• 29 Haziran 2017, Perşembe 8:01
MustafaŞEN

Mustafa ŞEN

CEHENNEME KALKAN OLAN İBADET (3)

Mevlânâ Hazretleri orucu mecâzen şöyle konuşturur:

"Oruç der ki: «-Allâh'ım! Bu mü?min kulun, Sen'in emrine itaat etmek için helâl lokmayı bile yemedi; susuzken su içmedi. Bu mü?min, nasıl olur da harama el uzatabilir?!»"

Ramazân-ı Şerîf'in âdeta alâmet-i fârikası olan oruç, belli bir süreliğine de olsa bazı helâlleri bile yasaklamak sûretiyle, haramlardan nasıl sakınmamız gerektiğinin bir telkînidir. Bu yönüyle oruç, hayatın her safhasında günahlardan sakınabilecek sağlam bir irâde inşâsıdır. Diğer ibadetler gibi, nefsi haramlardan, hayâsızlık ve kötülüklerden alıkoyan, müstesnâ bir mânevî terbiyedir. Nefsâniyetin hücumlarına mukâvemet edecek derecede kuvvet bulması için, âdeta rûha verilen bir vitamin gibidir.

HARAMLARDAN SAKINDIRAN İBADET

Âdâbına riâyetle tutulan bir oruç, mü'min için nasıl ki âhirette Cehennem'e karşı koruyucu bir kalkan olacaksa, dünya hayatında da, kökü Cehennem'de bulunan haramlara karşı kuvvetli bir sakınma vesîlesidir. Bilhassa da gıybet, dedikodu, israf gibi haramlardan titizlikle sakınma hassâsiyeti kazandıran bir gönül terbiyesidir.

Oruçta ağzımıza bir şey girmemesine dikkat ettiğimiz gibi ağzımızdan da yanlış bir kelâm çıkmamasına titizlik göstermemiz gerekir. Aksi hâlde orucun feyz ve rûhâniyeti zaafa uğrar.

Asr-ı saâdette vuk? bulan şu hâdise, bu hakîkatin bâriz bir misâlidir:

Rasûlullah (s.a.s.) Efendimiz'in âzatlısı Ubeyd (r.a.) şöyle anlatır:

İki kadın oruç tutuyorlardı. Öğle üzeri bir kimse gelerek:

"-Yâ Rasûlâllah! Şurada iki kadın var, oruç tutuyorlar. Neredeyse susuzluktan ölecekler. (Müsâade buyurursanız oruçlarını bozsunlar.)" dedi.

Allah Rasûlü (s.a.s.) ondan yüz çevirdi, cevap vermedi. Gelen kimse sözünü tekrar etti:

"-Yâ Nebiyyallâh! Vallâhi neredeyse ölecekler." dedi.

Fahr-i Kâinât Efendimiz:

"-Çağır onları!" buyurdu.

Kadınlar geldiler. Efendimiz (s.a.s.) bir kap istedi. Kadınlardan birine vererek:

"-İçindekileri çıkar!" dedi. Kadın, kabın yarısını dolduracak şekilde kan, cerâhat ve et kustu.

Diğerine de aynı şekilde emir buyurunca, o da kabı dolduruncaya kadar kan ve taze et çıkardı. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.s.):

"-Bunlar, Allâh'ın helâl kıldığı şeylerden kendilerini tuttular, onlara karşı oruçlu oldular, haram kıldığı şeylerle de oruçlarını açtılar. Biri diğerinin yanına oturup, insanların etlerini yemeye (gıybet etmeye) başladılar." buyurdu. (Ahmed, V, 431; Heysemî, III, 171)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık