• 03 Şubat 2015, Salı 8:30
MuharremBalatekin

Muharrem Balatekin

ÇOCUKLUĞUMU ÖZLÜYORUM

Çocukluğunu özlemeyen var mıdır acaba? Tabii olabilir. Ama gerçekten ben özlüyorum. Yaşımız altmışa dayanmış. Düşünün altı yaşında olduğunuzu. Allah'a şükürler olsun ne güzellikler yaşadık.

1960'lı yıllar. Nalçacı eski Bağ - Kur binasının civarında iki katlı kerpiçten yapılma evimiz vardı. Epeyce büyük bir bahçemiz var. Meyve ağaçları ve üzüm bağımız bahçemiz içinde.Mevsime göre sebze de ekiyor rahmetli babam. O yıllar herkesin bahçeli evi var. Evimizin önündeki Nişantaş sok henüz asvalt bile değil. Sokaktan bizim çay dediğimiz küçük bir ırmak akıyor. Bahçemizdeki ağaç bağ ve sebzeler, bu ırmaktan suluyoruz. Avgaz dediğimiz yolun yolun altına döşenen künk sistemiyle su bahçemize ulaşıyor. Emme - basma tulumba ile çalışan kuyumuz var. Birde büyük havuzumuz. Yoldaki ırmaktan su bulamazsak havuzu doldurup bahçeyi yine suluyoruz. 1960'lı yılların başında şehrin merkezi sayılan bu yerde ne elektrik, nede evlerde su var. Köse başı mahalle çeşmeleri ihtiyacımızı gideriyor. Elektrik olmayınca bırakın televizyonu, radyo bile yok. Buzdolabı tüplü ocak ne gezer.elektrik ve su sokağımıza 1960'lı yılların ortalarında geldi.

Aydınlatma ihtiyacımızı gaz lambası ile giderirdik. Bakkallar varille gazyağı satarlardı. Gaz yağı o devirde hem aydınlatma hem de yemek için gaz ocaklarında kullanılırdı. Bahçedeki tandır ve ocak yemek pişirme için ayrı bir alternatifti...

Hangisinden bahsedeyim vallahi bir roman yazama gerekir. Gazocağı ispirto yemlemesi ile gazla çalışan bir sistem. Gaz ocağının pompalayıp gazı buhar haline getirip püskürtme ile çalışıyor. Gaz küçük bir delikten çıkıp sürekli yanıyor. Yanma gücü azalınca tekrar pompalayıp püskürtmeyi ve dolayısı yanmayı artırıyorsunuz. Gaz ocağının bu püskürtme deliği çok küçük olduğu için tıkanıyor. Bakkallar da Gaz ocağı iğnesi diye bir uydurma aparat satılıyor. Bu tıkanıklığı onla gideriyoruz. Akşamları gaz lambası etrafında toplanan aile. Kuvvetli komşu ve akraba bağı misafirliği ön plana çıkarmış. İsterseniz bir kış akşamından bahsedeyim. İçi tuğla ile örgülü maden kömürü yakılan sobalarımız var. kerpiçten evimizi çok iyi ısıtıyor. Maden kömürünü kırarak sobaya atıyoruz. Kalorisi çok yüksek bir kömür. Yattığımda sobanın üst kapağından sızan ateşin ışığı tavana vururdu. Bu kırmızı ışık, titreyen bu ışık çocukluk hayallerimin kaynağı olurdu. Misafir geldi mi rahmetli annemin tındır da yaptığı tereyağlı gevrekleri çayın yanında ikram ederdik. Sonra meyve faslı. Pestiller kış armudu, portakal elma, güzden ayrılan dayanıklı dışı koyu yeşil kavunlar ikram malzemeleri idi.

Tavuklarımız yumurta ihtiyacımızı giderdiği gibi, sabahları kümesten soframıza taze bir kahvaltı kaynağıydı. Sabahları bir çoban vasıtasıyla Astım bölgesine yayılmaya giden akşama evin yolunu kendi bilip gelen bir ineğimiz, yağ ihtiyacımızı karşılardı. Tabii süt ve yoğurt evimizden hiç eksik olmazdı. Bütün bu işleri her gün Fatiha gönderdiğim  nurlar içinde yatsın dediğim annem yapardı. Sabah namazı mesaisi başlar, yatsıdan sonra biterdi mesaisi, Bizde bu imkanı da inanılmaz tempoda çalışan babam sağlamıştı. Maddi durumumuz çok iyi değildi ama Allaha şükür her şeyimiz vardı. Babam güz aylarında " etik "dediğimiz bir sığır, bir kaç koyun keserek, sucuk, pastırma ve kavurma ihtiyacımızı giderirdi. Elektrik olmadığı için  buzdolabı yoktu. Belki de buzdolabı henüz Konya'da yoktu. Dolayısıyla bizim kıyma dediğimiz, şimdiler de kavurma denilen kuşbaşı doğranmış ve pişirilip küplere basılan et yemeklerimiz de et ihtiyacımızı giderirdi. Sabah kahvaltıların da bu kıyma en sevdiğimiz yiyeceklerdendi.Yaptığımız sucuk ve pastırmaları kuruması için duvara astığımızda, kedilerin iştihanı kabartırdı. Bunun için kedinin ulaşmayacağı duvarlara asılırdı. Bazen kedilerin kurnazlık yaptığı da olurdu. O yılların en sıkıntılı olan hadisesi tuvalet idi. Genelde halkın hela dediği, rahmetli babaannemin "Ayakyolu" dediği yerdi. Evden 30 - 50 metre uzakta bahçe içinde idi tuvalet. Kanalizasyon olmadığı için tuvaletlerin arkada bir çukurları vardı. Dolduğu zaman amele vasıtasıyla bahçenin diğer tarafına doldurulurdu.

Diyelim gecenin bir yarısında ihtiyacınız oldu. Eliniz de gaz lambası karanlıkta tuvalete giderdiniz. Her nedense köpekten korkardık. Bahçelerin duvarları alçak olduğu için adeta köpeklerin oyun alanı olurdu.

Aklıma Ramazan, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı geliyor. Bunları daha önce yazdım. Şimdi değinmeyeceğim. Evin önünde ne olduğunu bilmediğimiz topa benzer bir şeyle oynadığımız futbol, çelik - çomak - Bilye (misket), Teker (çember) çevirmek oyunlarımız arasındaydı. Böyle bir ortamda rahmetli babamın her gün aldığı evimize giren GAZETE bugünün internetli bilgisayarı gibiydi. Yetişmemizde okumamızda bu gazetenin payı büyüktü. Burada bir noktaya temas edeceğim. Ivır - zıvır yüzünden boşanmaların çok yoğun olduğu günümüzde rahmetli annem gözümde abideleşiyor. Dört çocuğa bakacaksın,hayvanlara bakacaksın, evin temizliğini yapacaksın,o ilkel ocaklar da yemekler pişireceksin, tandırda ekmeğini yapacaksın. Dişim ağrıdı mı   benimle beraber uyumayacaksın, başım ağrıdı mı şefkatli elin başımda. Babam biraz asabi ve kahrı zor çekilen cinsinden. Onun kahrını da çekeceksin.  Evimizin direğiydin be annem...

Babam ise bize yokluk çektirmeyip bizleri okutmak için yaptığı işler. Bakırcılıktan başlayıp Devlet Demir Yolların da biten bir çalışma hayatı. Klasik, lacivert, kahverengi ve vapur dumanı takım elbise, beyaz gömlek ve kravat siyah kösele iskarpin ve fötr şapka babamın özelliğiydi. Şık giyinirdi  rahmetli.

Annem - Babam ve iki ablamı kaybettim. İnanır mısınız  ne dalım var ne yaprağım. Bizler de baba olduk aile olduk. Sorumluluk omuzlarımız da.

O yılların zor şartları içinde aile olmanın önemini boşanmaların arttığı bu nesile anlatmamız lazım gözümde canlandı koskoca mazi derler  ya hakikaten öyle oldu. Siz okurlar gazetedeki ıslaklığı görmeyeceksiniz ama müsvette yazdığım kağıdı ıslattı iki damla gözyaşım.

Esen kalın

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık