• 07 Ağustos 2016, Pazar 11:53
ŞükrüÖzbuğday

Şükrü Özbuğday

DİNİMİZİN İLİM VE İLİM ADAMLARINA VERDİĞİ ÖNEM (5)

Mehmet Âkif, gençliğe “Asım”ın şahsında yol gösterirken, iki kudrete önem verilmesini tavsiye eder ve milletin özellikle yetişmekte olan nesillerine bu yönde rehberliğin önemine işaret eder.

 Bunlar; marifet (ilim, bilgi, teknik, sanat, her konuda ustalık ve hüner) ve fazilet (iyi huy iyi ahlâk ve yüksek meziyetler, tutarlı kişilik) tir. Çünkü marifet, halkın refah seviyesini yükseltecek, bütün maddi imkânların, memleketin hayrını ve kalkınmasını temin edecek, fazilet ise bunu tamamlayacaktır.([1])

 

Mehmet Âkif bu gerçeği mısralarında şöyle dile getirir:

 

Çünkü milletlerin ikbâli için evlâdım,

Ma’rifet bir de fazilet… iki kudret lâzım

 

Ma’rifet ilkin ahâliye saadet verecek.

Bütün esbabını taşır; sonra fazilet gelerek,

 

O birikmiş duran esbâbı alır, memleketin,

Hayr-ı ilâsına tahsis ile sarfetmek için.

 

Ma’rifet kudreti olmazsa bir millette eğer,

Tek faziletle teâlî edemez zâ’fa düşer([2])

 

Burada da ifâde edildiği gibi; eğer bir millette ilim yok ise, ilmin ve tekniğin öğretimi yeterince yapılmıyorsa, o millet sadece fazilet (iyi ahlâk) ile yükselemez, zayıf düşer. Böyle bir milletin fertleri belki iyi insanlar olabilirler, fakat ilim ve teknikten mahrum olmaları halinde onların bu iyiliği, değişen ve gelişen ilmi şartlara uyumda bir fayda sağlamaz.

 

Bir de bunun aksi olabilir; bir millette ilim ve teknik öğretim yeterince olur, fakat ahlâk eğitimi olmaz ise, işte bu hal o millet için ölçülemeyecek kadar büyük felâkettir. Yalnız başına maddi ilimlere ve onun öğretimine dayanarak milletlerin yükselişi ve mutluluğu sağlanamaz. Yine Mehmet Akif, bu konuda şöyle der:

 

Ma’rifet farz edelim, var da, fazilet mefkûd,

Bir felâket ki cemaatler için nâ-mahdûd.

Beşerin rûhunu tesmîm edecek karha budur;

Ne musibettir o, tâûnlara rahmet okutur!([3])

 

Dünyanın gelişmiş ülkeleri hangi ölçüde bir müsbet ilim ve teknik öğretimi yapıyorsa o seviyede bir öğretim yapılmalıdır. Bunun yanı sıra fazilet ve ahlâkî davranışlar, dinimizin getirdiği değerlerden alınarak eğitimle, yetişmekte olan nesillere kazandırılmalıdır.

 

İşte böyle bir anlayışın sonunda, bilgili ve faziletli gençler yetişecektir. Bu gençlerin omuzunda ülkemiz her alanda kalkınacaktır.

 

Yazımı, Mehmet Akif’in şu mısralarıyla bitirmek istiyorum:

 

Şimdi, sen bizdeki kudretleri eşsen bir bir,

Göreceksin ki; bu millette fazilet en uzun,

En derin köklere yaslanmada; hem sonra onun,

Bir mübârek suyu var, hiç kurumaz “din-i mübin”.

Hadisât etmesin oğlum, seni asla bedbîn…

 

Bu cihetten, hani hiç yılmasın, oğlum, gözünüz.

Sadece garb’ın yalnız ilmine dönsün yüzünüz.

O çocuklarla beraber gece gündüz, didinin;

Giden üç yüz senelik ilmi sık elden edinin!

Fen diyârında sızan nâmütenâhî pınarı,

Hem için, hem getirin yurda o nâfi, suları.

Aynı menbâları ihyâ için artık burada,

Kafanız işlesin, oğlum, kanal olsun arada.([4])

 

 

 

 

 

Dipnotlar:

1-Yrd. Doç. Dr. Halis AYHAN; Din Eğitimi ve Öğretimi, D.İ.B. Yayını, Ankara 1988, S:51.

2-ERSOY, a.g.e, S:442.

3-ERSOY, a.g.e, S.442.

4-ERSOY, a.g.e, S:443.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık