• 12 Şubat 2017, Pazar 10:35
ŞükrüÖzbuğday

Şükrü Özbuğday

İslâm ve Aile Plânlaması (3)

            Bugünkü Yöntemlerle Gebeliği Önlemenin Dini Hükmü:

            Daha önce de ifade edildiği üzere Peygamberimiz (s.a.v.) döneminde gebeliği önlemek için bilinen ve uygulanan yegane metot “azl” idi. Azlin amacı gebeliği önleyerek istenmeyen doğumlara engel olmak olduğuna göre, günümüz tıbbının tavsiye ettiği, bilgi tecrübe ve teknolojinin geliştirdiği gebeliği önleyici ilaç ve metotların kullanılması ve meşru her türlü tedbire başvurulması da, sağlığa zararlı olmamak ve devamlı kısırlığa yol açmamak şartıyla “azl” ile aynı hükümde olması gerekir. Çünkü sonuç itibariyle bunların hepsi aynı şeydir.([1])

            Gebeliği önleme ve aile planlaması konusu zaman zaman diğer İslâm ülkelerinde düzenlenen konferanslarda da ele  alınmıştır. Bu konferanslara dini ve bilimsel kuruluşlardan birçok Müslüman ilim adamı katılmıştır.

            1971’de Fas’ın Rabat kentinde aile planlaması konusunda İslâm’ın görüşlerini değerlendirmek ve İslâm dünyasının nüfus problemleri ile ilgili bilgi alışverişinde bulunmak  için bir konferans düzenlenmiştir. Bu konferansta, özetle şu karar alınmıştır: “İslâm Hukuku, Müslüman ailenin çok veya az çocuğa sahip olma konusunda kendisinin karar vermesine müsaade eder. Ona kısırlığa, çocuklar hakkında  zamanlama yapmasına ve gerektiğinde güvenli, meşrû hamilelikten korunma metotlarına müracaat etme hakkı verir.”

            1979’da Gambia’nın Bencul kentinde İslâm ve Aile Planlaması konusunda bir konferans düzenlenmiş ve şu karara varılmıştır: “İslâm aile planlamasına karşı değildir, mensuplarının kültürel ve ahlâkî standardını yükseltmeğe çalışan ve müslüman milletlerin gelişmesini hızlandıran dinamik ve ilerici bir dindir.” Katılımcılar tebliğleri, Kur’an-ı Kerim’den ve Sünnet’ten delilleri  etraflıca tartışarak  İslâm’da aile planlamasının kabul edilebileceğini destekleyen birçok  delilin olduğu sonucuna varmışlardır.

            İslâm ve aile planlaması konusunda Nisan 1982 de Senegal’in Dakar kentinde bir seminer gerçekleştirilmiş ve bu seminerde aşağıdaki noktalar belirtilmiştir:

            “a) İslâm’da da kabul edildiği gibi aile planlaması veya doğumun planlanması ailenin refahını artırır.

            b) İslâm’da aile plânlaması; çocukların haklarının korunması, hastalık, cehalet ve fakirliğe karşı muhafazaları ile fiziki, ahlâkî ve dinî eğitim bakış açısından değerlendirilmektedir....”

 

            Şubat 1990’da Endonezya’nın Açe kentinde düzenlenen kongrede ise, şu görüşlere yer verilmiştir: “Kongre, müslüman toplumların ve ülkelerin olumsuz demografik şartlarına endişe ile dikkat çekmektedir. Kongre, bütün müslüman ülkeleri, bu şartları düzeltmek için sıkı politika ve programları uygulamaya, bütün müslüman ülkeleri kendi ihtiyaçlarına göre nüfus politikalarını oluşturmaya ve bu politikaları öncelikli bir şekilde gelişme planlarına dahil etmeye çağırmaktadır.”

 

            Temmuz 1990 da Somali’nin Mogadişu kentinde düzenlenen “İslâm ve İki Çocuk Arasındaki Zamanlama” konferansında ise aşağıdaki tavsiye kararı alınmıştır: “Konferans, İslam dini ile çocuk aralığı konusunda çatışma olmadığına ve aralıklı doğumların anne ve çocuk sağlığı açısından daha faydalı olduğuna karar vermiştir. Bunlar planlama alanına girmektedir. Plânlama ise, günlük hayat ve din konularında İslam’ın temel prensiplerinden biridir.”([2])

            Kasım 1995 te Ankara’da Türkiye Aile Sağlığı ve Plânlaması Vakfı tarafından düzenlenen Aile Sağlığı ve İslâmiyette Aile Plânlaması Konferansında da, yukarıda zikredilen görüşler benimsenmiştir.

 

Dipnotlar:

1-Dr. Tayyar ALTIKULAÇ; İslâm ve Doğum Kontrolü, Diyanet İlmî Dergi Cilt: 24, Sayı,1988/1 s. 23       

2-Prof. Dr. Abdel Rahim OMRAN, İslâm Kültüründe Aile Planlaması, D.İ.B. Yayınları  Ankara 1995, s. 239-250

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık