);*} Kur?an-ı Kerim Bir Hidayet Rehberidir (1)
  • 03 Ocak 2016, Pazar 11:40
ŞükrüÖzbuğday

Şükrü Özbuğday

Kur?an-ı Kerim Bir Hidayet Rehberidir (1)

Kur’an-ı Kerim Bir

Hidayet Rehberidir (1)

 

Kur’an-ı Kerim’in göz önünde bulundurulması gereken en önemli özelliği, onun bir hidayet kitabı olmasıdır. Kur’an-ı Kerim bir hidayet kitabı olduğuna göre ondaki en merkezi yerin hidayeti veren varlığa ait olması gerekir. Gerçekte de öyledir. Kur’an-ı Kerim’in merkezî konusu, Allah’ın zâtı sıfatları, fiilleri, Allah–insan, Allah-evren ilişkisidir. Diğer konuların tamamı bu ana konular içerisinde yer alır.

            Kur’an-ı  Kerim’de yer alan en merkezi konu Allah’ın varlığı, birliği (tevhid) ve buna aykırı düşünce ve inanışlar (şirk) olmakla birlikte, Peygamberler ve tevhid mücadeleleri, melekler ve sorumlulukları; Allah’ın insanlara ulaştırılmak üzere gönderdiği ve zamanla kitap şeklini alan vahiyler, insanın alın yazısı olan kader ve bunun nasıl gerçekleştiğinden bahseden kaza, öldükten sonraki hayatın tümünü içine alan ahiret hayatı gibi inançla ilgili bilgilere de yer verilir.

            Kur’an-ı Kerim’e göre insan, iradesini kullanan, sorumlu olan bir varlık ve Allah’ın halifesi olarak yaratılmıştır. Bu konuda şöyle buyurulur: “Hani, Rabbin meleklere, Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti…” (Bakara, 2/30) Ayrıca Allah insanı en güzel bir surette yaratmıştır. Bu husus, Kur’an’da şöyle ifade edilir. “Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.” (Tîn,  95/4) Bununla Kur’an-ı Kerim, insanın doğasında saflık ve temizlik ya da masumiyet bulunduğunu vurgular. Bu yönüyle İslâm dini; aslî günah öğretisiyle insanı doğuştan günahkâr kabul eden dinsel geleneklerden ayrılmaktadır.

 

            Kur’an-ı Kerim’de, hata işlemeye müsait, sınırlı bir varlık olan insanın, tam ve mükemmel varlık olan Allah ile nasıl bir ilişki kurabileceği konusu, ayrıntılı olarak açıklanmaktadır. Pek çok âyette insandan, akıl ve irade sahibi bir varlık oluşuna vurgu ile Allah’a kulluk etmesi ve yalnızca ona sığınarak yardım dilemesi istenmektedir.

 

            Yüce Allah’ın insan ile ilişkisinin en belirgin göstergesi peygamberliktir. Allah bu yol ile insanlara, emirlerini, yasaklarını, tavsiye ve telkinlerini bildirmiştir. Bu konuda, Kur’an’da şöyle buyurulur. “Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla, yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Şûrâ, 42/51)

 

 İnsan , evrene ve onun yaratıcısı olan Allah’a dair en doğru ve şaşmaz bilgileri bu yolla almıştır. Kur’an’da peygamberler, insanlık için bir rahmet ve mutluluk kaynağı olarak takdim edilir. “Andolsun Allah mü’minlere kendi içlerinden, onlara âyetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.” (Âl-i İmrân, 3/164) âyeti bunu belirtmektedir. Peygamberler, insanların işlerini zorlaştırmak için değil, onları yaratılış gayeleri doğrultusunda yönlendirmek ve fıtratlarına ters gelen davranışlardan uzaklaştırmak için gönderilmiştir.

 

            Kur’an-ı Kerimde, Allah-insan ilişkilerindeki bir başka husus ibadetlerdir. Allah insanı yaratmış ve kendisine temsilci seçerek yeryüzüne göndermiştir. (Bakara, 2/30) İnsanı yaratırken kendi ruhundan üfleyen (Secde, 32/9) ve kendisinde bulunan sıfatların bir kısmını sınırlı olarak insana da veren Allah, insanı sınamak için yeryüzüne göndermiştir.

 İnsandan istenilen ise, yaratıcısına inanıp ibadet etmesi ve yeryüzünde güzel bir hayat sürmesidir. Bunu yapabilmesi için Allah, ona güçlü bir akıl, muhakeme gücü ve hisler vermiş, ayrıca hayatın anlam ve değerini tanıtmak için peygamberler göndermiştir.

 

            Allah-insan ilişkisinde diğer bir boyut, dua ve tövbedir. Dua ve tövbenin gereğini ilk olarak insanlığın atası Hz. Âdem’in  ve eşinin hayatından öğreniyoruz. (bk. Bakara, 2/35-37; A’râf, 7/23) Kur’an-ı Kerim, duanın insan için gerekliliğini pek çok vesileyle dile getirir. (Mesela bk. A’raf, 7/55-56; Furkân, 25/77)

 

            Kur’an-ı Kerim’in ortaya koyduğu Allah-evren ilişkisinde öne çıkan en belirgin husus, Allah’ın evrenin sahibi ve yöneticisi olduğudur. Kur’an-ı Kerim’de bununla ilgili çok sayıda âyet vardır. (Mesela bk. Bakara, 2/115, Ra’d, 13/41; Enbiya, 21/23; Fâtır, 35/44).

 

 Bu konunun sık sık vurgulanmasının en temel sebebi, insana, evrene dair bir düşünce geliştirirken ve evreni kullanırken Allah’ı hatırlatmak ve evreni onun uyarıları doğrultusunda kullanmasını sağlamaktır. Yüce Allah, evreni insanın emrine vermiş olmakla birlikte bu konuda onu bütünüyle serbest bırakmamış, evrene yaptığı yanlış müdahaleleri cezalandıracağını bildirmiştir.

 

 Bu cezalar çoğu kere yapılan yanlış müdahalenin cinsinden olmaktadır. “İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır.” (Rûm, 30/41) âyeti, insanın evrene yanlış müdahalesinin acı sonucunun büyük çevre felâketleri ve ekolojik dengenin bozulması şeklinde ortaya çıkacağını hatırlatmaktadır.

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık