• 08 Ekim 2016, Cumartesi 9:49
NecatiDEMİR

Necati DEMİR

Tarih Bilinci Üzerine (1)

Delphoi’deki Apollon Tapınağı’nda yer alan ‘gnoti seauton’ (kendini bil!) özlü sözünün Thales’in ya da Yedi Bilge’nin yedincisi Lakedaimonialı Kheilon’un olduğu rivayet edilmektedir. Hadis olup olmadığı konusunda ihtilafa düşülen ünlü Men arefe nefsehu fakad arefe rabbehu: Kim kendini bilirse, gerçekten o rabbini bilir, sözü, “kendini bilmenin, insana kendini yaratanı bilme yolunu açabileceğini ihsas ettiren anlamlı bir sözdür. İngiliz sanat eleştirmeni John Ruskin (1919-1900)’e göre de, ‘kendini bil’ uyarısı çerçevesinde, her insan şu üç soruya cevap vermeye çaba göstermelidir: Nereden geldim? Ben kimim? Nereye gideceğim (Akıbetim ne olacak)?

Bizde bu sorular; ney idim, ne oldum, ne olacağım, biçiminde atasözü haline gelmiştir. Bir insanın bireysel kişiliğinin oluşmasında, daha açığı ‘kendini bilmesi’nde önemli bir etkiye sahip bulunan tarih (geçmiş) bilinci kıblenüma, yani bir pusula işlevi görür. Şöyle ki, kişinin nereden geldiğini göz ardı etmesi köksüzlüğünü, nerede bulunduğunu fark etmemesi de algı yetersizliğini gösterir. Gelecekte ne olacağını düşünmemesi de gafletini ortaya koyar.

İnsani kişiliğin, bireyci ve toplumcu kişilikten daha kapsamlı olup geçmişi, geleceği ve hali kuşatan kişilik türü olduğu kanısındayım. İnsan, hem bireyci hem de toplumcu kişiliği kendi yaşantısında tecrübe eder. Zaten Sokrates, ‘tecrübe edilmemiş bir hayat yaşanmaya da değmez’, derken bu gerçeğe parmak basmış olabilir.

İnsani kişiliklerinde zamansal bütünlüğü oluşturamayan “gelecek bağımlıları” olan futuristler, geleceği putlaştırarak geçmişe husumet besleyen hayali bir gelecek düşü içinde kendilerini avuturlar.

Mazi hayranlığı hayalinden kendilerini kurtarıp günümüze gelemeyenler ise hali ve geleceği göz ardı ettiklerinden, yaşanan ya da yaşanacak acı gerçekler karşısında savunmasız düşerler.

Salt geçmişte yaşayan, ya da salt günü kotarmaya çalışan veya salt geleceğe kilitlenen ebeveynler, oniki-onüç yaşındaki çocuklarını iş ve istikbal kaygısına düşürürler. Zaman olgusu parçalı bir biçimde yaşanamaz. Zaman, insan ve toplumlar için -geçmiş, hal ve gelecek olarak- üç boyutuyla birlikte yaşanır.

Geçmiş elbette önemsenecek, ama putlaştırılmayacak, (eslaf) olan atalarımız layüsel addedilmeyecek, hesaba çekilmez denilmeyecek. Sonra gelenler (halef) de insan olarak günahıyla, sevabıyla, zaafları ve yetileriyle birlikte irdelenip ona göre bir hükme varılacaktır. Aksi durumda toplumun ilerleme şansı kaybedilecektir. Albert Camus’ye göre,  Herakleitos’un olduğu sanılan bir parçada şöyle deniliyor: ‘Kendini beğenme, ilerlemeyi geri çeker’. Geçmişle ‘salt övünme’, ilerlemenin önünü kesen bir tutumdur. Hem birey hem de toplum olarak eksiğimizi, hata ve yanlışımızı da görüp bunlardan vazgeçebilme erdemini gösterebilmeliyiz. Sürekli kendini övenlere acıyınız, çünkü onların hiç öveni olmayacaktır, denilir.

İnsan yaşamında işlevsel olmayan hiçbir şey etkili olamaz. Bildiklerimizin değeri bilmediklerimiz ya da bileceklerimizin yanında övgüyü gerektirmeyecek kadar küçük kalmaktadır. Sonra bildiklerimizin insan ve toplum yaşamında işlevsel hale getirilmesi de gerekiyor. İnsanın zihninde, gönlünde ve işinde yararı, işlevi olmayan yalnız tarih değil hiçbir şey kıymet bulmayacaktır.

Her varlıkta birbirine zıt iki tabiat bir arada bulunur. Bu, insan varlığında daha da belirginleşmiş haldedir. İnsanın bir birey olarak kendisini kendi olarak ortaya koyan değişmeyen doğası, bir de, onun oluşumunun gerçekleştiği tarihsel bir değişim alanı vardır. Her insan kendini diğer insanlardan farklılığının bilincine vardığı doğal bir ‘bireylik’e sahiptir. Bunun yanında bir toplum içindeki her bireyin geçmişinde başkalarıyla kesiştiği ortak bir tarih yatmaktadır. Bu tarihsel geçmiş olmasaydı yetkin doğal bireylik kemale ermeyecek, insan, olması gerektiği kadar toplumsal kişiliğe ulaşamayacaktı. 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık