• 05 Aralık 2015, Cumartesi 10:26
NecatiDEMİR

Necati DEMİR

İNSANI ANLAMAK

Etik değerlerce sorgulanan bir hayat ile insani düşünceler ve tutumlarla örülü bir dünya önemlidir:

İkibin beşyüz yıl öncesinde Sokrat, irdelenmeyen/üzerine düşünülmeyen bir hayatı yaşamanın anlamının olmadığı düşüncesindeydi. Delphoi’deki Apollon Tapınağı’nda yer alan ‘gnoti seauton’ (kendini bil!) özlü sözünün de Thales’in ya da Lakedaimonialı Kheilon’un olduğu rivayet edilmektedir.

İnsan kendini nasıl bilecektir? Beş duyuyu bir metafizik gerilim şartı ile aşıp noumen evreninin enginliğine açılarak. Bilinç sahibi olmak: Bilmek için her türlü nefsî isteklerden arınarak önce kendi varlığımızın anlamını (Gabriel Marcel’in paris’te bir parktaki köpeğe dönerek “Sen yaşıyorsun ben ise varım”, sözünden hareketle anlayabiliriz. İnsanın kendini bilmesini dış dünyanın yapı ve özelliklerini bilmek ve bunların yaratıcısının farkındalığı içinde bulunmak olarak anlaşılması gerektiği kanısındayım. Çünkü suyun kaldırma yasasını bulan Archimedes’e saygı duyup bu yasayı koyup işleteni fark etmemek zihin dünyamızın yarısını karanlıkta bırakmak değil midir?  

Kendimize yettiğimize inanmak bir sanrı (halüsünasyon) dan ibarettir:

Bir insan kendini aydınlanmış görüyorsa bilsin ki onun öğreneceği ve yaşayacağı bir deneyim kalmamış, zihnen işlevini bitirmiş demektir. Bilinç sahibi bireyler olarak ‘ne kadar da bilmediklerim var’, diye hayıflanıp arayışımızı sürdürüyorsak, zihnimiz işlevselliğini sürdürüyor demektir. Aydınlatmak isteyenler, değil başkalarını, kendilerini bile aydınlatamazlar, etrafa ışık verecek olanlar zihinsel işlevselliklerini sürdürüp aydınlanmak isteyenlerdir.

Doğaya Değil Önce İnsana Yönelmek:

Entelektüel yetileri oluşup, gelişen kişilerin -haftanın belli bir gününde zihinsel yorgunluk dolayısıyla kırlara açılmaları dışında- hobi sınırlarını aşar bir biçimde dağcı, avcı, mangalcı olmaları kendilerini, dağa, taşa, kıra vurup insandan toplumdan kaçmalarına bir anlam vermek oldukça güçtür. Sokrates’ın dediği gibi “bizim mürebbiyelerimiz tabiat’ta değil şehirdedir”. Dağda bayırda değil, cemiyettedir.   

Algılayan, duyan, düşünen, sezen bir varlık olmasaydı, evrenimiz karanlıkta kalırdı. İnsan yoksa, güneş de parlasa dünya karanlıktadır. Bu nedenle Heinrich Rickert’in dediği gibi “insan evrenin nurudur”.

Kadim yasa, bir görünüşler bir de anlamlar dünyasının olduğunu ihsas ettirir. Varlığı tek boyutuyla algılamak istersek insanın değerini kavrayamayıp metafiziği fiziğin, noumeni fenomenin (anlam’ı biçimin), maverayı masivanın altında bırakırız. Bunu sonucu, insan kendisi için olan eşyanın altına düşer. Bilen özne olarak, bilinen nesnenin altına düşmek insanın kendi eliyle kendini tenzili anlamına gelir.

Özne ve nesne ayrımını yapamayan, kendisi için olanlar adına kendini öteleyen birey kendini aşağılamış olmaktadır. “Servet bir gemiye benzer, ayağının altına alırsan seni yüzdürür, başına koyarsan seni batırır, diyor Mevlânâ ”, “Para iyi bir uşak kötü bir efendidir”, diyor bir Amerikan atasözü de.

 Düşünen bir beyin, “sayın eşyalardan evlerde insanlara yer kalmadı”, diyor. Sivas’ta 1999 güzüydü. Arabamı değiştirmek düşüncesiyle Oto Plazaya gittim. Satış memuru bana uzmanca tavsiyelerde bulunup “Hocam sizin yerinizde olsam arabanızı peşin verip arabayı baharda alırım. Hem arabanın üzerinden kış geçmemiş olur, hem de aracın imal yılı daha genç olur. Benim tuhafıma gitti bu öneri. “Beyefendi, arabanın üzerinden geçmesini istemediğiniz ağır kışın benim üzerimden mi geçmesini istiyorsunuz, benim üzerimden geçecek olan kış arabanın üzerinden geçsin, araç da varsın bir yaş yaşlı olsun, dedim. Satış memuru sanırım benim bu çıkışıma bir anlam vermedi.  

Bizim önceliklerimizin önüne başkalarının kendi hesaplarını koymayalım, derim. Kant aydınlanma kuramında insanın kendi iradesiyle akıl yetisini atıl bırakıp kendi adına başkalarının düşünmesine izin vermesini bir düşüş olarak nitelendirip ‘Spare aude’ (düşünmekten korkma!) diyordu.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık