• 18 Ekim 2018, Perşembe 9:13
ŞükrüÖzbuğday

Şükrü Özbuğday

ÇEVRE VE TEMİZLİK (2)

Yine Kur’an-ı Kerim’de Allah’a kul olmanın, O’nun huzurunda durmanın ilk şartının temizlik olduğu belirtilerek şöyle buyrulmaktadır: “Ey inananlar! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, -başlarınızı meshedip- topuk kemiklerine kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüpseniz yıkanıp temizlenin; hasta veya yolculukta iseniz veya abdest bozmaktan gelmişseniz, yahut kadınlara yaklaşmışsanız ve su bulamamışsanız temiz bir toprakla teyemmüm edin, yüzlerinizi, ellerinizi onunla meshedin. Allah, sizi zorlamak istemez. Allah, sizi arıtıp üzerinize olan nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.”(1) Görüldüğü üzere günde beş defa edâ edilen namazın ilk şartı temizliktir. Belli organlar yıkandıktan ve iyice temizlendikten sonra Allah’ın dergâhında durulmaktadır. İslâm’ın temeli, dinin direği ve mü’minin miracı olan namazın temel şartı, temiz olmaktır. Bu nedenle İslâm dini, günde en az beş defa el, yüz, ağız, burun, kulak, boyun, baş ve ayak gibi pislik ve mikroplarla her an temasta bulunan uzuvları yıkamamızı ve temiz tutmamızı emretmektedir. Bundan başka namaz kılınacak mekânın ve giyilen elbisenin de temiz olması gerekmektedir.

İslâm’da çok önemli bir yeri olduğunu belirtmeye çalıştığımız temizlikle ilgili olarak Hz. Peygamber, bizlere bizzat örnek teşkîl etmektedir. Onun bütün hayatında, temizliğin her türlüsüne çok dikkat ettiği görülmektedir. Örneğin, camiye ve misafirliğe giderken, toplum huzuruna çıkarken temiz ve güzel elbise giyinmeye, güzel koku sürünmeye, soğan sarımsak gibi başkasını rahatsız edebilecek şeyleri yememeye son derece dikkat ederdi. Temizlik konusunda onun şu hadisleri çok manidardır: “Temizlik, imanın yarısıdır.”(2) “Şüphesiz ki Allah temiz (nazif)dir ve temizliği sever.”(3) “İslâm temizdir. O halde siz de temizleniniz, zira cennete ancak temiz olan girer.”(4) Sevgili peygamberimiz, Kur’an ahlâkının canlı bir misâli olduğundan, Kur’an-ı Kerim’in temizlik anlayışının da en canlı örneğiydi.

Çevre denilince ilk akla gelen canlı ve cansız varlıklarıyla insanı kuşatan tabiî ortamdır. İçerisinde yaşadığımız ev, evimizi çevreleyen avlu, bahçe, cadde ve sokaklar, etrafımızda bulunan dağlar, denizler, nehirler, ovalar, dünyamızı kuşatan atmosfer vs... bütün bunlar çevre kavramının içerisine girer.

Günümüzde bütün ülkelerin gündeminde olup, üzerinde çok konuşulan ve insanlığı rahatsız eden en önemli sorunlardan birisi de çevre kirliliğidir. Çevre kirliliği; içerisinde yaşadığımız tabiatın ve tabiî çevrenin dengesinin çevreden katılan birtakım maddelerle bozulması, hava, toprak ve suların kirlenmesi, insan ve diğer canlılar için zararlı hale gelmesidir.

Kur’an-ı Kerim’in, kâinatla ilgili olarak üzerinde ısrarla durduğu konulardan birisi de ekolojik denge meselesidir. Yaratılan her şeyin bir ölçü, düzen, adâlet ve denge içinde yaratıldığını insana sık sık hatırlatmaktadır. Aşağıdaki âyetler buna örnek verilebilir:

“Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yaratmışsızdır.”(5)

“Yeri yaydık, oraya sâbit dağları yerleştirdik, orada her şeyi bir ölçüye göre bitirdik.”(6)

“Hazînesi Bizim katımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Biz onu ancak belli bir ölçüye göre indiririz.”(7)

Yüce Allah, insandan, tabiî çevresini ve kâinatı korumasını, onların tabiî ve ekolojik dengelerini bozmamasını istemektedir. Aksi takdirde, bizzat insanın kendisinin bundan zarar göreceğini şöyle ifade etmektedir: “İnsanların elleriyle işledikleri yüzünden karada ve denizde fesat çıkar; Allah da belki dönerler diye yaptıklarının bir kısmını böylece kendilerine tattırır.”(8)

Hz. Peygamber de çevreyle ve onun korunmasıyla ilgilenmiştir. O’nun, insanın tabiî yakın ve uzak çevresiyle, bu çevrenin temiz ve sağlıklı tutulması, korunmasıyla ilgili fiilen yaptığı ve sözle ifade ettiği pek çok şey vardır. Bunlardan bazılarını burada zikredelim:

Sevgili Peygamberimiz ağaç dikimine ve korunmasına çok önem vermişler, bizzat kendileri de ağaç dikmişler(9) ve Müslümanları buna teşvik ederek şöyle buyurmuşlardır: “Kıyamet koparken sizden birinizin elinde bir hurma dalı bulunur da, kıyamet kopmadan dikebilirse onu mutlaka diksin, bırakmasın.”(10)

Dipnotlar:

1-Mâide,5/ 6.

2-Müslim, Tahare, 1.

3-Tirmizî, Edeb, 41.

4-Aclûnî, Keşfü’l-hafâ, 1, 288.

5-Kamer, 54/49.

6-Hicr, 15/19.

7-Hicr, 15/21.

8-Rûm, 30/41.

9-Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 354, 440.

10-Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 184, 191.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık