• 21 Kasım 2015, Cumartesi 9:36
NecatiDEMİR

Necati DEMİR

?Bunun Bahtı Sana Bakar?

1 Kasım Genel Seçimlerini yüzünün akıyla yapma olgunluğunu gösteren ülkemiz    14-15 Kasım 2015 tarihleri arasında da G 20 Toplantısına evsahipliği yaptı. Dünyanın 20 gelişmiş ve gelişmekte olan ya da ekonomisi güçlü 20 ülkenin devlet ya da hükumet başkanlarının Antalya’da övgüler alan dev bir organizasyonla ağırlanması başarıldı. Siyasetle pek barışık olmayan çocuğum, toplantıyı TV’den izlemiş. Bana, gururlandığını söyleyince, demek ki milli ruh denilen duygu budur, dedim.

Tanzimattan beri geriye gidiş trendi bir türlü durdurulamayıp önce yavaş, sonra da hızla yuvarlanarak tarih sahnesinden silinen Osmanlı Devletinden devralınan, yoksullukta zirve yapan, insan gücü kalmamış, tahsilli evlâtlarını bile yedi cephenin siperlerinde kaybetmiş, Trakya’nın küçücük doğu parçasıyla Anadolu’ya sıkıştırılmış bir millet yeni bir Cunhuriyeti kurdu. İmparatorluktan ulus devleti inşa etmeye çalışan Cumhuriyet yönetimini demokratikleştirmek ve olgunlaştırmak kolay olmayınca kalkınma atılımı geçikir.

Öyle ki, üzerimize yük olur düşüncesiyle II. Dünya Savaşı’nda müttefik bile edilmemiş bir coğrafya siyasi çekişmeler, dış etkiler, ufuksuz yöneticiler ve öngörüsüz aydınların halkı birbirine kışkırtmalarla ikibinli yıllarda kadar göçtü göçecek diye beklenirken talihin tarihi biçimlendirmesiyle 10 yıl içinde kendini toparlayıp dünyada kendinden söz ettiren bir ülke haline gelince tarihteki hasımlarımızın günümüzdeki izdüşümleri olan kurum ve kuruluşların husumetini üzerimize çekmekte gecikmedi.

Üç yıldır hariçteki mihrak ve odaklar vasıtasıyla ülkemize ağır yüklenmeler, akılalmaz saldırılar gelmekte, bunlara ilaveten de içimizdeki, maalesef özgürlük yanlıları, çevre gönüllüleri, ile etnik ulusçuların yanında, bunların tepkilerini kendi hanelerine aktarmak isteyen bazı siyasal örgütler ve cemiyeti cemaata ram etmek isteyenlerin de Truva Atı rolünü üstlenmeleri toplumun genelini üzdü. Zaten son seçimin sonuçları bu durumu yansıtmaktadır.

 Tehlike karşısında “mesele vatan ise gerisinin ayrıntı”dan ibaret olduğu bilinci ancak bizi bir arada tutabilir. Bu bilinçle yurtsever bazı CHP’liler, Ülkücüler ve mütedeyyin Kürtler, huzur ve istikarı tercih ettiler. Gelecek bize ne gösterir bilemem ama ülkenin makus talihi makul tarihe doğru evrilmektedir.

Osman Gazi bir hanımın kucağındaki çocuğun başını okşar ve “bahtı açık olsun, bacım”, der. Zor şartların yetiştirdiği Anadolu kadını, “Beyim, onun bahtı sana bakar”, diyerek siyasi liderlerin hataları ve sevaplarıyla halklarını rezil de vezir de ettiğinin işaretlerini verir. 

Birbirimizi Dinlemeliyiz:

Toplum kesitleri –dinlemeden/anlamadan- birbirini şiddetli bir şekilde suçlandırıyor. Kimse, acaba hata bende de var mı diye bir özeleştiri yapmak istemiyor. İnsanı ürküten taraf da işte burasıdır. Bir insan ya da toplumsal grup “suçun tamamı karşı tarafta, bizim zerrece suçumuz yok”, diyorsa kronik vaka olmuştur. Bir taraf akıl tutulmasına maruz kalmışsa hiç olmazsa öbür taraf bunun farkına varıp, onunla normal bir rakipmiş gibi mücadele etmek yerine karşı tarafın öfkesinin dinmesini sağlayacak açılımlarla diyalog kurmak gerekir.

 

İki boğanın gözleri kızarırsa ne olur, bellidir. Boynuzlardan bir ya da ikisi, üçü ya da dördü kırılacak ve yırtıcılara karşı savunmasız kalırlar. Her iki taraf da güçsüzleşip ülke dışarıya karşı savunmasız kalacağından düşmanların husumetini üzerine çekecektir ki, bu tam bir gaflet durumudur.

 

Her iki taraf da enerjisinin tümünü birbirini yıpratmada kullanırlarsa bu topluma ne tür bir katkı yapabilirler. Kendi toplum kesitleriyle kavgalı olanlar toplumsal barışı hangi yöntemlerle kurabilirler? Milletin yaşamsal çıkarları ve bekasının önüne ne ideolojik kamplaşmalar, ne kişisel çekişmeler ne de kurumsal rekabetler konulmamalıdır. Ehemle mühimi, elzemle lüzumluyu birbirine karıştırmamak gerekmektedir. Bölgesel bir çatışma ihtimalinin uzaklarda olmadığı şu günlerde dahilde toplumsal kesimlerin kenetlenme erdemini mutlaka göstermeleri gerekir. Nimetlerin paylaşımında kayracılık mümkündür ancak genel harp dönemlerinde külfetlerin bireyleri ve toplumsal kesimleri seçmesi mümkün değildir.

Seçimlerden sonra, huzuru ve istikrara işaret eden toplumumuz, medeni bir diyaloğun kurulmasına, eylemde değil de düşüncede rakip olunması gerektiğine vurgu yapmaktadır. Bireyciliğin toplumu esenliğini, lokal etnik ulusçuluğun total milletin bekasını, ideolojik bağnazlığın da insanın yegâneliğini  görmeyen tehlikesi artık görülmelidir.

Asırlarca bir arada yaşayan Türklerle Kürtler için ayrışma, coğrafyamızda uzun süreli bir çatışmayla, Anadolu’dan her iki toplum bireylerinin arındırılması sonucunu doğurup batılıların kadîm hedefleri olan Şark Meselesinin önünün açılabileceği ihtimal dışı değildir.

Akıl tutulmasıyla felaketi üzerimize çekmeyelim. Moğol istilası istisna edilirse, tarih boyunca doğudan batıya göçler olmuş, yeni yurtlar edinilip huzur dolu kentler inşa edilmiş. Batıdan doğuya hücumlar olmuş (Haçlı Seferleri) kısa süreli işgallerle mamur beldeler viran edilmiş ve insan kırımları gerçekleşmiştir.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık