• 20 Eylül 2018, Perşembe 8:24
MustafaŞEN

Mustafa ŞEN

BİR İNSANI TANIMA YOLLARI NEDİR

Bir adam Hz. Ömer (r.a.)'in yanında bir hususta şâhitlikte bulunmuştu. Ömer ibnü'l-Hattâb hazretleri ona, ' Ben seni tanımıyorum, seni tanıyan birini getir, dedi. Orada bulunanlardan birisi, ' Ben onu tanıyorum, deyince Hz. ömer, ' Nasıl bilirsin? diye sordu. O da, ' Emin ve âdil bir adam olarak tanıyorum, cevabını verdi. Hz. Ömer (r.a.) tekrar sordu: ' Gecesini gündüzünü bildiğin, yakın bir komşun mudur? ' Hayır, diye cevap verdi adam. Hz. Ömer (r.a.) sormaya devam etti: ' İnsanın takvâsını ortaya koyan, muâmelesidir. Bu adam, alış'veriş yaptığın bir kimse midir? Adam tekrar, ' Hayır, dedi. Hz. Ömer (r.a.) bu defa; ' Bununla, insanın ahlâkının güzel veya çirkin olduğunu anlamaya imkân veren bir yolculuk yaptın mı? diye sordu. Adam bu soruya da, ' Hayır, cevabını verince, Hz. Ömer (r.a.), ' Sen onu tanımıyorsun, dedi ve sonra da adama dönerek, ' Git, seni tanıyan birini getir, buyurdu.' Demek ki bir insanı iyi tanıyabilmek, doğruluk ve dürüstlüğünden emin olabilmek için; onunla, ya yakın komşuluk yapacaksın veya alış-verişte bulunacaksın yahut da beraber yolculuk edeceksin... Aksi takdirde, yani bu ölçülerden hiçbirisi ile tartmadığın bir kişi hakkında, müsbet veya menfî yönde şahâdette bulunmayacaksın. Zira bu demektir ki, sen onu tanımıyorsun.

BİR KESE ALTIN

Süfyân-ı Sevrî hazretleri son anlarını yaşıyordu. Yastığının altından bir kese çıkardı. İçinde altınlar vardı. Yanındaki dostlarına, 'Bunu sadâka olarak dağıtın' buyurdu. Dostları bu hâli hayretle karşıladılar ve:'Allah Allah!Süfyân-ı Sevrî dünya malına ehemmiyet vermez, yanında dünyalık bulundurmazdı. Bu kadar parayı saklamanın sebebi ne ola ki?'diye birbirlerine sordular. Süfyân-ı Sevrî hazretleri onların şaşkınlığını görünce, durumu şöyle izah etti: 'Bu para ile, ben, dinimi korudum. Şeytanımı ve nefsimi susturdum. Nefis ve şeytan ne zaman bana,'Giyecek bir şeyin yok. Bunlar için dünyaya çalış, dünyalık kazan diye vesvese vermeye çalışsalar onlara bu altınları gösterir, başımdan kovardım, Bu altınları onlara karşı silah olarak kullanırdım.' Altınlar dağıtıldıktan sonra, Süfyân-ı Sevrî hazretleri de vefat etti.

H. Z. EBUBEKİR VE H. Z. ALI RAZIYALLAHÜAN IN MÜNAZARASI

Bir gün Ebu Bekir Sıddık (r.a) Resulüllah(S.A.V)'ın evine geldi. İçeri gireceği sırada, Hz. Ali Bin Ebi Talib (r.a) da geldi. Hz. Ebu Bekir (r.a.) (Geri çekilip) : -Ya Ali sen buyur, gir dedi. O da cevap verip, aralarında, aşağıdaki uzun konuşma oldu: -Ya Ebu Bekir! Sen önce gir ki, her iyilikte önde olan, her hayırlı işte ileri olan, herkesi geçen sensin. Hz. Ebu Bekir (r.a.) : - Sen önce gir ki! Resulüllah'a (s.a.v) daha yakın sensin. Hz. Ali (r.a) : -Ben, senin önüne nasıl geçerim. Çünkü Resulüllah (s.a.v)'tan işittim. "Ümmetimden, Ebu Bekir'den daha üstün bir kimsenin üzerine güneş doğmadı" buyurdu. Hz. Ebu Bekir (r.a.) : - Ben, senin önüne nasıl geçebilirim ki, Resulüllah (s.a.v) kızı Fatıma(r.a)'yı sana verdiği gün, "Kadınların en iyisini, erkeklerin en iyisine verdim" buyurdu. Hz. Ali (r.a) : - Ben, senin önüne geçemem. Çünkü Resulüllah (s.a.v): "İbrahim(a.s)'ı görmek isteyen Ebubekir'in yüzüne baksın" buyurdu. Hz. Ebu Bekir (r.a.) : - Ben, senin önüne geçemem. Çünkü Resulüllah(s.a.v): 'Adem (a.s)'ın hilm sıfatını ve Yusuf (a.s)'ın güzel ahlakını görmek isteyen Ali Mürteza'ya baksın' buyurdu. Hz. Ali (r.a) : - Senin önünde gidemem. Çünkü Resulüllah (s.a.v): "Ya Rabbi! Beni en çok seven ve ashabımın en iyisi kimdir? dedi. Cenab-ı Hak:Ya Muhammed! Ebu Bekir Sıddıktır," buyurdu. Hz. Ebu Bekir (r.a.) : - Ben, senin önüne geçemem. Çünkü Resulüllah (s.a.v) Hayber'de: "Yarın sancağı öyle bir kimseye veririm ki, Allahü Teala onu sever. Ben de, onu çok severim" buyurdu. Hz. Ali (r.a) : - Ben, senin önüne nasıl geçerim. Çünkü Resulüllah (s.a.v) "Cennetin kapıları üzerinde 'Ebu Bekir Habibullah' yazılıdır" buyurdu. Hz. Ebu Bekir (r.a.) : - Ben, senin önüne nasıl geçerim. Çünkü Resulüllah(s.a.v) Hayber gazasında, bayrağı sana verip 'Bu bayrak Melik-i Galibin, Ali Bin Ebi Talib'e hediyesidir' buyurdu. Hz. Ali (r.a) : - Ben, senin önüne nasıl geçerim. Çünkü Resulüllah(s.a.v)buyurdu ki: "Ya Eba Bekir, sen benim gören gözüm ve bilen gönlüm yerindesin". Hz. Ebu Bekir (r.a.) : - Ben, senin önüne nasıl geçerim. Çünkü Resulüllah(s.a.v)buyurdu ki: "Kıyamet günü Ali cennet hayvanlarından birine binmiş olarak gelir. Cenab-ı Hak buyurur ki 'Ya Muhammed!(s.a.v) Senin baban İbrahim Halil, ne güzel babadır. Senin kardeşin Ali Bin Ebi Talib ne güzel kardeştir.' Hz. Ali (r.a) : Ben, senin geçemem. Çünkü Resulüllah(s.a.v)buyurdu ki: "Kıyamet günü, Cennet meleklerinin reisi olan Rıdvan adındaki melek Cennete girer. Cennetin anahtarlarını getirir, Bana verir. Sonra Cebrail (a.s) gelip, Ya Muhammed (s.a.v)! Cennetin ve cehennemin anahtarlarını, Ebu Bekir Sıddık'a(r.a) ver, istediğini Cennete, dilediğini Cehenneme göndersin der." Hz. Ebu Bekir (r.a.) : Ben, senin önüne nasıl geçerim. Çünkü Resulüllah (s.a.v) buyurdu ki: "Ali kıyamet günü benim yanımdadır.Havz ve Kevser yanında, benimledir. Sırat üzerinde benimledir. Cennette, benimledir. Allahü Teala'yı görürken, benimledir." Hz. Ali (r.a) : Ben, senden önce giremem. Çünkü Resulüllah(s.a.v) "Ebu Bekir'in imanı, bütün mü'minlerin imanı ile tartılsa, Ebu Bekir'in imanı ağır gelir" buyurdu. Hz. Ebu Bekir (r.a.) : Ben, senin önüne nasıl geçerim. Çünkü Resulüllah(s.a.v)buyurdu ki: "Ben ilmin şehriyim, Ali onun kapısıdır." Hz. Ali (r.a) : Ben, senin önüne nasıl geçerim. Çünkü Resulüllah(s.a.v)buyurdu ki: "Ben sadıklığın şehriyim.Ebu Bekir onun kapısıdır." Hz. Ebu Bekir (r.a.) : Ben, senin önüne nasıl geçerim. Çünkü Resulüllah(s.a.v)buyurdu ki: "Kıyamet günü Ali bir ata biner, görenler, acaba bu hangi peygamberdir? Derler.Allahü Teala, bu Ali Bin Ebi talib'dir, buyurur." Hz. Ali (r.a) : Ben, senin önüne nasıl geçerim. Çünkü Resulüllah(s.a.v)buyurdu ki: "Ben ve Ebu Bekir, bir topraktanız. Tekrar bir olacağız." Hz. Ebu Bekir (r.a.) : Ben, senin önüne nasıl geçerim. Çünkü Resulüllah(s.a.v)buyurdu ki: "Allahü Teala, ey Cennet! Senin dört köşeni, dört kimse ile bezerim.Birir Peygamberleri üstünü Muhammed'dir(s.a.v).Biri, Allah'dan korkanların üstünü Ali'dir.üçüncüsü kadınların üstünü Fatımat'üz Zehra'dır. Dördüncü köşesindeki de temizlerin üstünü Hasan ve Hüseyin'dir." Hz. Ali (r.a) : Ben, senin önüne nasıl geçerim. Çünkü Resulüllah(s.a.v)buyurdu ki: "Sekiz Cennetten şöyle ses gelir'Ebu Bekir! Sevdiklerinle birlikte gel, hepiniz Cennete girin." Hz. Ebu Bekir (r.a.) : Ben, senin önüne nasıl geçerim. Çünkü Resulüllah(s.a.v)buyurdu ki: "Ben bir ağaca benzerim,Fatıma bunun kökü,Ali gövdesi, Hasan ve Hüseyin meyvesidir." Hz. Ali (r.a) : Ben, senin önüne nasıl geçerim. Çünkü Resulüllah(s.a.v)buyurdu ki: "Allahü Teala Ebu Bekirin bütün kusurlarını affetsin. Çünkü O kızı Aişe'yi bana verdi.Hicrette bana yardımcı oldu.bilal-i Habeşi'yi, benim için azad etti." Resulüllah(s.a.v')in bu iki sevgilisi, kapıda böyle konuşurlarken, kendileri içeriden dinliyorlardı. Hz. Ali'nin sözünü kesip içeriden buyurdu ki: -Ey kardeşlerim Ebu Bekir ve Ali! Artık içeri girin.Cebrail (a.s) gelip dedi ki, yerdeki ve yedi kat göklerdeki melekler sizi dinlemektedir.kıyamete kadar birbirinizi övseniz, Allahü Teala yanındaki kıymetinizi anlatamazsınız. İkisi birbirine sarılıp, birlikte Resulullah'ın(s.a.v) huzuruna girdiler. Resulullah'ın(s.a.v): -Allahü Teala ikinize de yüzbinlerce rahmet etsin. İkinizi sevenlere de, yüzbinlerce rahmet etsin ve düşmanlarınıza da yüzbinlerce lanet olsun, buyurdu. Hz. Ebu bekir Sıddık dedi ki: -Ya Resulallah(s.a.v) Ben Ali kardeşimin düşmanlarına şefaat etmem. Hz.Ali dedi ki: -Ya Resulallah(s.a.v) Ben de Ebu Bekir kardeşimin düşmanlarına şefaat etmem ve başını kılıç ile bedeninden ayırırım. Hz. Ebu bekir Sıddık(r.a): -Ben, senin düşmanlarına Kevser havzından su vermem, buyurdu. Hz. Ali de: -Ben, senin düşmanlarını Sırat üzerinden geçirmem, buyurdu. Hz. Ali (r.a.) ve Hz. Ebu Bekir (r.a.) taraftarlarının ve düşmanlarının kulakları çınlasın.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık