• 15 Eylül 2018, Cumartesi 9:17
SalihGeçer

Salih Geçer

Nasipsizlik

Rızık,azık,yenilen,içilen ve faydanılan şey anlamına gelir. Dinimizdeki anlamı ise Yüce Allah’ın canlılara yemek içmek ve yararlanmak için verdiği her nimet demektir.

Rızk, insanı ecelinden daha hızlı arar derler.

Nasipsizlikle ilgili güzel bir hikaye var anlatalım:

Bu çok meşhur bir nasipsizlik hikayesidir:

Osmanlı padişahlarından Sultan İkinci Mahmud zamanında “Tıkandı Baba Kahvehanesi” adında bir kahvehane vardır.

İkinci Mahmud bu kahvenin neden bu adla anıldığını merak eder.

Tebdili kıyafetle derviş kılığıyla “Tıkandı Baba” namlı kişinin kahvehanesine gelir. Yanında veziri de vardır.

Sultan Mahmud, Tıkandı Baba'ya neden bu adla anıldığını sorar.

O da: “Bir gün rüyamda ihtiyar bir adam gördüm. Bu adamla beraber çeşmelerle dolu bir sokakta yürümeye başladık. Bu sırada bazı çeşmelerin çok, bazı çeşmelerin az, bazı çeşmelerin ise damlayarak aktığını gördüm.

“Neden bu çeşmeler böyle?” diye sordum. İhtiyar da “çok akan çeşmeler zenginlerin, az akan çeşmeler fakirlerin nasiplerini gösterir” cevabını verdi.

Bir kenarda damlayan çeşmenin ise benim nasibim olduğunu söyledi.

Bunun üzerine sinirlendim ve çeşmenin deliğini tıkadım.

Bu rüyayı kahvehanede anlattığımda ise bana 'Tıkandı Baba' adını verdiler. O gün bu gündür bu adla anılırım” der.

Hikayeyi dinleyen İkinci Mahmud üzülür.

Ramazan ayı geldiğinde İkinci Mahmud vezirine her akşam göndermek üzere Tıkandı Baba için içinde altın olan bir tepsi baklava gönderilmesini emreder. Baklava hazırlanır, içine altın konur, Tıkandı Baba'ya yollanır.

İkinci Mahmud Ramazanın sonunda tekrar tebdili kıyafet Tıkandı Baba Kahvesi'ne gider. Bir de ne görsün, eski tas eski hamam.

Tıkandı Baba'ya baklavaları ne yaptığını sorar.

Tıkandı Baba da baklavaları satıp onun parasıyla karnını doyurduğunu, bu yüzden padişaha duacı olduğunu söyler. Padişah bu duruma daha çok üzülür.

Tıkandı Baba'yı saraya çağırtır ve bir kürekle hazineye gitmesini ve oradan kürek dolusunca altın almasını söyler.

Tıkandı Baba hazineye gider, ancak heyecandan küreği ters daldırır ve nasibine tek bir altın düşer.

Bunun üzerine padişah, saray kuyumcusuna altından bir top yapmasını emreder.

Tıkandı Baba'ya: “Bu topu at, topun durduğu yere kadar olan arazi ve mülk sana ait” der.

Tıkandı Baba topu kendince çevirir ve ateşler. Ancak top kemere çarparak seker ve Tıkandı Baba'nın başına düşer.

Tıkandı Baba oracıkta can verir.

Sultan İkinci Mahmut gayet üzüntülü bir şekilde Tıkandı Baba'nın yanına gelir ve artık solmakta olan yüzünü okşayarak o meşhur sözü söyler: Vermeyince Mabud, neylesin Sultan Mahmud.

İnsan ne kadar çabalarsa çabalasın ancak kendisine taksim olunana nail olur. Bu yüzden insanın rızkı için endişelenmesine gerek yoktur. İnsan rızkı için çabalarken iki büklüm olmamalı, kendini zavallı duruma düşürmemelidir. Bu rızk endişesi zillete asla sebebiyet vermemelidir. Çünkü insana rızkını veren başka bir insan değil ancak Allah’tır.

Allah ilmi isteyene, zenginliği de istediğine verirmiş.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık