• 02 Mart 2018, Cuma 7:28
MuharremBalatekin

Muharrem Balatekin

KONYA 2020DE DÜNYA KİTAP BAŞKENTİ OLACAK MI?

İnşallah neden olmasın?

Büyükşehir Belediyemiz 28 Şubat Çarşamba ünü saat 11.00’da Bayır otelde bu konu ile ilgili, yani 2020 KONYA DÜNYA KİTAP BAŞŞEHRİ adaylığını açıkladı. Ve ilk hazırlık toplantısı yapıldı.

Valimiz başkanlığında merkez belediye başkanlarımız, bürokratlar ve Konya’daki üniversite rektörleri katıldı.

Bu organize UNESCO nezdinde yapılıyor.

UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Prof. Dr. M. Öcal OĞUZ’da toplantıdaydı. Ve dünyaya 2020’de ‘Kitap Başkenti’ olarak Konya’yı kazandırmak istediklerini söyledi.

Toplantıya Konya’ya hizmet etmiş kitap yazım ve basımında katkıda bulunanlarla birlikte Medya ve basın mensupları da katıldı.

Hz. Mevlana’nın MESNEVİ’sini 20’den fazla dile çeviren, dağarcığında 100 bini aşkın kitap ulunduran Büyükşehir’imizin önderliğinde, bu UNVAN Konya’mıza gelmelidir.

Biraz da işin öteki boyuna bakarsak, dünyaya Konya’nın en güzel reklamıdır bu unvan… Para vermeden, alı terin, hizmetin, kültürün karşılığında bu unvana sahip olmak isteriz…

Sayın Valimiz Yakup CANBOLAT beyin açıkladığı rakam kafama takıldı. Halk kütüphanelerini kullanma sayısı ile 2 milyonu aşarak Türkiye birincisi olduğunu belirtti sayın valimiz. Bu rakama şaşırmadım desem yalan olur. Bu kadar okuyoruz da niye böyleyiz demek geliyor aklıma? Ha bu 2 milyon kütüphane kullanıcısının kaçı aynı kişidir. Tahminim bu oran çok yüksektir. Yani kütüphanelerimizden hep aynı kişiler istifade ediyorlardır.

Cami yaparız cemaati yok, kütüphane yaparız kullanan yok diyorduk ama kütüphanelerin kullanıldığını gördük.

Bu arada müsaade ederseniz kendimi okuma konusunda biraz öveyim.

İlkokul 3-4-5 sınıflarında bırakın masal kitaplarını, roman okumaya başladım. Bu konuda babamı rahmetle anıyorum. Evimize her gün ciddi bir gazete girer, bu gazeteyi hepimiz okurduk. Bu gazeteyi alma görevi de benimdi.

1966 yılı elime iki roman geçirdim. İsimlerini hatırlıyorum. ‘Vatan Borcu’ ve ‘Tuna Nehri Akmam Diyor.’ Etkisinden uzun süre kurtulamadığım Balkan harbini konu alan romanlardı. Yazarlarını hatırlayamıyorum.

Sonra haftalığımdan biriktirdiğim ve Cumartesi okuldan sonra gittim sinema çıkışında aldığım Kemalettin TUĞCU’nun kitapları..

Sobalı evimizde kitabı yastığa bırakıp yorganı sırtıma alıp kitabı okuyup bitirdiğim günlerdi o günler.

Kitabın konusuna göre üzüntüyle veya sevinçle çok geç vakit uyuduğum günlerdi o günler.

Okudum gözlerim açıldı, ufkum genişledi, okuduğumu anlama konusunda inanılmaz sürat kazandım. Girdiğim sınavlarda hiç süre ve algılama problemim olmadı.

Yoksulluk içinde kitap temini için verdiğim mücadeleyi ben bilirim.

Ortaokulu Meram Ortaokulunda okudum. Şimdi bu okul yok… 1970 yılında bir kitap ele geçirdik. Adı ‘Şiir Diliyle Osmanlı Tarihi’ idi. Yazarı İbrahim ŞİMŞEK idi. Tarihi şiirle anlatılmıştı. Bunu herkes okusun diye bu kitabı ortaokulun kütüphanesine bağışladım.

Okudukça hafızamın ve zihnimin geliştiğini en iyi fark edenlerdenim.

Okudukça akranlarımdan farklı kimlik ve bilgi yapısına sahip oldum.

Başarımı önce Rabbime sonra okumama bağladım.

Şimdi yaşım 62… Yine okuyorum. Odamda elimin altında mutlaka bir kitap olur. Şu anda elimin altındaki kitap, Semiha Ayverdi hanımefendinin ‘EBABİL KUŞLARI’ adlı kitabı.

Dedim ya yaşım 62 diye. Yaklaşık 20 senedir de iki sayfa Kur’an okumadan, surelerin mealini okumadan ve Yasin-i Şerif okumadan yatmam. Rabbimin ilk emri ‘OKU’yu yerine getirmeye çalışırım. Bu açıklamalar her ne kadar kendimi övme noktasında olsa da, esas olan ben Konya Postasında köşe yazarı isem, yazdığım yazıların vebalini taşıdığım ve geçmiş bilgi birikimle yazdığımı bilin istedim…

Gelelim Konya’mızın Kitap Başkenti olma işine. 2020 yılında bu unvanı gerçekleştireceğimize yürekten inanıyorum.

Konyalı olarak el ele, sırt sırta verdiğimizde yapamayacağımız iş yoktur. Evvel Allah bu işi de başaracağız.

Yeter ki, birbirimizin omzuna basmayalım. Yeter ki, birbirimizin başarısını kıskanmayalım. Yeter ki, belirli makam ve mevkiye ulaşmak için her yolu mubah saymayalım…

Daha önce de söyledim. Konya sevdalısıyım. Şehrimin mükemmel olmasını isterim.

Ama Hz. Pir’in şu sözünü de aklımdan hiç çıkarmam. ‘Konya Altın Tas, (kimilerine göre gümüş tas) içi akrep dolu…’

Cami sayısında İstanbul’dan sonra ikinci olan şehrimin, yine kütüphane sayısında belirli mesafe kat etmiş şehrim insanının iyi şeylere layık olduğunu düşünür, kalemimi buna göre kullanırım.

Eleştiririm, hakaretsiz. İnsanlığa hayırlı biri olmak içindir mücadelem….

Sonuç: Büyükşehir’imizin Konya’mızı dünyaya tanıtacak olan KİTAP BAŞKENTİ çalışmalarını yürekten takdir ediyorum. Ülkem ve Konya insanımı bu konuda yardıma çağırıyorum. Şimdiden emeği geçen ve geçecek olanların önünde saygı ile eğiliyorum.

Kalın sağlıcakla…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık