• 04 Ekim 2015, Pazar 0:00
ŞükrüÖzbuğday

Şükrü Özbuğday

Camiler islam yurdunun simgesidir

Bütün dinlerde mâbedler, inanılan varlığa karşı, toplu veya ferdî olarak dinî görevlerin yerine getirildiği, ibadetlerin icrâ edildiği, kişinin kendisini inandığı varlığa yakın hissettiği mekânlardır. Bu yerler, ilahî âlemle, dünyevî âlemin kesiştiği, Mâ’budu ile insanın bir nevî buluştuğu ve kişinin kendisini ilâhî huzurda hissettiği yerlerdir. Bu bakımdan mabetlerin toplumların hayatında önemli bir yeri vardır.

            İslâm dininde, mâbedlerin toplum hayatındaki önemi vurgulanmış, mânâstırların, havraların, kiliselerin ve mescitlerin; Allah’ın isminin çokca zikredildiği mekânlar olduğu belirtilmiş, buraların Allah’ın koruması altında olduğuna işaret edilmiştir. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur:

            “Onlar, haksız yere, sırf, “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah’ın insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı, içlerinde Allah’ın adı çok anılan mânâstırlar, kiliseler, havralar ve mescidler, muhakkak yerle bir edilirdi. Şüphesiz ki Allah, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Şüphesiz ki Allah, çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.”([1]) 

            Hz.Peygamber, fetihler için ordu gönderirken, çocuklara, kadınlara, eli silah tutmayan kişilere ve din adamlarına dokunmamaları, ağaçları yakmamaları ve mâbedleri tahrip etmemeleri talimatını vermiştir.([2])

            Her inanca göre, ibadetlerin yapıldığı yerlere farklı isimler verilmiştir. Müslümanlar tarafından mâbed teriminin karşılığı olarak “mescid” ve “cami” isimleri kullanılmıştır.

            Mescid, “secde edilen yer” mânâsına gelen Arapça bir kelimedir. Kur’an-ı Kerim’de tekil ve çoğul olarak muhtelif ayetlerde geçmektedir. Bir ayette, mescidlerin Allah’a ait olduğu ifade edilmekte, buralarda Allah’tan başkasına kulluk etmek yasaklanmakta ve şöyle buyurulmaktadır:

            ”Şüphesiz mescidler, Allah’ındır. O halde, Allah ile birlikte hiç kimseye kulluk etmeyin.”([3])

            Cami kelimesi de Arapça bir kelime olup, “toplayan, bir araya getiren” mânâlarına gelmektedir. Cami kelimesi, başlangıçta sadece Cuma namazı kılınan büyük mescidler için kullanılan “el-mescîd’ül-camîi” kelimesinden kısaltılarak alınmıştır. Daha sonra Cuma namazı kılınan büyük mescidlere bu isim verilmiş, küçük çaplı olan ibâdet yerleri de mescid olarak anılmıştır.([4])

            Bilindiği gibi, İslâm tarihinde inşa edilen ilk mescid, Medine yakınlarındaki Kubâ Mescidi’dir. Sevgili Peygamberimiz, hicret esnasında, kendisi de bizzat çalışarak bu mescidi inşâ etmiştir. Kur’an-ı Kerim’de Kubâ Mescidinden övgü ile bahsedilmekte ve şöyle buyurulmaktadır.

            “... İlk günden temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzere kurulan mescid (Kuba Mescidi), içinde namaz kılmânâ elbette daha lâyıktır. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da tertemiz olanları sever.” ([5])

           

Hz. Peygamber, hicreti tamamlayıp, Medine’ye geldiğinde, burada ilk iş olarak bir mescid inşasına başlamıştır. Bu mescidin inşasında da Peygamebrimiz fiilen çalışmış ve kısa sürede yapımı tamamlanmıştır. “Mescid-i Nebevî” olarak bilinen ve bu gün Hz. Peygamber’in, Hz. Ebû Bekir’in ve Hz. Ömer’in de kabirlerinin bulunduğu bu mescid, müslümanların, Kabe’den sonra en çok kutsal saydıkları bir mekândır. Hacca gidenlerin yukarıda zikredilen, Kubâ Mescidi ile birlikte en çok önem verdikleri ziyaret yerlerinden birisidir.

            Hz. Peygamber, müslümanları farz namazları cemaatle camilerde kılmaya teşvik etmiş ve hadislerinde, cemaatle kılınan namazın, münferiden kılınan namaza göre 27 derece daha faziletli olduğunu belirtmiştir.([6])

            İşte Hz. Peygamber’in, bu beyanı ve ilk mescidlerin yapımına öncülük etmesi, müslümanları da camilere yöneltmiştir. Müslümanlar, İslâm’ın ilk günlerinden itibaren cami yapımına önem vermişler ve yaptıkları hayrın ebedî olması için yarışmışlardır. Kur’an-ı Kerim, mescidleri inşâ ve îmar edenleri şöyle methetmektedir:

            “Allah’ın mescidlerini, ancak Allah’a ve âhiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.”([7])

 

Camiler haftasının milletimiz ve teşkilatımız için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz eder, bütün din görevlilerimize sağlık, âfiyet ve muvaffakiyetler dilerim.

 

Dipnotlar:

1-Hac, 22/40.

2-Bkz. Âsım KÖKSAL, İslâm Tarihi, C.12, S:55

3-Cîn, 72/18.

4-TDV. İslâm Ansiklopedisi “Cami” Maddesi, C:7, S.46.

5-Tevbe, 9/108

6-Buharî, Ezan, 30; Müslim, Mesacid,249

7-Tevbe, 9/18

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık