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz.

Dipnotlar:

1-Hucurat, 49/10.       

2-Nisâ, 4/128.                 

3-ÇUBUKÇU, İbrahim Agâh, İslam'da Ahlak ve Manevi Vazifeler, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara, 1995. s.86


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık