);*} DİNİ HAYATIMIZ VE HURAFELER (2)
  • 15 Mart 2018, Perşembe 7:28
ŞükrüÖzbuğday

Şükrü Özbuğday

DİNİ HAYATIMIZ VE HURAFELER (2)

Bid'at ve Hurafelerin Ortaya Çıkış Sebepleri:

Dinler tarihi incelendiğinde görülüyor ki, halk tabakaları, ilahi dini öğreten Peygamberlerinden zaman bakımından uzaklaştıkça eski dinlerinden kalma bazı inanç, ayin ve adetleri yeniden canlandırmışlardır. O kadar ki, Peygamberlerin bildirdiği ve öğrettiği Tevhid inancından uzaklaşarak eski batıl inançlarına yeniden sapabilmişlerdir.

Her yeni gelen Peygamber, insanları bu yanlış inançlarından uzaklaştırmak için büyük mücadele vermiştir. Fakat "paganist" inançlarından kopamayan, ilahî gerçekleri idrak edemeyen bazı kavimler, Peygamberlere karşı direnmişlerdir. Çünkü insanoğlu en çok inanç ve vicdanî konular üzerinde hassasiyet göstermektedir.

 

İnsan, inancının yanlış, gittiği yolun tehlikeli olduğunu görse bile, çoğu zaman alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçemez. Eğer bir de bazı menfaatlerinin yok olacağı evham ve endişesine kapılırsa daha da hassaslaşır. Aklı ve gönlü iyice yatmadıkça kanaatini değiştiremez. Birtakım ihtiraslar onu, daha da tutucu hale getirir ve sertleştirir.

İste bu nitelikteki insanlar, Peygamberlerin tebliğ ettiği ilahî dinlere daima karşı çıkmışlardır. Böylece ilahî dini kabul edenlerle, etmeyenler arasındaki kavga, tarih boyunca sürüp gelmiştir.(1)

Her devir ve toplumda, yanlışa ve batıla sapanlar daima olagelmiştir. Zira bir dinin esas ilkeleri, ayinleri başka bir din içerisine hemen aynıyla geçmese de, hurafeleri ve bid’atları bir din mensuplarından başka bir din mensuplarına bir hastalık gibi sirayet edebilmektedir.

Çünkü insan toplulukları her yerde, bazı kültür ve eğitim farklılıklarına rağmen, insan olma nitelikleri bakımından birbirinin aynıdır. Bu itibarla diğer din toplulukları içerisinde olduğu gibi, müslüman toplumlar arasında da hurafelere inananlar mevcuttur. Özellikle çeşitli kavim ve milletler müslüman olduktan sonra bu batıl inançlar daha da çoğalmıştır. Her kavim beraberinde "cahiliye" adetlerinden bir şey getirmiştir.

Müslümanlar arasında görülen, fakat İslam’ın esas talimatıyla bağdaşmayan bazı yanlış ve acaip adetler, Müslümanlara eski Babil, Hint, Acem, Fenike, Roma ve Helenler gibi ilkçağ kavimlerinden intikal etmiştir. Bazı batıl inanışlar da Yahudi, Hristiyan ve Şamanlardan geçmiştir.

Bugün Müslümanların çoğunluğu teşkil ettiği yerler, eski çağlarda hurafelerinin çokluğu ile şöhret bulmuştu. Hint, İran, Mısır Keldanistan, Filistin, Arap Yarımadası, kısaca Küçük Asya, vaktiyle çeşit çeşit kahinler yetiştirmiş, acayip ve garip inançlara sahne olmuştur.(2)

Hurafelerin de dini inançlar kadar eski olduğu, ama tutarlı olmadığı bir gerçektir. Aradan bunca zaman geçmesine rağmen, aynı anlayış ve düşüncelerin, günümüz toplumunda da yaşadığı maalesef görülmektedir. Hem de bilgisayardan, televizyondan ve yayın araçlarından faydalanarak ...

Hurafelerin bilgisayarla çağdaşlaşacağını kim düşünebilirdi? Şimdi bir de çağdaş hurafelerle karşı karşıyayız. Bütün bid'at ve hurafelerin dinle hiçbir ilgisinin olmadığı daha ilk bakışta anlaşılır olmasına rağmen, ilgi görmesi acaba neyin eseridir. İnançsızlığın mı? İnanma ihtiyacının mı? Belki oranını bilmek zordur ama, her ikisinin de payının olduğu bir gerçektir.

Dinin asli hükümlerini bile hurafe kabul etme yanlışlığını gösteren pek çok insanın dahi neticede çağdaş hurafelerden kendilerini alamadıklarını ve bu tezatın toplumun kanayan bir yarası haline geldiğini üzülerek görüyoruz.

Hemen hemen bütün gazetelerin fal köşeleri yayınlaması, bir kısım okuyucularının geleceklerini burçlardan çıkarmaya çalışması neyin eseridir? Dinin mi? Yoksa dinden uzaklaşmanın mı?(3)

Ziyaretgâhlara, türbelere taş yapıştırmak, çaput bağlamak veya buralarda mum yakmak; yılbaşı gününe bayram değeri vererek şenlikler düzenlemek, hindiler kesmek, çam dallarıyla evini dükkanını süslemek, çocuklara nazarlık takmak, kapılara, duvarlara at nalı, geyik ve öküz kafası asmak. Bunlara benzer şeylerin göz değmesini, belaları önleyebileceğine inanmak vb, gibi ...

Yahut da çağdaşlık, modernlik adına yeni uydurulan saçma, anlamsız; hatta gülünç ne dinle ne de ilimle bağdaşan inançlar olduğunu görürüz.

Dipnotlar:

1-Kemalettin ERDİL; Yaşayan Hurafeler; T.D.V.Yayınları, Ankara 1991, s. 9.

2-a.g.e. s.10.                   

3-Halit GÜLER; Hurafeler İnançsızlıktan mı? İnanma İhtiyacından mı? Diyanet Aylık Dergi; Sayı 19, Yıl 1992.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık