• 13 Nisan 2018, Cuma 8:26
AliAKPINAR

Ali AKPINAR

İsrâ ve Miracı Yaşamak ve Yaşatmak! (1)

İsrâ ve Mirac hadisesinden sonra bazıları irtidat ettiler. Şayet o, bir rüya yahut ruhanî bir hâl olsaydı, buna kimsenin itirazı olmazdı. Oysa yine İsrâ suresi 60. ayette, o temaşayı/gösterdiğimiz görüntüleri Biz insanlar için fitne/sınav sebebi kıldık buyurulmuştur.

İsrâ mucizesi, İsrâ Suresi’nin ilk ayetinde şöyle anlatılır:

Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir. (İsrâ,17/1)

Ayetten ilk bakışta öne çıkan hususları şöyle özetlememiz mümkündür:

Allah noksan sıfatlardan münezzehtir, aşkındır, erişilmez gücün sahibidir, O’nu tespih ve tenzih ederiz. İsrâ mucizesine bu ifade ile başlanması, Yüce Allah’ın nelere kadir olduğuna dikkat çekmenin yanında, bu mucize sebebiyle Hz. Peygamber’i insanüstü bir varlık haline getirmemeye de vurgu yapmaktadır. Bunun içindir ki, Allah’ın aşkınlığına vurgu yapılırken, Peygamberimizin kul oluşu özellikle belirtilmiştir. Bu ifade, mucizenin eşsizliğine işaret etmektedir. Mucizeler, peygamberlerin peygamberliğine delalet ederken Yüce Allah’ın erişilmez kudretini de göstermektedir.

Gece yürüten Allah. Kur’an gece inmiştir/inmeye başlamıştır. Onun aydınlatıcılığı daha iyi anlaşılsın diye. Zira ışığın varlığı ve kıymeti geceleyin daha iyi anlaşılır. Pek çok peygamberin mucizeleri de gece gerçekleşmiştir. O halde geceleri gafletle geçirmemeye çalışmalı, gecenin bereketinden istifade etmeye gayret etmelidir. Zaten mümin gece kâim, gündüz sâim olma özelliğine sahiptir.

Kulluk, insan için en şerefli unvandır. O’nun kulu olmak önemlidir. Mümin, yalnızca O’nun kulu olarak diğer tüm kulluklara son vermelidir. Yüce Allah, on iki yıllık Tevhid mücadelesinde gösterdiği azim ve kararlılığın, bu uğurda çektiği sıkıntıların karşılığında ödülünü vermek üzere Peygamberimizi Mele-i Âlâ’ya çağırdı, kulluk madalyasını orada taktı ve ona kulum diyerek sahiplendi.

Gecenin bir kısmında. Esrâ, zaten gece yürüyüşü anlamına gelir. Bundan sonra bir de gece anlamına gelen “leylen” kelimesinin gelmesi, olayın çok kısa bir anda olduğuna işaret içindir. Kırk gün ve gecelik bir yolu gecenin bir kısmında alabilmek, ancak Yüce Yaratıcının lütfuyla olur. Gece, pek çok ilahî füyuzatın tecelli ettiği ândır. Kur’an geceleyin inmeye başlamıştır. Gece neşvesi bir başkadır, gece okuyuşu çok daha tesirlidir. Geceler, hayırlı eylemlerle sıradan olmaktan çıkar, aydınlanır, nurlu mübarek geceler olarak anılmaya değer olur.

Mescid-i Haram’dan… Tevhidin kalbi, yeryüzünün ilk mabedinden hareket başlıyor, mucize de oradan başlıyor. Mescid-i Haram merkezli bir hayat. İslâm’a göre bütün yollar Mekke’ye, Mekke’deki Kâbe’ye çıkar/çıkmalı. Günde beş vakit/beş öğün Kâbe’ye dönerek bu yönelişi tazelemekteyiz. Haram mescid, kıblemiz, Kâbe’miz, kalbimiz. Temeli mescitte atılan, mescitte başlayan her hareket bereketli olur. İsrâ mucizesi mescitte başlayıp, mescitte tamamlanmıştır.

Mescid-i Aksa’ya… Tevhit birliğine işaret. Nitekim peygamberimiz kendisini, Ben peygamberlerin türedisi değilim. Ben, önceki peygamber ve kitapları tasdik ederek geldim ifadeleriyle takdim etmiştir.

Çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid… Hem maddî hem manevî bereketlerle donattığımız mescit. Maddî bereket: Verimli topraklar, yer altı ve yer üstü zenginlik kaynakları, demektir. Manevî bereket: Tevhit mücadelesinin kalbi, pek çok değerli insanın gelip geçtiği yerler. Dünya ve din bereketi. Bu bereketli topraklarda yaşamış geçmiş peygamberlerin Tevhit mirası senin omuzlarında ey Muhammed! Bereket, bereket kaynağı Yüce Allah ile irtibatlı olmakla mümkündür. O topraklar vahiyle, peygamberlerin durağı olmakla bereketlendi. Bugün ümmet olarak bereketsizlikler içerisinde kıvranıyorsak, kim bilir belki de bereket kaynaklarımızı başkalarının esaretine bıraktığımızdan, bereket kaynaklarımızla irtibat kurup dolmadığımızdandır.

Ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye. Daha bizim ne ayetlerimiz var aslında. İsrâ ve Mirac, onda gösterdiklerimiz de bunlardan bir kaçıdır. Hz.Ebubekir, İsrâ ve Mirac mucizesini tasdik ederken şöyle diyordu: Evet ben bundan çok daha inanılmaz şeyleri tasdik ettim, bunu da tasdik ediyorum, o söylüyorsa doğrudur. Yüce Allah, ayetlerini alıcıları açık olanlara gösterir onların anlamasını sağlar ve onlara kolaylaştırır. Üç yüz küsur yıl mağarada uyutulup uyandırılan Ashab-ı Kehf ile ilgili olarak da “Yoksa sen Mağara ve Kitap ehlini şaşılacak ayetlerimizden mi zannettin?” (Kehf, 18/9) buyurulmuştur. Evet, Allah’ın ayetleri, mucizeleri sonsuz ve sınırsız, hepsi birbirinden özel ve güzeldir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık