• 20 Aralık 2015, Pazar 11:49
ŞükrüÖzbuğday

Şükrü Özbuğday

Hz. Mevlânâ?ya göre hayatın anlamı (2)

Mevlânâ’ya göre, insanın elde ettiği şey zararsa çalışmamasından, kârsa çalışıp çabalamasındandır. Bu bakımdan, başarısızlıkların altına imza atan da insanın kendisi, başarıların kahramanı da yine odur.

 

 Bu sebeple insan herhangi bir olumsuzlukla karşılaşınca suçu başkasında aramamalı, kadere yüklenip yanlış adreslere sığınmamalıdır. O şöyle sorar: “Yiğidim kadere az bahane bul. Nasıl oluyor da suçunu başkasına yükletiyorsun? Zeyd kana girsin, cezasını Amr çeksin bu olur mu? Gündüzün çalışıyorsun, akşamleyin ücretini başkası almıyor. Neye çalıştın da faydasını ya da zararını görmedin? Ne ektin de devşirme vakti onu biçmedin.([1])

 

Mevlânâ, mazeret üreten yaklaşımlara, hür iradeyi reddeden kadercilik anlayışına da karşı çıkar ve bu görüşünü; “Takdir haktır, ama kulun çalışması da haktır. Kendine gel de koca şeytan gibi kör olma.”([2]) ifadesiyle dile getirir. Buna göre, her insan kendini geçmişe takılıp kalmaktan kurtarmalı, gelecekle ilgili ham hayallerle kendisini oyalayıp kandırmamalı, “eğer”, “keşke” gibi sözlerin arkasına sığınmamalıdır.

 

            Mevlânâ’ya göre dünya Hak’tan gaflet edilen bir yer olması yanında, insanlar için olgunlaşma yeridir ve bir ağaç misali o, bu fonksiyonunu sürdürür. Ham meyveler, ağaca sıkı sıkıya tutunur, olgunlaşanlar ise ondan ayrılırlar.([3])

 

 Bu itibarla insanların yaşamak için kalacakları başka bir dünya, olgunlaşmak için, tutunacakları başka bir dal olmadığına göre,  onların bu adreste durmaları, bu ağacın dalında olgunlaşmaları gerekir. Dolayısıyla insan ona aldanmadan, yüzünü sönmeyen ışığa, gerçek âleme çevirmeli, dünyadaki hayatını da buna göre, bu hayatın anlamını müdrik bir yaşantı sergileyerek geçirmelidir.([4])

 

Mevlânâ, dünya-insan ilişkisini, gemi ile su arasındaki ilişkiye benzetir. Bunlardan biri yoksa diğeri de bir anlam ifade etmez. İşte bu manada, geminin yol alması, menziline ulaşması, nasıl üzerinde bulunduğu suya bağlıysa ve nasıl onsuz olmuyorsa, insan için de dünya ve dünya hayatı, böyle bir öneme sahiptir.

 Zorunluluk olarak da geminin yolu deryadan, insanın yolu dünyadan geçer. Bu zorunluluk ve bağımlılık, arzulanan hedefe güvenli bir biçimde ulaşabilmek açısından, beraberinde bir takım önlemlerin alınması mecburiyetini getirmiştir. Bunlar, suyun geminin altında olması, hiçbir şekilde onun içine sızmaması gibi değişmez şartlardır. Aksi halde gemiyi yüzdüren ve onu menziline ulaştıran su, bir yolunu bulur da içeri sızar ve geminin içine girerse onu batırır ve helakine neden olur.([5])

 İşte dünya da insan için böyledir. Bu sebeple insan da gönül teknesine dünya deryasından onu helâke sürükleyecek bir sızıntı sokmamalı, dünyevi olan her şeyi, meşruiyet ilkesini zedelemeden, araç olarak kullanmalı, hiçbir zaman amaç haline getirmemelidir. Bu şartla kâinattaki tüm nimetlerin, onun emrine ve hizmetine sunulduğunu bilmelidir.([6])

 

Mevlânâ, eserlerinde insanı yüce bir varlık olarak görür. Çünkü insan yalnızca topraktan yaratılan; et, kan ve kemikten ibaret bir yaratık değildir. İnsan, Allah emanetini –dini- yüklenmiş, meleklerden daha üstün olan ve Yüce Allah’ın tecellisine ayna olarak yaratılan ulvi bir varlıktır. Allah kendi ruhundan, ruh üfürerek insana can vermiş([7]), melekler insana secde etmişlerdir.([8])

 İşte insan yaratılışındaki yüksek gayeyi ve kendisindeki cevheri sezdiği, hayatın anlamını kavrayabildiği zaman insan olur. Yoksa bu dünyadaki diğer canlılardan farkı kalmaz. Mevlânâ’nın eserlerinde anlatılanların özü bu gerçeklerdir.

 

 

Dipnotlar:

1-Mevlana, Mesnevi, VI/35

2-Mevlana, Mesnevi, VI/35

3-Mevlana, mesnevi, III/104

4-Mevlana, mesnevi, II/13

5-Mevlana, Mesnevi, I/79

6-Prof. Dr. Erhan YETİK, Mevlana Celaleddin Rumi’nin Hayata Bakışı, Tasavvuf, İlmi ve Akademik Araştırma Dergisi, Yıl:6, Sayı:14, sayfa:55–61

7-bk. Secde, 32/9; Sâd, 38/72

8-bk. Sâd, 38/73

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık