• 26 Nisan 2018, Perşembe 7:27
ŞükrüÖzbuğday

Şükrü Özbuğday

ALIŞ-VERİŞTE DÜRÜSTLÜK (2)

Dünya küçülmekte, ticaret ise her gün zihinlere durgunluk veren teknolojik gelişmelere paralel genişlemektedir. Stan­dardın amacı ticareti kolaylaş­tırmaktır. Gelişmiş ülkeler, dün­ya ticaretindeki önemli yerleri­ni muhafaza edebilmek için standartlar hazırlamakta ve buna göre üretim yapmakta­dırlar.

Bir ülkenin kaynakları, eko­nomik ve sosyal gelişmesi için tek başına yeterli değildir. Dışa açılmak, dünya ile bütünleş­mek gereği vardır. Dış pazarla­ra girebilmek için hazırlanmış veya daha sonra hazırlanacak olan millî ve milletlerarası stan­dartlara uyum sağlamak şart­tır. Çünkü tüketiciler, milletle­rarası standartlara uygun ürün ve hizmetlere karşı daha fazla güven duymaktadırlar.

Milletlerarası standardizas­yon, günümüzde bilgi-işlem ve haberleşme, tekstil, ambalajla­ma, nakliye, enerji üretimi ve kullanımı, gemi inşa ve finansal hizmetler gibi birçok farklı alanda sağlanmış durumdadır.

Toplum düzeninin sağlan­masında, insanların birbirlerine güveni ne kadar önemli ise, öl­çü ve tartıda dürüst davran­mak, alış-verişte hile yapma­mak, kimseyi aldatmamak da, bu güvenin oluşturulmasında o derece etkilidir. Alış-verişte hile yaparak, insanları aldatarak haklarını üzerine geçiren, so­nuçta toplum düzenini sarsan kimseleri Yüce Allah şöyle uya­rıyor: "Ölçüyü tam yapın, eksik tartanlardan olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hak­kını azaltmayın.."(1) “Bir şeyi ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam tartın, doğru terazi ile tartın..."(2) Allah Teâlâ böylece biz in­sanlara kazançlarımızı, kendi­mizin ve ailemizin rızkını helâl yollardan temin etmemizi, ha­ram lokmadan şiddetle kaçın­mamızı emretmektedir. Bu ko­nuda yine Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulur: "Ey inananlar; mallarınızı, aranızda haksızlık­la değil, karşılıklı rıza ile yapı­lan ticaretle yiyin, haram ile nefsinizi mahvetmeyin. Şüphe­siz Allah size merhamet eder."(3)

Sevgili Peygamberimiz, alış­verişinde dürüst olan ve müş­terisini aldatmayan bir satıcının kıyamet gününde Peygam­berler, doğru kimseler, sıddıklar ve şehitlerle beraber olacağını haber vermiştir.(4) Yine Pey­gamberimiz bir gün pazarda buğday satan bir satıcının yanından geçiyordu. Elini yığının içine soktu ve bir avuç buğday çıkardı.

Yığının üstü kuru oldu­ğu halde, avucunun içindeki taneler yaştı. Peygamberimiz, mal sahibine bunun sebebi­ni sorduğunda, yağmur­da ıslandığını söyledi. Efendi­miz: "İnsanların görebilmesi için onu açığa koymalı değilmiydin? buyurarak sözlerine şöyle devam etti: "Bizi aldatan bizden değildir."(5) Bütün bun­lar, tüketicinin korunmasına, aldanmaların önlenmesine ve kalitenin iyi olmasına yönelik, dinimizin ortaya koyduğu gü­zel prensiplerdir.

İşte yukarıda adı geçen Türk Standartları Enstitüsü, yap­tığı standardizasyon çalışmala­rıyla, tüketicinin can ve mal güvenliğini korumak, mallar arasında karşılaştırma ve se­çim kolaylığı sağlamak, fiyat ve kalite yönünden aldanmaları önlemek, sipariş kolaylığı ve ucuzluğu sağlamak gibi he­deflerin gerçekleşmesi için ça­ba sarf etmektedir.

Alış-verişte hile ve aldatma kul hakkına tecavüzdür. İnsan­ları kul hakkı yemekten önem­le sakındıran Yüce dinimiz, in­san haklarına saygılı olmak ko­nusunda son derece hassasi­yet göstermektedir. Çünkü kul hakkı tövbe ve gözyaşı ile ödenmeyecek haklardandır. Bu hak, dünyada sahibine ödenmeden gidilirse daha zor şartlar altında, kıyamet günün­de mutlaka ödenecektir.

Bir gün Peygamber Efendimiz, Ashabı­na, "Müflis kimdir?" diye sor­dular. Ashabı Kiram: "Ya Rasûlallah! Allah ve Rasûlü daha iyi bilir ama, bize göre müflis hiç parası ve malı kalmayandır." dediler. Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz; "Müflis kıya­met günü Allah'ın huzuruna namazıyla, orucuyla, zekâtıyla gelir.

Cenneti kazandığını zan­nederek tam sevineceği anda dünyada çeşitli sebeplerle hakkını yediği bütün hak sa­hipleri bir anda etrafını sarar­lar. Bütün amellerinin sevabı hak sahiplerine verilir, fakat kâfî gelmez; o zaman alacak­lıların günahı o kimsenin üzeri­ne yüklenip Cehenneme gön­derilir, hakiki müflis işte budur."(6)  buyurmuşlardır.

Birer vatandaş olarak; Ülke­mizin ekonomi ve teknikte iler­leyerek gelişmiş ülkeler seviye­sine yükselmesi hepimizin gö­nülden arzusudur. Bunun için; millî sanayimizin belirli hedefle­re yönelmesi, kaliteli mal üreti­mi, ekonomide arz ve talebin dengelenmesi, ihracatta üs­tünlüğün sağlanması gerekli­dir. İşte Türk Standartları Ensti­tüsü bu konularda da öncülük yapmakta, böylece ülke kal­kınmasına yardımcı olmakta­dır.

Tek tek insanımızın ve ülkemizin menfa­atinin korunması ve kıt olan kaynaklarımı­zın israf edilmemesi açısından çok hayırlı bir hizmet olan stan­dart, standardizasyon ve kalite faaliyetlerinin tüm mal ve hizmetlerde yaygınlaş­ması için satın aldığımız mal ve hizmetlerde TSE markasını mut­laka aramalıyız. Unutmayalım ki ülkemiz, bilinçli üretici ve tü­keticilerin omuzlarında yükse­lecektir.

Dipnotlar:

1-Şuara, 26/ 181-183.

2-İsrâ  17/35.

3-Nisa Sûresi; 4/29.

4-Tirmizi; Tac, C.2. S: 197.

5-Müslim, İman: 45; Ebû Davud Büyu: 50; İbn-i Mace, Ticaret: 36, Tirmizi, Büyü': 72.

6-Müslim, El Birr Vessıla Veladâb: 15.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık