);*} Yerli Oyunların Güncellenmesi Bağlamında Kültür Öğelerinin Envanterini
  • 02 Ocak 2016, Cumartesi 9:53
NecatiDEMİR

Necati DEMİR

Yerli Oyunların Güncellenmesi Bağlamında Kültür Öğelerinin Envanterini

Memleketim olan Kahramanmaraş/Afşin ilçesi ve yöresindeki oyunları derleme çabası döneminde dikkatim oyunların neliği/mahiyeti ve varlık nedeni üzerine yoğunlaştı. Oyun denildiğinde, büyüklerce sıradan bir etkinlik, çocukça işler, çocukluğunu yaşayamayanların geçmişe dönük istekleri olarak değerlendirilip bir küçümsenme tutumuna yönelinmesi yerli kültürün geleceği adına oldukça üzücü bir durumdur. Zihinsel güç, dayanıklılık, zarafet ve organ kullanım becerileri kazandırmaya yönelik olan çocuk, genç ve yetişkin oyunlarının irdelendiğinde önce aile ve akraba üyeleri olmak üzere, toplum kesimlerinin birbirlerini tanımasında, aralarında sağlıklı iletişim kurmasında gözardı edilmeyecek imkânlar kazandırdığını görürüz.

Köklü uygarlığa sahip toplumlarda oyunların önemli bir toplumsal öğe oldukları görülür. Küresel kültür karşısında kaybolma tehlikesiyle yüz yüze gelen yerel kültür varlıklarımızın farkına varılması, bunların kaybolma tehlikesi karşısında günümüz bilgi ve teknik donanımlarla güncellenmesi gerekir. Nasıl ki işlenmeyen düşünceler anlamını yitiriyorsa güncellenmeyen yerel kültür varlıklarımız da toplumun gündeminden uzaklaşacaktır.

Temel olan yerli kültür öğelerinin küresel kültürce unuttutulmasına kayıtsız kalmayıp küresel kültür içinde milli rengi ve yerli tonuyla yerini alması, hatta bunların başka halklara ve uluslara da sunulması gerekir. Günümüz dünyasının şartları içinde dünyaya açılmayı göze alamayan, küresel kültüre kendi markasını vurmayı hedeflemeyen yerli kültür öğelerinin varlığını sürdürmesi oldukça güçtür.

Yöresel oyunlar, çok değil daha otuz-kırk yıl öncesinde il ve ilçelerde çocuk, genç ve yetişkinlerin yaşamlarının bir parçasıydı. Günümüzde ise bunlardan neredeyse hiçbiri ne çocuklarca ne de yetişkinlerce oynanmamaktadır. Ülkemizde her yöre bu bağlamda oyun ve yarışma eylemi bakımından oldukça zengin ve geniş bir repertuar ve sözlü literatüre (bilgi) sahip olmasına karşın toplumda gelir düzeyi iyi olanların apartman dairelerine, gelir düzeyi iyi olmayanların da kentlerin varoşlarında başlarını sokabilecek sağlıksız konutlarda barınmalarının yerli oyunların güncellenmesini engellediği söylenir.

Ancak yerli oyunların güncellenmeyişini yalnızca bu nedene bağlamak yeterli olmaz. Asıl neden yerli ve milli kültür politikalarının toplumun genelince iradi tutum düzeyine gelmeyişidir, sanırım. Böyle bir sorunu gündeme getirmek ve çözüm önerileri sunmak öncelikle toplumsal güçlü bir iradeyle mümkün olabilir. Tabiat boşluk bırakmaz, yerli kültür öğeleriyle doldurulamayan alanlar, küresel ve kozmopolit kültürle kendiliğinden doldurulmaktadır. Ülkemizde bazı belediye ve vakıflar bu bağlamda ümit verici çaba ve etkinlikleri gerçekleştirmektedir. Fakat bu topyekun ülke sorunu olarak toplumsal bağlamda gündeme getirilip sorun belirlendiğince ancak çözüm önerileri kendiliğinden gündeme gelecektir.

Eskiden insanların boş zamanlarını değerlendirmek adına çocuk ve yetişkinlerin oynadıkları öğretici ve eğitici oyun ve yarışmaların öncelikle envanterinin çıkartılıp yazılı literatüre geçirilmesi ve sonra da bunların ölü bilgiler olarak kitaplarda kalmayıp yeniden oynanabilir hale getirilerek güncel hayata taşınması gerekir. Böylelikle, çocukların ve yetişkin insanların boş zamanlarını değerlendirdikleri öğretici ve eğitici eski oyun ve yarışmalarımızın mevcut spor ve oyun dallarının yanına eklemlenerek toplumun küresel kültür tekelinden kurtarılması, oyun ve sporların sivilleşmesi ve renklenmesi sağlanmış olacaktır. 

Çoğu yetişkinlerce oyunların, günümüzde yaşanan ve toplumun geleceğini törpüleyen kuşaklar arasındaki derin kopuşları önlemek için önemli bir fırsat olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Çünkü oyunlar, çocuklarla ileri yaştakilerin birbirleriyle kaynaştıkları ortak etkinliklerdir.

Aynı çatıda yaşayan, ortak mekânı paylaşan aile üyeleri arasında kuşak çatışmalarının derinleştiği, iletişimlerin koptuğu günümüzde oyun mekanizması kolaylıkla devreye sokulabilir. İlk çocukluk dönemlerinde üzerimize atılıp elimize ayağımıza dolaşacak denli yakın olan çocuklarımızı bizi rahatsız ve meşgul etmesinlar diye uzaklaştırdıktan sonra son çocukluk ve delikanlılık dönemlerinde bize uzak durmalarından şikayetlenmekte ne kadar haklıyız, diye düşünce ve tutumlarımızı sorgulamalıyız.

Entellektüel birikime sahip aydınlar, eğer bulundukları her görev ve konumda, kendi kültür ve uygarlıklarının renk ve tonuyla uygarlık yarışında yer alma ülküsünü benimseyip, zihinsel kapasite ve yetilerini bu hedefe yönlendirebilirlerse bir ülkenin yerli hedeflerinden biri olan ‘Kültür Varlıklarını Koruma Projesi’nin hayata geçirilmesi imkânsız olmayacaktır. Bu nedenle kültür varlıklarımızın yaşatılması hedefine düğünlerde, sokakta ve uzun kış gecelerinde oynanan eski oyunları güncellemekle başlamalıyız. 

Oyun küçümsenemeyecek kadar önemli bir kültür öğesidir. Çünkü oyun içinde başarılı olan çocuklar ve yetişkinler bir anlamda gelecekte başarılı bir meslek edinmelerinin yanında kişiliklerini de pekiştirmiş olurlar. Bilgin ve bilge tipler, lider ve atak kişilikler, fırsatçı ve gözü açık karakterler, uyumlu ve munis tabiatlılar, kavgacı ve hırçın huylular, kitlenin içinde pısırıklıkları yüzünden kaybolan tipler hep bu oyun içinde belirginleşirler. Oyun, –günümüz deyimiyle- hayatın sanal bir örneğidir.

Bu zengin oyun ve yarışma kültürümüzün kaybolmasını önlemek için halkın ilgi ve desteğinin sağlanması ve uygun bir altyapının oluşturulup güncel hayata taşınması gerekmektedir. Eski oyun ve yarışları çocukların ve yetişkinlerin oynayabilmesi için doğal mekânlar ve parklar oluşturmayı hedefleyen bir vakıf kurulabilir.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık