• 31 Mayıs 2015, Pazar 0:00
ŞükrüÖzbuğday

Şükrü Özbuğday

Bağışlanma Gecesi

 

 

Şaban ayının on beşinci gecesi Berat Kandilidir. Berat Kandili Ramazan ayının müjdecisi, Yüce Allah’ın engin af, mağfiret ve rahmetiyle bezeli, kutlu bir gecedir.

 

“Beraet” sözünün kısaltılmış şekli olan ve dilimizde de kullanılan “Berat” kelimesi, sözlükte; borçtan, hastalıktan, suç ve cezadan kurtulmak anlamına gelir. Dinî bir terim olarak ise; günahlardan arınmak, temize çıkmak, ilâhî af ve rahmete nâil olmak demektir.

 

Allah’a kul olmanın mânevî zevkine ererek, hatâ ve kusurlarını itiraf eden, işledikleri günahların farkına vararak tevbe ve istiğfarda bulunan pek çok müminin ilâhî rahmete kavuşup, günahlarından kurtulacakları ümit edildiği için bu geceye “kurtuluş gecesi” anlamında “Berat Gecesi” denilmiştir.

 

Berat Gecesi, öteden beri Müslümanlarca kutsal sayılmış, bu gecenin diğer gecelerden farklı bir şekilde geçirilmesi, bilhassa ülkemizde bu gecede daha fazla ibadet ve dua edilmesi âdet halini almıştHz. Peygamber, bu gece ile ilgili olarak şöyle buyurmuşlardır:

“Allah Teâlâ-rahmetiyle- Şâban ayının on beşinci gecesi dünya semasında tecelli eder ve Kelb kabilesi koyunlarının kılları sayısından daha fazla kişiyi bağışlar.”( )

 

“Şaban Ayının ortasında gece ibadet ediniz, gündüz oruç tutunuz. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve tan yeri ağarana kadar, “Yok mu benden af dileyen, onu affedeyim, yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim, yok mu bir musîbete uğrayan ona âfiyet vereyim, yok mu şöyle, yok mu böyle! Der”( )

 

Hz. Âişe (R.A.) şöyle anlatır:

Peygamberimiz bir gece kalktı, namaz kıldı, Namazda secdeyi öyle uzattı ki, secdede öldü zannettim. Elimle ayağına dokununca kımıldadı. Sevindim ve yerime döndüm. Secdede şöyle dua ettiğini duydum:

“Allah’ım azabından affına, gazabından rızana sığınıyor, senden yine sana ilticâ ediyorum. Şânın yücedir. Sana yaptığım senâyı, senin kendine yaptığın senaya denk bulmuyorum. Sana gereği gibi hamdetmekten âcizim”. Başını secdeden kaldırıp namazı bitirince:

- Ey Aişe, Allah’ın Rasülü haksızlık edecek mi sandın?

- Hayır, ey Allah’ın Rasülü! Allah’a yemin ederim ki böyle sanmadım. Ancak secdede uzun süre kaldığınız için öldünüz sandım, dedim. Bunun üzerine Hz. Peygamber:

- Bu gece hangi gecedir biliyor musun? Buyurdu. Ben

- Allah ve Rasülü daha iyi bilir, dedim. Peygamberimiz:

- Bu gece Şaban ayının on beşinci gecesidir. Yüce Allah, bu gecede kullarına      -rahmetiyle- tecelli ederek, af dileyenleri bağışlar, merhamet isteyenlere rahmet eder, içini kin bürümüş olanları ise kendi hallerine bırakır” ( ) buyurdu.

 

Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’dan, Mekke’deki Kâbe istikametine çevrilmesinin Hicretin ikinci yılında Berat Gecesinde meydana geldiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmıştır.

Yukarıda zikredilen hadisleri göz önünde bulunduran İslam bilginleri, Berat Gecesini namaz kılarak, Kur’an-ı Kerim okuyarak tevbe istiğfar ve duâ ederek geçirmenin sevaba ve günahların bağışlanmasına vesile olacağını belirtmişlerdir. Çünkü Berat Gecesi af ve mağfiret gecesidir.

İslâm fıtrat dinidir. Günah ve sevap işleme özelliğinde yaratılan insanın, günah işleyeceği kabul edilmiş ve bundan kurtulma ve etkisini azaltma yolları gösterilmiştir. İnsan fıtratını en güzel şekilde belirten bir hadiste; “Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize günah işleyip, peşinden tevbe eden kullar yaratırdı.”( )

 

Yüce Allah “... Ey Mü’minler, hep birlikte tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz..”( ) Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle tevbe edin. Belki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter…”( ) buyurmuştur.

 

Hz. Peygamber de; “Ey insanlar, Allah’a tevbe ediniz...”( ) şeklinde bizleri tevbeye çağırmış ve kendisi de, bu hususta insanlara örnek olmuştur. Peygamberimiz her gün 70( ) veya 100( ) defa Allah’a tevbe ve istiğfar ettiğini belirtmiştir. Bu ifadeler, Hz. Peygamberin bile, tevbeden müstağni kalamadığını göstermektedir. Zira o, masum da olsa, kendisinin de ifade ettiği gibi( ) hem kalbe gelen bir kısım şeylerden dolayı hem de ümmetine örnek olmak için tevbe etmiştir.

Berat Kandili, kendimizi bir daha gözden geçirmek, etrafımızdaki varlıklarla münasebetlerimizi değerlendirmek, Allah’a karşı olan görevlerimizin durumunu tesbit etmek, hayatımızın çok hızlı seyreden akışı içinde fark etmediğimiz tavır ve hareketlerimizin muhasebesini yapmak için en güzel vesiledir.

 

Bu kandillerin aydınlığını fırsat bilerek, çeşitli sebeplerle lekelenen kalplerimizi önce tevbe ve istiğfar ile temizlemeli; sonra da Allah sevgisi, insan sevgisi ve vatan sevgisi ile doldurarak iyi bir kul, olgun bir mümin olmaya gayret göstermeliyiz. Fitne, fesat, gıybet ve iftira gibi, bizi birbirimize düşman eden kötülüklerden uzak durmalı, dargınlık ve kırgınlıkları ortadan kaldırarak kucaklaşmalı, bir olmaya, diri olmaya çalışmalıyız.

 

Yine bu kandillerin ışığında, “Mü’minler ancak kardeştirler”( ), “Parçalanıp bölünmeyin”( ) âyetlerindeki tavsiyeleri bir kere daha düşünerek, birlik ve beraberliğimizi pekiştirmeli, düzen ve huzurumuzu bozmak isteyenlere fırsat vermemeliyiz.

 

Bütün Kardeşlerimizin  Berat Kandilini tebrik eder,  hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan dilerim.

 

Dipnotlar:

1-Tirmizî, Savm, 39; İbn-i Mâce, İkâme, 191

2- İbn-i Mâce, İkâme, 191

3- Münzirî, Et-Terğîb ve’t-Terhîb, Beyrut, 1968, II, 119.

4- Müslim, Tevbe, 9, 10, 11

5- Nûr, 24/31

6- Tahrîm, 66/8

7- Buharî, Deavât, 3; Müslim, Zikr, 42

8- Bk. Buhârî, Deavât, 3; İbn-i Mâce, Edep, 59

9- Bk. Müslim, Zikr, 42

10- Bk. Müslim, Zikr, 41

11- Hucurât, 49/10

12- Âl-i İmrân, 3/103


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık