);*} ÇAĞIMIZIN KORKUNÇ HASTALIĞI AIDS-1
  • 04 Aralık 2016, Pazar 10:06
ŞükrüÖzbuğday

Şükrü Özbuğday

ÇAĞIMIZIN KORKUNÇ HASTALIĞI AIDS-1

 

Bu haftaki yazımızın konusu; 1 Aralık Dünya AIDS GÜNÜ, Cenâb-ı Hak tüm hastalarımıza şifalar versin.

            İslâm Dini insan hayatına ve sağlığına büyük önem vermiştir. Kur’an-ı Kerim’de ve Peygamber (s.a.v.) Efendimizin hadis-i şeriflerinde, hayat ve sağlığın, Cenâb-ı Hakk’ın insana en büyük emânet ve nimeti olduğu beyan edilmiştir. İçki, uyuşturucu madde alışkanlığı fuhuş... gibi, insan sağlığını bozan fiil ve davranışlar yasaklanmış, hastalanan kimselerin, gerektiği şekilde tedâvî olmaları tavsiye edilmiştir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz(s.a.v.) kendisi de bizzat tedâvî olarak, bu konuda örnek olduğu gibi, “... Yüce Allah(c.c.), indirdiği herhangi bir derdin şifasını da indirmiştir. Her derdin bir devası (yani her hastalığın bir ilâcı ve tedâvîsi) vardır. İlâcı bulunur, tedâvisi yapılırsa, Allah’ın izni ile hasta iyileşir...([1]) buyurmuştur.

            Başka bir hadis-i şerifte ise; tedâvî olmayı ilâhî takdire aykırı sayarak, Ey Allah’ın Resulü, tedâvî olalım mı? Allah’ın takdirine karşı bunun bir yararı olur mu? diye soranlara; “Tedâvî olmak da Allah’ın takdiridir. Tedâvî olunuz, zîra Cenâb-ı Hak, hiçbir hastalık yaratmamıştır ki, devasını da yaratmış olmasın. Sâdece biri, yaşlılık, müstesnâ.”([2]) buyurmuştur.

            Görüldüğü üzere bu hadis-i şeriflerde her derdin bir dermanı, her hastalığın bir ilâcı ve tedâvisinin bulunduğu ifâde edilmektedir, onlar yapıldığı zaman Cenâb-ı Hakk’ın şifâ vereceği beyan edilmektedir.([3])

            Ayrıca İslâm’ın emir ve yasakları şu beş şeyi korumayı amaçlar: Din, nefis (can), nesil, akıl ve mal.Bunun için bütün hak dinler, küfrün, adam öldürmenin, zinânın, hırsızlığın ve sarhoşluk veren şeylerin alınmasının haram olduğunda ittifak etmişlerdir.([4]) Bazı âlimler bu beş şeye ırzı korumayı da eklemişlerdir. Bunu nesli korumanın da ötesinde şahsiyeti, her türlü fuhuş kirinden temiz tutmak mânâsında düşünmek mümkündür.([5])

            Yarattıklarının ihtiyaçlarını bilen Yüce Allah(c.c.), haram ve sakıncalı yollara düşmeden nîmetlerinden faydalanmamızın imkânlarını hazırlamıştır. Gerçekten kişi, helâl sınırı içinde kalarak hayatın her alanında doyuma kavuşabilmektedir. Ancak, insan düşünce ve davranışları, ilâhî kaynaktan ve Peygamberlerin uyarılarından uzak kaldıkça çok kere alkol, uyuşturucu kullanımı ve fuhuş gibi kendini felâkete sürükleyen aşırı zevk ve eğlencelere kaptırmaktan geri kalmamıştır. Bu aşırılık ve taşkınlıklar ise, mutlaka bir taraftan patlak vermiştir. Bunun sonucu olarak da özellikle fuhşa bağlı hastalıklarda tırmanış görülmektedir.

            Şüphesiz fuhşa bağlı hastalıkların en korkuncu ve çaresizi AIDS’dir. Bazı ilim ve fikir adamları 20. yüzyılı bir kaygı çağı olarak görmektedir. Bu çağda gelişen ilim ve teknik, insanlığın birçok işini kolaylaştırmış, fakat ona huzur ve mutluluk sağlayamamıştır. Bugün insanlık henüz bir nükleer savaş tehlikesinden kurtulmadan, AIDS paniğinin içine girmiştir. Eskiden veremde, daha çok vebâda görülen panik hali yerini AIDS’e bırakmıştır.

            AIDS, hem bulaşıcı, hem de öldürücü olduğu için bugün kanser kadar bile yaygın olmadığı halde ondan daha büyük bir korku ve dehşet uyandırmaktadır. Çünkü ilim adamları AIDS’i bugünün imhâ silahlarıyla gerçekleşecek bir III. Dünya savaşının tahribâtından daha fazla yıkıcı ve yok edici bulmaktadır.([6])

            AIDS, virüs yolu ile bulaşan, öldürücü bir hastalıklar bütünüdür. Bu virüs HİV olarak adlandırılmaktadır. HİV; yani İnsan Bağışıklık Yetmezliği virüsünün bulaşması sonucu, vücudun savunma gücü zayıflar ve yıkılır, bazı mikroorganizmalara ve hastalıklara duyarlı hale gelir. Bu durumda olağan koşullarda tedâvî edilebilen hastalıklar, AIDS mikrobunu taşıyan kişilerde savunma gücü yetersiz kaldığından ölüme neden olmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü, dünyada yaklaşık 17 milyon kişinin HİV virüsü taşıdığını ve dünyada her dakikada 6, her gün yaklaşık 8000 kişiye HIV mikrobunun bulaştığını bildirmektedir.([7]) 2000 yılında 40 milyon insanın AIDS’e yakalanacağı ve kitle ölümlerinin ortaya çıkacağından korkulmaktaydı. Çünkü hastalık, Asya’da özellikle Hindistan’da yayılma istidâdındadır. Asya’da bu savaşın kaybedilmesi dünyanın sonu demektir. AIDS’le mücâdele için çok büyük masraflar yapılmaktadır. Yalnız A.B.D.nin 1991 yılında AIDS harcamalarına 1,9 milyar dolar ayırdığı ifâde edilmektedir.

            Dünya Sağlık Teşkîlâtı’nın yayınlarında ısrarla yapılan uyarılar arasında, AIDS hastalığının hızla yayıldığı, öldürücü olduğu, tedâvisinin henüz bulunmadığı, erkekten kadına, kadından erkeğe cinsî temasla bulaştığı vurgulanmaktadır. Ancak bir aile çevresinde mutad yaşama şartlarında AIDS hastalığına yakalanma bahis konusu olmamaktadır. Fakat kutsal nikâh bağına rağmen eşlerine ihanet edenler hem kendilerini AIDS’in kucağına atmakta, hem de eşlerine ve dolayısıyla çocuklarına bu canavarı hediye etmektedirler!([8])

 

 

Dipnotlar:

1-Tirmizî; Tıb,2, Hadis No:2038; Ebû Dâvûd; Tıb,1, Hadis No:3855; ibn-i Mâce; Tıb,1, Hadis No:3436.

2- Tirmizi; Tıb,21, Hadis No:2065; Ebû Dâvud; Tıb 1 Hadis No:3855; İbn-i Mâce,  Tıb,1, Hadis No:3437

3- İrfan YÜCEL; İslâm Dini Açısından Organ ve Doku Nakli, Türkiye Organ Nakli ve Yanık Tedâvi Vakfı, Tıp Bilimleri Dergisi, Aralık-1993 S;35.

4- Gazzali, el-Mustafâ; 1/286,288.

5- Prof.Dr.Ahmet COŞKUN; İlim ve İslâmın Işığında AIDS; İst.1993, S;32.

6- a.g.e.; S;7,8.

7- HİV/AIDS ve Cinsel Yolla Bulaşan Diğer Hastalıklar (Broşür) Türkiye Aile Plânlaması Derneği Yayınları No:49

8-COŞKUN; a.g.e., S;15;17

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık