• 31 Mayıs 2018, Perşembe 7:52
MustafaŞEN

Mustafa ŞEN

VARMISINIZ DELİĞE? ÜSTELİK PARAYLA DEĞİL!...

Bir gün Hz. Ali (k v) pazardan bir gömlek satın alır…

Kollarını normalden fazla kısaltmak için terziye götürür.

Terzi: “Kollarını bu kadar kesersem kusurlu olur.” der.

Hz. Ali : “Ayıbı kusuru benim, sen kes.” der.

Hz. Ali’yi tanımayan terzi: “Bu adam mecnun olmuş. Gelin bir deli görün…” deyince, Hz. Ali “Elhamdulillah!” diye söylenir.

Orada oturan ve Hz. Ali’yi tanıyanlardan biri; “Ya Ali, terzi sana deli diyor, sen de elhamdulillah diyorsun, bu ne demektir?” diye sorunca.

Hz. Ali; “Ben Resulullah’dan duydum, sizden biriniz hakkında halk “delidir” demedikçe kamil mü’min olamaz…”

Eğer yıllar sonra düşer yollara,

Olur ya; ölmeden gelirsem sana,

Atarsa diyorum ‘Bir deli rüzgâr’

Sanma tevbe ettim ben ayrılığa.

Yanımda bir deli, Bir velî ara...

Gazi Zeynel Bey, Giritin fethinde önemli rolü olan değerli ve takva sahibi bir komutandır….

Giritin fethinden az bir zaman önce, askere moral vermek amacıyla zamanın Sadrazamı Köprülü Fazıl Ahmet Paşa da Girite gelir.

Ertesi gün sabah namazının ardından topyekun taarruza geçilecektir….

Sabah namazı vakti Zeynel Bey, abdestini alır, kıbleye döner ve namaza başlar. Ancak Zeynel Beyin namaza durması ile birlikte düşman şiddetli bir top ateşiyle şarapnel yağdırmaya başlar…

Bir top mermisi sabah namazını kılmakta olan Zeynel Beyin yanında patlar.

Fazıl Ahmet Paşa, kumandanın sehit olduğunu zanneder.

Oysa Zeynel Bey secdeden başını kaldırır ve biraz sonra da selam verir.

Hemen koşarak Sadrazam Fazıl Ahmet Paşanın yanına gelir.

- Haşmetli sadrazamım bir sualim var.

- Geçmiş olsun ya Zeynel Bey, biz seni şehit düştü sandık…

- Elhamdulillah bana bir şey olmadı, yalnız bir sualim var…

- Nedir sualin?.

- Düşmanın top mermisi patlayınca başımı secdeden kaldırmayıp usulünden fazla bekledim… Namazım bozuldu mu efendim?....

İşte size bir başka deli…

Ahmed bin Harb Hazretleri buyurmaktadır ki: "Bizlere ne kadar şaşılır ve hayret edilir ki, gölge denilince hemen güneşin varlığı aklımıza gelir de, Cennet denilince akla Cehennem'in geleceği, ondan korunmak çâreleri düşünülmez ve ondan gâfil oluruz…"

Şimdi sormak gerekmez mi….

Görüleceği üzere, iz bırakanlar, hep “sıradışı” kişiler olmuştur…

İnsanlığın kalbinde ebedül ebed yerlerini bulmuştur…

Sıradan kişiler ise yalnızca “turab” olmuştur…

Öldükten sonra ne “esameleri” okunmuştur, ne de künyeleri sorulmuştur…

VAR MISINIZ DELİLİĞE ?... ÜSTELİK PARAYLA DA DEĞİL ?…

Söz Ahmed bin Harb Hazretlerinden açılmışken, o büyük zatın bir güzel sözünü de buraya almadan geçemeyeceğim…

Kendisine “saliha kadından” sorulunca şöyle der, tüm annelere teberruken aşağıya kaydediyorum: “Beş vakit namazını kılan, efendisine (kocasına) itâat eden, her işinde Allahü teâlânın rızâsını gözeten, insanları gıybetle çekiştirip dedi-kodu yapmaktan, koğuculuktan dilini koruyan, kanâat sâhibi olup dünyâ malına meyletmeyen ve musîbetlere karşı sabreden bir kadın, hakîkaten çok iyi bir kadındır…"

Burada bir pozitif ayrımcılık yok değil mi ?...

Ne diyelim efendim…

Aşkımız neyse belamız da oradan gelsin !…

AŞKINIZ CEMAL, CEMALİNİZ NUR, NURUNUZ AYN OLSUN!..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık