);*} 10 yıllık araştırma…
  • 05 Ocak 2019, Cumartesi 9:40
SalihGeçer

Salih Geçer

10 yıllık araştırma…

Sevgili dostlar yeni bir yıl, yeni umutlar, yeni heyecanlar derken 2019’un ilk haftasını da bitirdik. Zaman o kadar hızlı akıp gidiyor ki, daha 2018’e girdik, giriyoruz, derken bitirdik bile. Şimdide 2019 için yeni bir süreç başladı.

Zaman demişken bir araştırma şirketi 10 yıllık toplumsal değişim raporu açıkladı. Bu araştırma şirketi yalnız hemen her seçimlerde neredeyse seçim sonuçlarına nokta atışı yapan bir araştırma şirketi. Yani güvendiğimiz diyebilir miyim bilmiyorum ama güvenirliliği tartışılsa da sonuçları hep küçücük sapmalarla tutturmuş bir araştırma şirketi. İşte bu yüzden benim ilgimi çekti yapılan araştırma ve okudum içeriğini.

Mesela;

1- Kendine Modern veya Dindar Muhafazakar diyenler azalmış, ortada duran Geleneksel Muhafazakarlar artmış.

2- Dindarlık yapısı değişmiyor; ancak, inançsızlar daha görünür olmaya başlamış.

Daha bir sürü madde var ama bu ikisi benim gerçekten ilgimi çekti. İnançsızların daha görünür olması başlıklı maddenin oranlarında 2008 ile 2018 yılları arasında inançsızların sayısının yüzde 1’den yüzde 3’e çıkması var. Şunu belirteyim ki, kişinin inancı kendisini bağlar. Ama, dünyaya gelen her varlık masumdur. Annesinden ilk doğan ve aklı erene kadar olan bütün bebekler çocuklar yaradılışın gereği Müslüman’dır. Müslüman ise; özü sözü bir kendisinden emin olunan kimsedir. Kaç tane çocuk yada bebek tanıyorsun özü sözü bir olmayan kendisine güvenilmeyen?

Diğer bir nokta ise ben dindar diyen kesimin büyük çoğunluğunun yaşadığı dinin ne olduğunu bilmediğini düşünüyorum. Namaz kılmayı, oruç tutmayı biliyor. Fakat gıybetin, hak yemenin türlerinden haberleri var mı? Sakız çiğnemek orucu bozar mı diye sorarken sorduğu hocanın neden bu kadar zengin olduğunu sorgulamıyor? Kendi fikri görüşümdür insanlar yaşadığı dinin gerçekte ne olduğunu bilmiyorsa, istediği kadar ben dindarım desin.

Din bireysel olmalıdır. Kişinin kendisi ve Allah arasında bir bağlam olmalıdır. Bu yüzden ne başkalarını etkilemeli ne de başkalarında etkilenmelidir. Din simsarlarını araya soktuğun an iş cıvıyor zaten. Biz toplum olarak henüz bireysel değil toplumsal (!) inanç peşinden koştuğumuz için şu an siyasal İslamcılar ve cemaatler işi götürüyor. Herkesin dini kendine olmalı. Ama birey sırf inancından dolayı ahlaki davranışları yapıyorsa çok büyük bir aczi yet içerisinde bence. Amin Maalouf'un şu sözüne bayılıyorum, “Bir dinleri olduğu için ahlaka ihtiyacı kalmamış gibi davranıyorlar.” İnanıp inanmamak ya da herhangi bir dine mensup olup olmamak bireysel karar ama ‘AHLAKLI’ olmak zorundayız. Günümüzde popüler olan bir siyasetçinin güzel bir sözü vardı: “Dindarlığını Allah'a göster bana insanlığın lazım!”

Esas noktada Kurana göre her aile, her fert yetiştirdiği nesilden sual olunacak. ‘Ahret’te ebeveynler çocuklarından kaçacak diyor’...  Senin bir ebeveyn olarak birincil vazifen düzgün bir evlat yetiştirmek, iyi ve güzeli aşılayıp yanlışı ve kötüyü kavrayıp uzak durabilmesini sağlamak iyi bir eğitim verip doğru yolu göstermekten geçer. Sen bunları tam anlamı ile yapıyorsan şayet o çocuk zaten doğduğu inanç üzerine devam eder. Dünyada hiç bir varlık kafir yada inançsız olarak doğmaz. Hepsi Müslüman olarak doğar...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık