• 21 Mart 2019, Perşembe 8:24
MuharremBalatekin

Muharrem Balatekin

KORKTUĞUMUZ BAŞIMIZA GELMEZ İNŞAALLAH…

Yer Kayseri, Tarih 18 Mart. Çanakkale şehitlerimizi anıyoruz. Protokol yerini almış, 15 Temmuz da hain FETÖ’nün, Gölbaşı Özel Kuvvetler yaptığı hava taarruzunda hayatını kaybeden şehit bir kızımızın babası da aynı yerde. Acılı babanın acısını anladık, hep anlayacağız. Ama şehitlerimizin babası protokoldeki ana muhalefet partililere dönüp, ‘Sizlerin ne işi var burada’ diye bağırıyor. ‘Gidin buradan’ diyor, herkes şaşkın. Protokolde bulunan ana muhalefet partililer ses çıkarmıyor.

Şehidimizin babası görevlilerce sakinleştirilmeye çalışılıyor. Ama mümkün değil. Şehidimizin babası ‘Ya onlar ya ben’ diyor. Onlar tören alanını terk etmezlerse, vallahi ben gideceğim diyor. Onlar dediği ana muhalefet… Ve sonunda şehitlerimizin babası ettiği yemine sadık kalıp alanı terk ediyor.

Hayret ve üzüntüyle izliyorum. Yazdığım yazılar aklıma geliyor. Siyasilere ithaf en yazdığım bir yazının başlığı aklıma geliyor. “Ne olur bizleri germeyin” diyorum.

Geçen yazımda da belirttim. Yaşım 63 bu kadar gergin, hakaret dolu, iftira dolu, suçlama dolu bir seçim görmedim. Olan bize olacak dedim.

Ama siyasiler hiç umursamadılar. Ağızlarını bozdular. Hakaretler, iftiralar dolu seçim kampanyalarına devam ettiler, ediyorlar.

Siyasilerin oy için başvurduğu, bizlerin hiç tasvip etmediği üslup, bizi hangi noktalara getirdi. Daha da getirecek korkarım.

Ayrıca sosyal medyadaki küfür dolu yorumları, paylaşımları görünce aklıma “Nereye Gidiyoruz” geliyor.

Şu 31 Mart seçimlerini kazasız, belasız bir atlatsak diyorum. Nedir bu gerginlik Allah aşkına. Bizler birbirimize düştüğümüzde acaba siyasiler memnun mu olacaklar? Kesinlikle hayır. O zaman nedir siyasilerin bu gergin tavırları, anlamıyorum.

Bu seçimler kazanan içinde, kaybeden içinde, yolun sonu değil. Ne olur şu üslubunuzu değiştirin. Vatandaşları germeyin. Eğer bunları oy için yapıyorsanız ki öyle, vallahi çok yazık.

Unutmayalım istesek de, istemesek de, sevsek de sevmesek de bu ülkede farklı sesler, farklı partiler olacaktır. Demokrasi hazım ve hoşgörü rejimidir. Herkesin bizim tuttuğumuz partiyi, takımı tutması, aynı fikirde olması mümkün değildir. Hepimiz provokasyonlardan kaçınmalıyız. İnsanca ve kardeşçe yaşamak temel prensibimizdir. Terör örgütleri ile mücadele hepimizin asıl görevidir. Ama birbirimizi teröristlikle suçlamak insaf gerektirir.

Siyasiler! Sizlere Konya’dan Hz. Mevlana’nın şehrinden, hoşgörü şehrinden bir vatandaş olarak sesleniyorum. İnsafa gelin. Ne olur bizleri germeyin ve birbirimize düşürmeyin. Bu seçim elbet biter ama kırılan kardeş kalbi, olur. Cam misali kırıldı mı da düzelmez.

Sevgili halkımızda biraz vicdanlı düşünüp, alt tarafı bir seçim ve bir oy felsefesiyle hareket edip, birbirlerimizin kalbini kırmamak, hakaret etmemek, iftira etmemek noktasında anlaşmalıdırlar.

Böyle devam edersek yazık olacak bizlere.

BEN DE İDAMI ÇOK İSTERDİM AMA…

Evet, eskiden idamın kalkmaması ve idam cezası onananlarının bu cezanın yerine getirilmesini çok isterdim.

Yanılmıyorsam bu ülkede 12 Eylül 1980 döneminde gerçekleştirilen idamlar dışında, ANAP zamanıyla başlayan ve hiçbir idamın gerçekleştirilmediği dönemi yaşadık.

Yanılmıyorsam ANAP zamanı yasa gereği, idamların meclis de onanması gerektiği için yüz elliye yakın idam cezası almış kişinin dosyası sümen altı edilip, meclis gündemine gelmemiştir.

1984 Yılından beri boğuştuğumuz PKK terörüyle, ilgili olarak hiçbir idamın gerçekleşmemesi o dönemlerde beni ziyadesiyle üzmüştür. Hem terörle mücadele edeceksiniz, hem de yasalarınızda idam cezası verilen teröristlerin infazının gerçekleştirilmemesi, ‘Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu’ sözünü aklımıza getiriyor. Teröristler bir yere bomba koyuyor, onlarca insanı öldürüyorlar, yakalanıyorlar, idam cezası alıyorlar ama infaz edilmiyorlar.

Şimdiki fikrim ise kesinlikle günümüz şartlarında idam cezası olmamalı.. Niye fikir değiştiriyorsun? Derseniz. Ben hiç fikirlerimin esiri olmadım. Ve sakıncalı gördüğümde mutlaka fikirlerimi değiştiririm.

Türkiye bir FETÖ terör örgütü sürecinden geçti. Sevmediğimiz insanlara verilen cezalar haksız da olsa bizi memnun edip, adaletten şaşırtabilir. Balyoz ve Ergenekon iddianamelerinde, eğer ülkede idam cezası olsa idi, yüzlerce yiğit subayımız hiç günahları yokken idam edilecekti. Sahte üretilen delillerle hapsedilen, paşalar, subaylar, assubaylar kısaca askerlerin bugün suçsuzlukları anlaşıldı, ama idam  cezası olsaydı belki aramızda olmayacaklardı ve biz keşke asmasaydık, adamların hiç suçu yokmuş diyecektik. Çok ah edecektik. Bunları empati yaparak daha iyi anlayabiliriz.

Biliyorsunuz FETÖ’ nün hain oyunuyla, hapse atılanların, bir kısmı intiharla, veya kahrederek yaşamlarını sonlandırdılar. Çok acı bir süreç yaşadık. Henüz adalet sistemimiz idamı getirip, infaz edecek durumda değil diye düşünüyorum.

Yanlışlıkla bir masumun hayatına son verilmesi, ülkeyi vicdan azabına boğar diyorum. İşte bu sebeple şimdilerde idam cezasına karşı bir düşüncem var.

Bu güzel ülkede, paylaşarak, kardeşçe, dostça yaşamak hepimizin hakkı diyorum. Rabbim milletimizi ve ülkemizi korusun. Kalın sağlıcakla.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık